Getty Images

Susann için bir altın madalya: Matthias Steiner

Susann için bir altın madalya: Matthias Steiner

30/10/2019 @ 16:32Güncellendi 30/10/2019 @ 16:37

2008 Pekin Olimpiyatları’nda altın madalyaya uzanan Alman halterci Matthias Steiner’in hikâyesini Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı kaleme aldı.

2004 yılında, Almanya’nın Zwickau kentinde yaşayan genç bir kadın Eurosport Almanya spikerlerine ardı ardına elektronik postalar atıyordu. Yayınlarla ilgili bir şikâyet, bir övgü ya da teşekkür için değildi bunlar. Tek isteği, ekranda izlediği halter şampiyonasında yarışan Avusturyalı haltercinin iletişim bilgileriydi. Elbette, çok basit bir istek sayılmaz bu. Ancak aşk da engel tanımaz!

Susann, istediğini elde edecek ve Matthias Steiner adındaki gürbüz delikanlıya ulaşacaktı. Hayat bu ya, Matthias da ondan hoşlanacak ve hayatının geri kalanını Susann’la birlikte geçirmek isteyecekti. Ancak hayatta her şey planlandığı gibi gitmez. Matthias, bunu çok kısa bir zaman içinde öğrenecekti.

Matthias Steiner

"Halterci olacağım"

Küçükken futbolda pek yetenekli olan Matthias, bir gün eski bir halterci olan babasının yanına gidip şunları söyleyecekti:

“Baba, ben futbol oynamak istemiyorum. Ben halterci olmak istiyorum, tıpkı senin gibi."

Babası ise yıllar sonra bir röportajda oğlunun bu arzusuna ilişkin olarak, “Onun delirdiğini düşünmüştüm.” diyecekti. Zira, Matthias’ın halter konusunda yetenekli olduğu kanısında değildi. Hem eski bir halterci olarak o anlamayacaktı da kim anlayacaktı? Oğluna da bu düşüncelerini hissettirmişti. Ancak bir babanın oğluna “başaramayacağını” söylemesi bazen ters bir tepki yaratabilir. Matthias da başarabileceğini önce babasına kanıtlamak için her şeyi yapmaya karar vermişti. Babasının yaptığı küçük bir halterle çalışmalarına başladığında aklında sadece zirveye çıkmak vardı.

Ancak zirveye çıkmak o kadar kolay değildi tabii ki. Çalışmak bunun olmazsa olmazıydı. Ayrıca diğer şartların da size yardımcı olması gerekiyordu. Matthias’a ilk çelme kendi vücudundan gelecekti. 18 yaşına geldiğinde Matthias’a diyabet teşhisi kondu. Bir halterci için kâbus gibi bir şeydi bu. Rakipler yetmiyormuş gibi bir de hastalığıyla mücadele etmesi gerekecekti.

Şimdi her şey değişmeliydi. Antrenman yapmak büyük bir meseleydi çünkü hastalığı sebebiyle glukoz seviyesine sürekli olarak dikkat etmesi gerekiyordu. Sık sık antrenmanlarını yarıda bırakmak zorunda kalıyordu. Dolayısıyla hem fiziksel olarak gelişim kaydetmesi zorlaşıyor hem de psikolojik olarak kötü yönde etkileniyordu. Yine de vazgeçmeye niyeti yoktu, çalışmalarına büyük bir azimle devam edecekti.

Zafere giden yol

Matthias, 22 yaşına geldiğinde çalışmalarının karşılığını 2004 Atina Olimpiyat Oyunları’na katılan Avusturya takımında kendisine yer bularak aldı. Olimpiyatlarda elde ettiği yedincilik hiç de fena bir derece sayılmazdı. O ise çok daha iyisini yapabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyordu. Diğer taraftan, ona göre Avusturya Halter Federasyonu şampiyon bir halterci çıkaracak potansiyele sahip değildi. Federasyonla sorunlar yaşamaya başlayınca Matthias yönünü Almanya’ya çevirdi. Halter dünyasının başarılı ülkelerinden olan Almanya, belki de ona zafere giden bir yol bahşedebilirdi.

