AA

İpek Şenoğlu Galatasaray'ın gerçekleşmeyen tenis şubesi projesini anlattı

İpek Şenoğlu: Hazmedemiyorum

18/02/2014 @ 15:54Güncellendi 18/02/2014 @ 16:02

Eski milli tenisçi İpek Şenoğlu, Galatasaray Kulübü'nün kurmayı planladığı ancak daha sonra dondurduğu tenis şubesi için 8 ay çalıştığını söyledi.

İpek Şenoğlu yaptığı açıklamada, Galatasaray Kulübü'nün mali genel kurulunda başkan Ünal Aysal'ın tenis şubesi kuracaklarını ve kendisiyle çalışacaklarını açıklamış olduğunu hatırlatarak, bu süreçte çeşitli projeler sunduğunu ve 8 ay sarı-kırmızılı yetkililerle birlikte çalıştığını dile getirdi.

Tenis şubesinin kurulma çalışmalarını ve kendisiyle birlikte yola çıkma niyetlerinin ilk açıklandığı dönemde Belçika'da bir turnuvada olduğunu belirten Şenoğlu, şunları söyledi:

"Ben de gelen telefonlar üzerine bundan haberdar oldum. İstanbul'a döndüğümde beri aradılar. Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal ve yönetim kurulu üyesi Sedat Doğan'la bir araya geldim. Tenis şubesinin kurulması için sekiz ay kadar beraber çalıştık. Güzel projeler hayata geçirmek istediler. Ben de elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Çünkü futbol kulüplerimizin bu alanda yer almaları demek, ülke tenisimizin dünya seviyesine yaklaşması demek. Bu branşta büyük para da var. Tenise ilk girecek olan kulüp, pastadan da büyük payı alacak. Dört yaşından itibaren kendilerine taraftar yetiştiriyor olacaklar. Proje niye bitti, neden gerçekleşmedi gerçekten ben de bilmiyorum. Sadece tesis bulamadıklarını söylediler. Ben Galatasaray gibi bir spor kulübünün tesis bulamamasını kabul edemiyorum, hazmedemiyorum. Eminim ki tenise Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş hepsi girecekler. İlk giren en büyük payı alacak. Onların da zaten böyle bir projeye girdiklerinde benimle bir araya geleceklerini düşünüyorum."

"Tenis, kara geçebilecek tek amatör spor"

Galatasaray Kulübü'nün projesinden farklı olarak, şube başkanı olmak istemediğini ama bu projenin başında bulunmayı talep ettiğini kaydeden İpek Şenoğlu, Galatasaray isminin kendi isminden daha büyük olduğunu ifade etti.

Şubenin kontrolünün dışarıdan kendisine verileceği ve hesapların kontrol edileceği bir proje yönetilmesini istediğini dile getiren Şenoğlu, şunları kaydetti:

"Kendileri biraz düşündüler. Amatör şubeler böyle işlemiyor biliyorsunuz ama tenisin böyle işlemesi gerekiyor. Tenis, kara geçebilecek tek amatör spor. Daha kimse farkında değil. Voleybol, basketbol hepsi zararda. Tenis, 2 sene içerisinde kendi kendini döndürebilecek, kara geçebilecek bir amatör spor. Ben hiç acele etmiyorum. Çünkü eninde sonunda yapacaklar. Bu işi yapmak istiyorlarsa da benimle çalışmaları gerek. Türkiye'de benim vizyonumda bir kişi daha yok. Benden çok daha iyi kurumsal yöneticiler var ama tenis alanında benimle çalışan önde olacaktır diye düşünüyorum."

Bridgestone İpek Şenoğlu Cup Tenis Turnuvası

Kendi adıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Bridgestone İpek Şenoğlu Tenis Turnuvası'nın çok büyük ilgi gördüğünü anlatan başarılı eski sporcu, "Bu sene en çok gurur duyduğumuz konu, sosyal sorumluluk projemiz. Turnuvadan elde edilen karla, milli takımda oynayan tekerlekli sandalye tenisçilerimizden ikisine destek olmaya çalışacağız. Onların yurt dışında oynamaları gereken bazı turnuvaları var, ihtiyaçları var. Destek vermeye çalışacağız. Aynı zamanda otistik tenisçimiz Burak Erdoğan kardeşimiz var. Türkiye'nin tek otistik tenisçisi, turnuvamızda mücadele ediyor. Bu da beni heyecanlandırıyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Bir anda Grand Slam şampiyonu çıkmaz"

Tenis sporunun Türkiye'deki gelişimine dikkati çeken İpek Şenoğlu, bu alanda uzun vadeli yatırımların başarı getireceğini vurguladı.

Türkiye'de bu alanda yapılacak çok şeyin olduğunu anlatan Şenoğlu, "Teniste bir çok çalışma başladı ama zaman alacak projeler bunlar. Bir anda grand slam şampiyonu yetişmiyor. Ben devraldığım bayrağı dünya 52 numarasına kadar getirdim. Daha ileri taşımak için genç arkadaşlar mücadele ediyorlar. Çağla Büyükakçay, Pemra Özgen, İpek Soylu, Başak Eraydın ve Melis Sezer var. Kadın tenisinde bayrağı önde taşıyan isimler. Benden devraldıkları bayrağı daha ileri taşımaları çok önemli ve bu görevi layığıyla yapacaklarını düşünüyorum. Onlar bayrağı bir sonraki jenerasyona devrettiklerinde artık Türkiye'de daha farklı başarılar geliyor olacak. Bu bir süreç işi, zamanı hızlandırmak ise mümkün değil" şeklinde görüş belirtti.