Eurosport

The Irishman: Pat O’Callaghan

The Irishman: Pat O’Callaghan

04/12/2019 @ 15:08

1928 Amsterdam ve 1932 Los Angeles Olimpiyatları’nda ülkesi İrlanda’ya altın madalya kazandıran çekiç atma sporcusu Pat O’Callaghan’ın hikâyesini Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı kaleme aldı.

Rivayete göre, 1934 yılında psikopat bir lider, ülkesinin iki yıl sonra düzenleyeceği olimpiyatlardaki başarısını sağlama almak için emirler yağdırır. Hedefindeki branşlardan biri ise çekiç atmadır. Bu amaçla o branşın en iyilerinin izlenmesini ve incelenmesini ister. Hatta bunun için görevlendirdiği kişileri, o dönemin yıldız çekiç atma sporcusunun peşinden İrlanda’ya gönderir.

Anlatılanlar doğruysa eğer, söz konusu diktatörün gönderdiği heyetin içinde, yıllar sonra ismi “propaganda yönetmeni” olarak anılacak olan Leni Riefenstahl da bulunmaktadır. Leni, İrlandalı sporcunun antrenmanlarını kaydeder. Heyette bulunan doktorlar ise vücut yapısını inceler. Notlar alınır, değerlendirmeler yapılır. Bahsi geçen diktatörün ismi tahmin edileceği üzere, Adolf Hitler’dir.

Sporcu ise 1928 ve 1932 olimpiyatlarında altın madalya kazanan, çekiç atmanın efsane ismi, İrlanda’nın medar-ı iftiharı:

Pat O’Callaghan…

Pat O’Callaghan

Doktor Pat

Pat O’Callaghan, 1906 yılında İrlanda’nın Cork şehri yakınlarındaki Kanturk’te doğdu. Küçük yaşlardan itibaren okulla pek haşır neşir olan Pat’in eğitimi için kat etmek zorunda olduğu çileli bir yolu vardı. Zira, günde yaklaşık 45 kilometrelik bir mesafe tepmesi gerekiyordu. Küçük Pat, bisikletine atlayıp her gün ilim irfan peşinde yollara düşüyordu.

Belki de o günlerden kalan bir miras olarak son derece sportif bir vücut yapısına sahip olmuştu. Bunun yanı sıra, okulundan bir gün bile geri kalmamış ve üst düzey başarıyla mezun olarak tıp eğitimi için Dublin’deki Royal College of Surgeons’a kapağı atmıştı. Başarısına üniversitede de ara vermeyen Pat, tıp fakültesinden henüz 20 yaşında mezun olurken, ülkenin en genç cerrahı unvanının da sahibi oluyordu. Fakat genç olmak her zaman avantajlı bir husus olmayabiliyordu. Öyle ki, Pat de yaşı nedeniyle ülkesi İrlanda’da çalışacak bir yer bulamamış ve soluğu Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin Ortadoğu’da konuşlanmış bir hastanesinde almıştı. Bir süre mesleğini burada icra etmiş ve sonra ülkesine geri dönmüştü.

Diğer taraftan, bu delikanlının içini kemiren başka bir mevzu daha vardı. Okuldan mezun olmadan evvel tesadüf ettiği değişik bir spor dalı aklında yer etmişti. Genç adamların evirip çevirip fırlattıkları çekiçleri gördüğünde bunun esneklik ve kuvvet gerektiren asil bir spor olduğu konusunda kanaat kılmıştı. İlk işi de bir demirci ustasına gidip benzer bir çekiç yaptırmak olmuştu. Sonra ise kendi kendine çalışmaya başlamış ve görünürde bayağı bir de aşama kaydetmişti. Ne de olsa çalışan, her şeyi başarırdı. O zaman, en yükseği hedeflemeye de bir mâni yoktu.

Pat O’Callaghan

Altına hücum

1925’te çekiç fırlatmaya başlayan Pat, 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda ülkesi adına sahaya adım atmıştı bile. Bu olimpiyatlar birçok ilki bünyesinde barındırıyordu. Kadın atletler ilk kez yarışıyor, ilk kez ülkeler geçit töreni yapıyor ve ilk kez olimpiyat meşalesi stadın dışındaki bir platformda oyunlar boyunca yanıyordu. Ancak seyircileri bir “ilk” daha bekliyordu.

