dpa

Eurosport'un konuğu Daniela Hantuchova: "Wimbledon eşsiz bir atmosfere sahip"

Eurosport'un konuğu Daniela Hantuchova: "Wimbledon eşsiz bir atmosfere sahip"

02/07/2019 @ 14:03

Milenyum çağının başlarında yıldızı parlayan Daniela Hantuchova, iki sene önce kortlara veda etti. Şu an çeşitli medya kanallarında tenis yorumculuğu yapan eski Slovak oyuncu, 2001 yılında karışık çiftler şampiyonu olduğu Wimbledon'ın atmosferini ve çim kortta oynamanın teknik sırlarını Eurosport Türkiye ekibinden Kuzey Kılıç'a anlattı.

Kariyeri boyunca oynadığı her Grand Slam’in dikkat çeken isimlerinden biri olan Daniela Hantuchova, 2001’de Wimbledon karışık çiftler zaferiyle birlikte kariyerinin ilk büyük başarısına imza atmıştı. 6 Temmuz 2017’de emekliliği açıklasa da, birkaç aylık dinlenmenin ardından tenis aşkını çeşitli kanallarda yorumculuk yaparak sürdüren Slovak efsane; emeklilik sürecini, Wimbledon’ın teknik sırlarını ve çok daha fazlasını bizlerle paylaştı.

Büyükanneniz eski bir ulusal tenis şampiyonuydu ve onun da yönlendirmesiyle tenise başladınız. Ondan öğrendiğiniz en önemli şey neydi?

Büyükannemden aldığım en önemli ders, oynadığım her rakibe karşı saygı göstermek ve onlara minnettar olmaktı. Çünkü kazandığım veya kaybettiğim herhangi bir maçta rakiplerimden ders alıyorum, bu yüzden onlara müteşekkir olmam gerekiyor.

Emeklilik kararını almanız zor oldu mu? Bu kararı verme sürecinizden bahsedebilir misiniz?

Sanırım emekli olmak her sporcu için zor bir durum çünkü hayatınız boyunca yaptığınız şeyi bırakıyorsunuz. Kararı vermek biraz zaman aldı ama doğru zamanın geldiğini hissetmiştim. Emeklilik kararımı açıkladıktan sonra kendimi iyi hissettim. Bana verdiği her şey için tenise minnettarım, ama bırakmak için doğru bir zamandı. Bununla birlikte tenisten emekli olmam, ona veda ettiğim anlamına gelmiyor, çünkü sevdiğimiz bir şeye basitçe güle güle diyebileceğimizi sanmıyorum. Ben sadece yılın 11 ayını yollarda harcayan profesyonel sporcu hayatıma güle güle dedim. Tenisin her zaman hayatımın bir parçası olacağını biliyorum, çünkü o benim DNA’mda ve onu gerçekten çok seviyorum.

Emeklilik sonrası hayatınız nasıl geçiyor? Yeni hayatınızdan keyif alıyor musunuz yoksa sıkı çalışma temposuna devam ediyor musunuz?

Emeklilik hayatımdan kesinlikle keyif alıyorum. Hayatım boyunca yapmak istediğim, ancak zaman ayıramadığım çok fazla şey vardı. Şimdiyse bunlara zaman ayırabiliyorum ve bu harika. Açıkçası çok çalışmaktan zevk alıyorum, çünkü ben böyleyim. Ne yaparsam yapayım, her zaman %100’ümü veririm. Televizyonda yeni bir kariyere başladığım için çok mutluyum, özellikle Amazon Prime Video ile birlikte yaptığımız çalışma çok güzel oldu ve hayatım boyunca ilgilendiğim bir konuda yorum yapma şansına eriştiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Ayrıca ATP turunda görev alan ve erkek tenisinden bahseden az sayıda kadından birisi olmak da ilham verici. Biraz zorlu ama her saniyesinden keyif alıyorum. Amazon ve Fox Sports ya da birkaç hafta önce yaptığım Roland-Garros yayınları çok eğlenceli geçti. Roland-Garros’u tamamen hissetmek ve eğlenceli anlar yaşamak harika bir deneyimdi. Ayrıca orada birlikte çalıştığımız çok iyi bir ekip var. Yeni başlayan televizyon kariyerimden gerçekten keyif alıyorum.

2001 yılında kariyerinizin ilk Grand Slam zaferine Wimbledon’da karışık çiftler kategorisinde ulaştınız. Bize Wimbledon atmosferinden biraz bahsedebilir misiniz?

