AFP

"Nadal toprakta kendini bulmuş durumda ve bu Djokovic için en büyük sorun"

"Nadal toprakta kendini bulmuş durumda ve bu Djokovic için en büyük sorun"

22/05/2016 @ 10:02Güncellendi 22/05/2016 @ 18:03

Çağla, İpek ve Marsel'in de boy göstereceği Roland Garros 2016'da nefesler tutuldu. Eurosport spikeri Emre Yazıcıol'un değerlendirmeleriyle heyecana ortak olun!

Doruk Leloğlu: Novak Djokovic'in rakiplerine göre oldukça avantajlı bir kurası var. Ne var ki geçtiğimiz hafta Roma'da dünya 1 numarasının alıştığımız keskinliğinden uzak olduğunu gördük. Müzesindeki en önemli eksiği "Silahşörler Kupası" olan Sırp raket için "o sene bu sene" mi?
Emre Yazıcıol: O sene bu sene mi bilemiyorum ama kağıt üzerinde Novak Djokovic 2016 Roland Garros'a, 2015 Roland Garros'taki kadar büyük bir marjla favori olarak girmiyor, o kesin. Yanlış bir algı oluşturmamak için buraya hemen şu notu düşeyim; Novak yine Roland Garros'un en büyük favorisi. Ancak geçen sene enkaz vaziyette olan, burada 9 kez kazanmış Rafa Nadal şu anda en azından toprakta kendini bulmuş durumda ve bu Djokovic için en büyük sorun. Andy Murray ise büyük toprak turnuvalarında Rafa ve Novak'ı kısa süre önce devirmiş olmanın özgüvenini taşıyor ve bence şu anda gezegenin en iyi 3. toprak kort oyuncusuna dönüştü. Ayrıca Novak'a ters gelebilen Kei Nishikori'nin formu da dikkat çekiyor. Madalyonun diğer tarafı ise, geçen seneki kadar sürdirek favori olmamak Novak'ın psikolojisine iyi gelecektir. Ayrıca çok da iyi bir kura çekti. İş dönüp dolaşıp potansiyel Djokovic - Nadal yarı finalinde çözülecekmiş gibi görünüyor, tabii Rafa erken bir kazaya uğramazsa. Üçüncü turda muz kabuğu olarak belalısı Fognini bekliyor olacak zira.

Sargın Tekşal: 2016'da iki kritik final kaybeden Serena Williams geçtiğimiz hafta Roma'da 9 ay sonra turnuva kazandı. Eski günlerine dönüş sinyalleri veren Azarenka'nın da toprak kort sezonundaki performansını göz önüne aldığımızda Serena'nın 22. Grand Slam zaferini kazanarak Steffi Graf'ı yakalama şansı sizce ne kadar?
EY: Serena her ne kadar renk vermemeye çalışsa da geçen sene takvim slamine giderken inanılmaz biçimde kaybettiği US Open yarı finalindeki Vinci maçını bir türlü arkasında bırakmayı başaramadı. 34 yaşındaki bir oyuncunun bu kadar büyük bir fırsat gelmişken bir çuval inciri berbat ettiğini düşünmesi normal. Çok uzun süredir dünyanın en iyi oyuncusu olan Serena'yı, teniste yapılabilecek (neredeyse) her şeyi yapmış bir Serena'yı heyecanlandıran çok az şey olduğunu düşünüyorum ben artık. Takvim slami onlardan biri ve başlıcasıydı. 22 ve daha sonra 23 slam de bu kategoride değerlendirilebilir; ama Serena'nın geçen seneki hayal kırıklığı sonrası enerjisini bu hedeflere, en azından henüz kaydıramadığını ve konsantre olamadığını görüyoruz. Yine de WTA'deki yıldız eksikliği ve müsait ortam Serena'ya bu şekilde bile slamlerde finaller, yarı finaller oynama şansını sunuyor ve sunacaktır da. Ama işte Serena da olsanız, yeterince konsantre olmadığınızda o finallerle başa çıkamayabiliyorsunuz, bu sene Avustralya Açık'ta gördüğümüz gibi. Burada bir erken kaza olursa, mesela 3. turda Fransız Mladenovic böyle bir tehdit bana kalırsa, buna geçen yılki kadar şaşırmayacağım. Çeyrek finalde de bir Azarenka eşleşmesi olasılığı var ki o da Serena için bir sorun.

Serena Williams après sa défaite en finale de l'Open d'Australie

DL: Daha önce Türkiye'den hiçbir kadın tenisçi Grand Slam ana tablosunda yer almamıştı. Çağla Büyükakçay ve İpek Soylu, Roland Garros elemelerini geçerek ülke tenisi adına tarihi bir başarıya imza attılar. Sizce bu, ayak sesleri daha önceden duyulan bir gelişimin sonucu mu, yoksa bu tür iddilalı söylemler ve büyük beklentiler için henüz erken mi?
EY: Çağla uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde, her sene üzerine koyarak ilerledi ve şu anda bulunduğu yere gelebilmek için çok çalıştı. Ayakları yere basan, tenisi çok seven ve kendini geliştirmek için gereken emeği fazlasıyla veren müthiş bir sporcu Çağla. Kendi emeği kadar, etrafında iyi bir takımın olması gerektiğini de biliyor ve çok iyi bir ekiple çalışıyor. Koçu Can Üner, ABD'de kolejde tenis oynamış, büyük bir ATP koçluk deneyimi olan, gerçekten çok çok iyi bir koç. İşin mental boyutu için de Çağla'nın bir yaşam koçu var. Kısacası hiçbir şey tesadüf değil.