O zamanlar henüz 22 yaşında bir delikanlı olan Pat, çekiç atma müsabakasında beklentilerin üzerine çıkmış ve ülkesine altın madalya kazandırmıştı. Bu madalyanın kişisel anlamının ötesinde özel bir durumu daha vardı. Bu madalya, İrlanda’nın “serbest” olduktan sonra kazandığı ilk madalyaydı.

“Kazandığım için mutluyum. Ama kendim için değil. Dünyaya İrlanda’nın bir bayrağı olduğunu, bir milli marşının olduğunu ve aslında ayrı bir millet olduğumuzu gösterebildiğim için mutluyum.”

Evine, işinin başına dönen Pat, artık ülkesinde herkes tarafından tanınıyordu. “Doktor”, bir yandan cerrahlığa devam ederken bir yandan da bir sonraki olimpiyat için hazırlanmaya devam ediyordu. Bu sefer işi daha sıkı tutuyordu. Çünkü Los Angeles Olimpiyatları’na bir önceki şampiyon unvanıyla gidecekti. Malum, herkesin hedefinde o olacaktı. Ancak müsabakalar başladığında bu durum pek de etkilemedi. 1932 Los Angeles Olimpiyatları sona ererken Pat’in boynunda yine altın madalya vardı.

Pat O’Callaghan

Pat, art arda yaşadığı olimpiyat şampiyonluklarından sonra bir üçüncüsü için oldukça hevesliydi. Kendi ifadesiyle kariyerinin fiziki olarak en iyi dönemindeydi. Ancak ülkesinin olimpiyatlarda temsili konusunda yaşanan siyasi sorunlar nedeniyle bu hayallerine veda etmek zorunda kalacaktı. Yine de bu durum 1936 Berlin Olimpiyatları’nda “özel” bir yeri olamayacağı anlamına gelmiyordu. O özel yer ise Hitler’in locasıydı.

Hitler’in, olimpiyatlardan önce İrlandalı çekiç atma sporcularının başarılarından etkilendiği ve sırlarını öğrenmek için özel bir heyet gönderdiği söyleniyordu. Muhtemelen bu dönemde oluşan tanışıklık, olimpiyatlarda da Pat’in Almanlar tarafından ayrı bir hürmet görmesine neden olmuştu.

Olimpiyatlardan sonra bir süre daha antrenmanlarına devam eden Pat, İkinci Dünya Savaşı patlak vermeden önce, biraz da beklenmedik şekilde ABD’ye gitti. Kimi söylentiler bu duruma bir trajedinin neden olduğu yönünde. Bir çekiç atma antrenmanı sırasında küçük bir çocuğun ölümüyle sonuçlanan olay, Pat’le ilişkilendirilse de bu konuya dair dişe dokunur bir bilgi bulunmuyor.

Uluslararası bir şöhrete sahip olmasının da etkisiyle organizatörlerin ilgisini çeken Pat, ABD’deki günlerini profesyonel güreş müsabakalarına çıkarak geçirmişti. Bununla beraber, aynı dönemde Tarzan filmlerinde oynaması için teklif aldığı ve reddettiği de onunla ilgili anlatılan hikâyelerde sıklıkla yer alıyor. Ancak görünen o ki, “Doktor” Pat bir süre sonra ülkesine dönüp hayatının geri kalanını kendi mesleğini icra ederek geçirmeyi yeğlemiş.

Bir doktor, bir atlet ve neredeyse Tarzan… Pat O’Callaghan’ın İrlanda’nın kırlarından, olimpiyatlara; Nazi Almanyası’ndan Hollywood’a uzanan bir yolcuğu var. Hikayesi üç buçuk saatlik epik bir Martin Scorsese filmine konu olmadı belki ama yine de anlatılmaya değer… En nihayetinde, o da bir “Irishman”…

Pat O’Callaghan…