Wimbledon eşsiz bir atmosfere sahip. Orada oynayan her oyuncunun şanslı olduğunu düşünüyorum, takvimin en kutsal yerinde oynamak çok büyük bir fırsat. Kazanmak ya da kaybetmek çok önemli değil, çünkü orası çok özel. Kapılardan her geçtiğinizde inanılmaz bir hisse kapılıyorsunuz ve böyle harika bir atmosferin parçası olmanın verdiği ayrıcalığın farkına varıyorsunuz. Her an bir tarihe tanıklık ettiğiniz hissine sahipsiniz. Gerçekten başka yerlerde buna benzer bir şey yok. Çok özel iki hafta -hatta ön eleme turlarıyla birlikte üç hafta- izleyeceğiz. Çünkü kadınlar klasmanında her şey olabilir, birbirine denk birçok isim ve var ne olacak göreceğiz. Erkek klasmanında ise yine üç devden birisi zafere ulaşacaktır.

Daniela Hantuchova

Çim kortta oynamanın dinamiklerinden ve kilit noktalarından bahsedebilir misiniz?

Çim kort gerçekten çok hızlı ve bu yüzden burada alçaktan oynamalısınız. Çim sezonu öncesi yaptığınız fitness çalışması çok önemli, örneğin squat antrenmanlarını arttırmalısınız; böylelikle daha alçaktan oynayabilirsiniz. Ön bacak ve kalça kaslarınızda ilk birkaç gün ağrı yaşayabiliyorsunuz, ancak çim üzerinde iyi olmak gerçekten alçaktan oynamaya bağlı olduğundan bu acılara katlanmanız gerekiyor.

Açıkçası çim zemin eskiye kıyasla artık çok daha yavaş. Birkaç gün önce Queen's Club Şampiyonası'nda 30-40 vuruşluk ralliler gördük, ki bu inanılmaz. Bu ralliler bize çimin ne kadar yavaşladığını gösteriyor. Eskiden böyle değildi. Wimbledon bu nedenle çok daha ilginç olacak, çünkü hızın azalmasıyla birlikte bu zeminde iyi oynayan daha fazla oyuncu görebiliriz. Turnuva boyunca hava güzel olacak gibi görünüyor ve bu durum kortun hızını biraz arttırabilir. Ama en önemli noktalar alçaktan oynamak, topun altına girmek ve olabildiğince akışkan vuruşlar yapmak.

Roland Garros’un kadınlar tarafında birçok sürpriz gördük. Sizce bunları Wimbledon’da da görebilir miyiz?

Kadınlardaki ilk tur kuraları sürprize açık ancak her zaman agresif oynayan ve sahada iyi görünen oyuncuların bu kortlarda daha iyi bir şansa sahip olduğunu göz önüne almalıyız. Yani daha agresif ve cesur oynayarak risk alan oyuncular kupaya daha yakın. Ash Barty’yi ve son birkaç aydır sergilediği oyunu kesinlikle seviyorum. Dünya 1 numarası olmayı hak ediyor çünkü o harika biri. Alçak gönüllü ve bu başarılar onu değiştirmeyecek. Sporumuzda bu karakterleri görmek harika, böyle oyunculara daha fazla ihtiyacımız var.

Erkekler tarafında bazı sürprizler görebiliriz ancak ben buna sürpriz demezdim. Çünkü genç oyuncuların kalitesi ortada, gayet iyi oynuyorlar. Roland-Garros’ta inanılmaz performans gösteren Dominic Theim’in Wimbledon’da da iyi işler yapması muhtemel. Bu yüzden turnuvada sonlara kadar ilerleyebilecek çok fazla oyuncu var, ama sonuçta yine ilk üç isimden biri zafere ulaşacak gibi.

Wimbledon’daki şampiyonluk adaylarınız kimler?

Sanırım erkekler tarafında Roger Federer veya Rafa Nadal şampiyon olacak, %51-%49 şeklinde şans dağılımı yapabilirim. Kadınlarda ise işler çok daha karışık. Ash Barty’nin büyük bir şansı var. Serena’yı asla hafife alamayız, çim zeminde ne kadar güçlü olduğu ortada. Ama sanırım tercihimi Ashleigh’den yana yapacağım. Wimbledon’da Roland-Garros’a göre çok daha farklı bir oyun tarzı söz konusu, ayrıca Merkez Kort'a ayak bastığınız an üzerinizde daha fazla baskı ve beklenti var. Barty'nin dünya 1 numarası olarak bununla nasıl başa çıkacağını görmek ilginç olacak. Servislerinden dolayı Pliskova’nın da şansı olabilir. Petra Kvitova’ya burada her zaman şans verirdim çünkü çim zemini seviyor, ancak sakatlandı ve bu yüzden formunu kaybetmiş olabilir. Sonuç olarak kadınlarda Ash Barty'nin zafere ulaşacağını düşünüyorum.