Eurosport

Karanlıktan aydınlığa

Karanlıktan aydınlığa

10/09/2019 @ 10:02Güncellendi 10/09/2019 @ 10:05

Türkiye, çok da iyi başlamadığı 2019 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nı gümüş madalya ile bitirdi. Millilerimizin yolculuğunda başlangıç ve varış noktaları birbirinden oldukça farklıydı.

2019 Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası,unvanını korumak için Ankara’ya gelen Sırbistan’ın zaferiyle noktalandı. Turnuva boyunca rölantide ilerliyormuş gibi görünen Sırbistan son iki günde vitesi artırınca, arada sallansalar bile onları kimse yıkamadı. Bunu başarmaya en çok yaklaşan ülkeyse Türkiye oldu. Hem de birkaç sayı kadar…

Final günü Ankara Spor Salonu’nda gerçekten muhteşem bir atmosfer vardı. Zaten bu seyirci gücü turnuva boyunca Millilerimizin en etkili silahı oldu. Ne Hollanda ne de Polonya bu ortamda gerçek potansiyelini gösterebildi. Hatta finalde son Avrupa ve dünya şampiyonu, 2016 Rio Olimpiyatları ikincisi Sırbistan dahi etki altına alınabildi. Ama seyirci ne kadar iterse itsin son söz sahada söylendi.

Gel gitli kapanış

Şampiyonluk maçına ilk seti alarak giren Filenin Sultanları, ardından peş peşe iki seti rakibine kaptırdı. Ancak dördüncü setin son bölümündeki kusursuza yakın oyun karşılaşmayı tie-break’e taşıdı. O kusursuz oyun beşinci sette Türkiye 9-6 öne geçene kadar sürdü. Ne olduysa o andan sonra oldu. Servis karşılayamadık, top öldüremedik ve bir anda kendimizi 11-9 geride bulduk. Sonra 12-11 yeniden öne geçsek de elleri titremeyen Sırbistan 15-13’le kupaya uzanan ekip oldu.

Gönül tabi ki altın isterdi fakat organizasyon tarihinde ülkemize 2003’ten sonra ikinci gümüşü getiren Millileri kutlamak gerekiyor. Ama zirve olur muydu? Çeyrek finale kadarki performansımıza bakacak olursak, hayır. Çeyrek final ve sonrasına bakacak olursak, evet. Öyle ki, “Grup aşamasındaki performansı Ankara’da değil de bir başka ülkede sergilesek gruptan çıkamazdık.” diyen birine itiraz etmek yanlış olur. Ama son sekizle beraber iş ciddiye binince Milliler bir başka oynadı, bu da su götürmez bir gerçek.

Gruplarda Finlandiya, Yunanistan gibi takımlar karşısında kaybetmese de zorlanan, son 16’da Hırvatistan’ı 16-14’lük tie break’le güç bela geçen Türkiye, ardından Hollanda ve Polonya’yı sahadan sildi, Sırbistan’ın elinden de kupayı almaya çok yaklaştı.

Türkiye - Sırbistan

Son haftanın değişenleri

Bu değişimde en büyük pay yukarıda vurguladığım üzere seyirciyle beraber antrenör Giovanni Guidetti’ye ait. Seyahatler nedeniyle çeyrek ve yarı finaller öncesindeki ikişer boş günü çok iyi değerlendiren İtalyan teknik adam, rakipleri iyi analiz edip yumuşak karınlarını oyuncularına ezberletti. Bu süreçte orta oyunculardaki istikrar ve pasör çaprazlarındaki istikrarsızlıklar devam ederken, seviye atlayan köşe smaçörlerini unutmamak lazım. Meliha İsmailoğlu ve Hande Baladın başta olmak üzere bu pozisyondaki isimler son hafta boyunca daha istikrarlı skor ürettiler ve bir diğer önemli görevleri olan servis karşılamada gerekeni yaptılar. Yine de 2003’ün Neslihan’ı gibi pasörün her sıkıştığında topu yükseltebileceği bir güvenilir el olsa, her şey daha farklı olabilirdi.

Turnuvanın ilk sayısından son sayısına kadar hep en iyi olan isimse kaptan Eda Erdem Dündar’dı. Hatta Tijana Boskovic’in yerine MVP ödülünü alsa Boskovic karşı çıkmayabilirdi. Guidetti’ye bile Meryem Boz ısrarı veya finalde son molasını 14-12 gibi geri dönüşün çok zor olduğu ana kadar saklaması gibi eleştiriler getirilebilecekken Eda için söylenebilecek tek bir olumsuz nokta olduğunu sanmıyorum.

Turnuva öncesinde gümüş madalya teklif edilse belki de gözler kapalı şekilde kabul edilecekken böyle bir finalle altının bir adım uzağında kalmak oynayanından izleyenine, çalıştırıcısından yazı yazanına kadar herkesi hayal kırıklığına uğrattı. Ama Filenin Sultanları en azından bir sonraki Avrupa finali için bir 16 yıl daha beklenmeyeceğimizin işaretlerini verdi.

Hazırlayan: Mehmet Ali YAMAN