İpek ise Türkiye'nin yeni düzene göre yetişen belki de ilk tenis oyuncusu. Yeni düzen dediğim; bu büyük global tenis ailesi içinde oyuncuların çok küçük yaşlardan itibaren dünyanın pek çok yerinde turnuva oynaması, farklı farklı ülkelerden arkadaşlar edinmesi, beraber çiftlerde oynaması, tenisin başkentleri olan belli dünya şehirlerinde idman yapması... Kısacası çok erken yaşta bir "dünya insanı" olması ve kendisini oralara ait hissetmesi. Tenis gibi bireysel bir sporda bu çok önemli bir nokta. Bilhassa bizim gibi, bu konularda zorluk yaşayan ve psikolojik zincirleri kırmakta iyi olmayan bir ülke için daha da önem kazanıyor. Çağla'nın en büyük handikaplarından biri bu oldu kariyerinde. Junior'da çok oynayamadığı, maç tecrübesini erken yükseltemediği için WTA dünyasına tam anlamıyla intibak etmesi için süre gerekti. İpek ise gençlerde Amerika Açık çiftleri kazanmış, en iyi junior isimlerle birlikte yetişmekte olan bir oyuncu olarak çok erkenden bazı şeyleri otomatikman geride bıraktı.

Sporculardan bağımsız olarak işin üçüncü kısmı da toplumsal dinamikler. Bilhassa 2011-2014 arasında WTA Sezon Sonu Şampiyonası ile patlama yapan tenis talebi halihazırda artarak devam ediyor ülkede. İş öyle bir hal aldı ki, önceki yıl ATP İstanbul Open'a Roger Federer geldi! ATP ve WTA turnuvalarımız var diye sevinirken, bir de Antalya'da 2017'den itibaren başlayacak ATP çim turnuvamız oldu. Bir sporun bu kadar sevildiği, takip edildiği ve o spora ciddi yatırım yapılan ortamda yavaş yavaş bazı eşikleri atlamak, oyuncu çıkarmak da kolaylaşıyor haliyle.

ST: Geçen sene Bacsinszky ve Safarova gibi isimler turnuvanın sürprizi olmuşlardı. 2016'de kadınlar ve erkekler ana tablosuna baktığımızda ''yükselen yıldız'' olmaya aday oyuncular hangileri?
EY: Erkeklerde Nick Kyrgios, Dominic Thiem, Alex Zverev, Taylor Fritz ve Hyeon Chung'u sayabilirim. Kadınlarda ise Daria Kasatkina, Louisa Chirico, Oceane Dodin ve umuyorum ki Çağla ile İpek...

Çağla Büyükakçay, İpek Soylu ve Marse İlhan

DL: Roger Federer'in olası emeklilik kararının tenis dünyasını nasıl etkileyeceği merak edilirken, adeta bunun provasının yaşandığı bir sezona tanıklık ediyoruz. Avustralya Açık'tan bu yana sadece 5 maça çıkan ve son olarak Roland Garros'tan da çekilen Federer'in, Wimbledon ve Rio şansını nasıl değerlendirirsiniz?
EY: Sakatlık anlamında "nazar değmesin" dediğimiz büyük usta Roger Federer bu anlamda kariyerinin belki de en zor yılını geçiriyor. Dizinden geçirdiği ameliyat ile kariyerinde ilk kez bıçak altına yattı ve 2013'te kendisini zorlayan sırt problemi hortladı. 8 Ağustos'ta 35'ini devirecek ve artık bu noktada vücudu ona bazı yaptırımlar uygulamaya başlamış durumda, ki bu normal. Roger Federer her zaman, ama bilhassa son beş yılda çok akılcı hamlelerle kariyerini yönetti. Raket seçiminden yıllık takvimine ve koç değişikliklerine varıncaya kadar bunu pek çok farklı alanda gördük. Roland Garros'tan çekilme kararını da bu düzlemde ele almak gerekiyor. Toprak kort fiziksel yıpratıcılığı en yüksek kort tipi. Sadece katılmış olmak için, Novak-Rafa-Andy hattı bu kadar güçlüyken, fizik olarak kötü durumda olup burayı oynamak duygusal ve yanlış bir seçim olur, Wimbledon, Rio ve US Open hedeflerine de balta indirebilirdi. Dolayısıyla bu mantıklı kararı Roger Federer'in emeklilik fragmanı gibi görmek sağlıklı değil. Roger tenisi çok seviyor ve kariyerini olabildiğince uzatmaya çalışıyor. Belki de gelecek sene toprak sezonunu tamamen pas geçer, ama bu sayede Wimbledon kazanabilir. Roger Federer hayranları müsterih olsun, ekselans henüz bitmiş değil.

Emre Yazıcıol / @emreyaziciol