Matthias Steiner

Matthias’ın Alman vatandaşlığına başvurması ve Susann’la olan ilişkisinin başlaması aynı döneme denk geliyor. Bu mutlu birliktelik, peşinden koştuğu büyük hedef için konsantre olmasını da kolaylaştırıyordu. Almanya’da birlikte yaşamaya başlamışlar ve kısa bir süre içinde de evlenmişlerdi.

Eşinin desteği ve Alman Halter Federasyonu’nun imkânlarıyla, Matthias’ın tek hedefi vardı artık: 2008 Pekin Olimpiyatları. Antrenörlerinin isteğiyle süper ağır sıklete yönelen Matthias, tam bir kas yığınına dönüşmüştü. Çalışmalarına büyük bir özveriyle devam ediyordu. Ancak günün birinde çalan bir telefon hayatını alt üst edecekti:

Sıradan bir yaz günüydü ve telefon çaldı. ‘Merhaba, polis… Merak etmeyin, ciddi bir durum yok. Fakat, eşiniz bir trafik kazası geçirdi ve şu an hastanede.’ Hastaneye gittim ve bana ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını söylediler. Doktor ağır başlı bir şekilde, ‘Eşiniz öldü.’ dedi."

Bu trajedi, Matthias’ı paramparça etmişti. Antrenmanlarını bırakmış ve acısıyla baş başa kalmıştı. İçindeki öfkeyi ne yapacağını, nereye yönlendireceğini bilmiyordu. Birkaç hafta sonra antrenman salonuna gittiğinde aradığı cevabı bulacaktı.

Şunu fark ettim ki, ne kadar çok antrenman yaparsam, o kadar az depresif oluyordum. Çalışarak geri kalan her şeyi bastırıyordum. Hedefime konsantre oldum. Gittikçe yükseliyordum. Ama tabii ki, çok kızgındım. Dünyayı ateşe verebilirdim.”

Matthias, 2008 yılında Pekin’de podyuma çıktığında yaşadığı trajediyi pek çok kişi duymuştu. Ancak onun neler başarabileceği konusunda pek de bir fikirleri yoktu. Koparma mücadelesine iyi başlamış ve ikinci hakkında 203 kg kaldırmıştı. Ancak üçüncü ve son hakkında 207 kg’ı kaldıramayınca bütün acıları tekrar gün yüzüne çıktı. Başaramayacağı korkusu ve hayal kırıklığı bir anda tüm vücudunu ele geçirdi. Normalde daha başarılı olduğu silkme mücadelesinde de açıkça görülüyordu bu. İlk hakkında 246 kg’da takıldı. Her şey bitmiş görünüyordu. Ancak antrenörü ikinci hakkında 248 kg kaldırırsa madalyaya ulaşacağını söylüyordu. Madalya mı? Bunu yapabilirdi. Belki altın değildi ama Susann için bir madalya kazanabilirdi.

Matthias, silkme müsabakasının ikinci hakkında podyuma çıktığında 248 kg’ı çığlıklar eşliğinde kaldırdı. Son hakkında 250 kg kaldıran Rus rakibiyle arasında toplamda 9 kg’lık bir fark vardı. Altın madalya için 258 kg kaldırması gerekiyordu. Mümkün değildi! Ama kaldırırsa Susann için altın madalya kazanacaktı. Yine de çılgınlıktı bu! Lakin, Matthias da öyle alelade bir adam değildi. 258 kg için podyuma çıktı. Tüm dünyayı ateşe verebilecek öfkeyi içinde tutan bu adam, şimdi öfkesinden beslenip kudretini tek bir yere yönlendiriyordu. 258 kg Matthiass’ın kollarında yükselirken tüm dünya onu izliyordu. Susann da artık ekran başında olamasa bile, belki de gittiği yerden bu ana şahit oluyordu.

Matthias Steiner

Matthias Steiner, zorlukların ve trajedilerin arasından sıyrılıp müthiş bir hikâyenin kahramanı oldu. Onun bu azmi elbette her sporcu, hatta her insan için ilham olabilecek şeyleri içinde barındırıyor. Bir şampiyon olmak için, görüldüğü üzere çok fazla şey gerekiyor…