Eurosport

Hiroşimalı bir çocuk: Shun Fujimoto

Hiroşimalı bir çocuk: Shun Fujimoto

04/09/2019 @ 13:21Güncellendi 04/09/2019 @ 13:23

Shun Fujimoto, 1976 Montreal Olimpiyatları’nda kırık diz kapağına rağmen gösterdiği performansla Japonya Erkek Jimnastik Takımı’nın altın madalyaya ulaşmasını sağlamıştı. Onun hikayesini Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı kaleme aldı.

“Burası Hiroşima. Dünyanın ilk atom bombası kurbanlarının 6 Ağustos 1945’te öldüğü yer. Güzel nehirleri hâlâ akıyor, tıpkı o uğursuz günde olduğu gibi. O güzel gökyüzü hâlâ kocaman, tıpkı o uğursuz günde olduğu gibi. O günün çocukları şimdi büyüdüler. Ve harap olan şehir de yeniden inşa edildi.”

Kaneto Shindo’nun yönetmenliğini yaptığı “Gembaku no ko (Hiroşima’nın çocukları)” filmindeki bu sahne Hiroşima’nın makus talihini izleyiciye bu şekilde aktarıyor. Film, atom bombasının ardından yaşanan zorlu yılları çocuklar üzerinden anlatıyor. Ancak bizim hikayemiz, o uğursuz günden yaklaşık altı yıl sonra dünyaya gelen başka bir Hiroşimalı çocuk hakkında.

O çocuk, Shun Fujimoto… 1976 Montreal Olimpiyatları’nda şampiyon olan Japonya Erkek Jimnastik Takımı’nın en özel üyesi…

Shun Fujimoto, Japonya takımıyla, Montreal 1976

Baskı altında

1976 Montreal Olimpiyatları’na gelirken Japonya Erkek Jimnastik Takımı kötü bir haberle sarsıldı. Takımın en önemli isimlerinden şampiyon jimnastikçi Shigematsu Kasamatsu, şampiyonanın hemen öncesinde apandisit ameliyatı olmuş ve takımdan çıkarılmıştı.

Elbette bu durum, takımda büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Zira Japonlar, 1960 Roma Olimpiyatları’ndan bu yana takım olarak altın madalyayı kimseye kaptırmamışlardı. Montreal’de ise hedefleri, tabii ki beşinci kez bu madalyaya ulaşmaktı. Ancak şimdi Kasamatsu’nun boşluğunu biriyle doldurmak durumundaydılar. Bu isim ise Shun Fujimoto’dan başkası değildi.

“Önceki kuşakların bize bıraktığı mirası kaybetmememiz gerektiğini biliyorduk. Ağır bir baskıyla karşı karşıyaydık.”

Daha sonraları Fujimoto, takımdaki havayı bu sözlerle özetleyecekti. Öte yandan, en büyük rakipleri Sovyetler Birliği bu kez her zamankinden daha güçlü ve iddialıydı. Oyunlar başladığında, çoğunluğun ilgisi ünlü kadın jimnastikçi Nadia Comaneci’nin tarihe geçen mükemmel performansında olsa da Japonya ve Sovyetler Birliği erkek takımları arasındaki mücadele de nefesleri kesiyordu.

Fujimoto, yer hareketlerindeki serisine başlarken Sovyet takımı birinci sıradaydı. Onları alt edebilmek için iyi bir performans göstermek gerekiyordu. Fakat Fujimoto, bunu tam anlamıyla gerçekleştiremedi. İyi bir seri geçirirken, bitiriş esnasında zamanlama hatası yaparak düştü.

“Sağ dizim içe doğru büküldü ve çok yoğun bir acı hissettim.”

Fujimoto’nun hissettiği bu acı, kırılan diz kapağından kaynaklanıyordu. Kuşkusuz büyük bir yıkımdı bu. Sakatlık, Fujimoto’nun yokluğunda takımın geri kalanına daha büyük bir psikolojik yük bindirecekti. Konsantrasyonun en üst düzeyde ihtiyaç olduğu bu sporda, takımı olumsuz yönde etkileyecek bir unsura hiçbir şeraitte izin verilmemeliydi. Bu unsur, kırık bir diz kapağı olsa dahi…

Fujimoto, yıllar önce yaşanan felaket sonrasında doğduğu şehrin yaptığı gibi, kendi felaketinin üzerinde dimdik doğruldu. Sakatlığını hiç kimseye söylemeyecek ve yarışmaya devam edecekti. Takım olarak en kötü oldukları branş olan atlama beygiri serisine çıkmadan önce oldukça gergindi. Fakat gösterdiği performans kendisini dahi şaşırtacaktı. Öyle bir performanstı ki bu, sıralamada Japonya’yı Sovyetler Birliği’nin üzerine taşıyordu. Sırada ise Fujimoto’nun en başarılı olduğu branş olan halka hareketleri vardı.

Shun Fujimoto

Halka hareketleri, performans esnasında bacakların düz durmasını gerektiriyor ve aynı zamanda ciddi bir yükseklikten sert bir bitiriş ihtiva ediyordu. Dolayısıyla, kırık bir diz kapağına sahip bir sporcunun pek de tercih edeceği bir seri değildi. Ancak Fujimoto, bu detaylarla zihnini meşgul etmiyordu. Aklında sadece üzerine düşeni yapmak vardı. Seyircilere müthiş bir seri izletti. Bitiriş esnasında ayakları sert bir şekilde yerle buluştuğunda ise nahoş bir çatırtı duydu.

“Acı, bir bıçak gibi içimden geçti”

Fujimoto’nın acısı, göz pınarlarından cılız yaşlar halinde akarken; o, kollarını iki yana açmış hâlde yaklaşan zaferi bekliyordu. Kariyerinin en yüksek puanı olan 9,7’ye ulaşmıştı. Ne yazık ki, sakatladığı diziyse artık çok daha kötü bir durumdaydı ve hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktı. Fujimoto’nun sakatlığını oradaki bir doktor şu şekilde açıklıyordu:

“Saltolar yapıp, çığlıklar içinde veryansın etmeden o inişi gerçekleştirmesini idrak edebilmem mümkün değil.”

Fujimoto, geri kalan iki seriye katılamadı ancak yaptığı fedakârlık takım arkadaşları için büyük bir ilham kaynağı oldu. Müsabakalar sona erdiğinde ise Japonya, Sovyetler Birliği’ni geride bırakmıştı. Hem de sadece 0,4 puan farkla. Diğer bir deyişle, kırık bir diz kapağı farkıyla…

Fujimoto’nun yaptığı bu fedakârlık, Japonya’ya altın madalya getirdi ancak aynı zamanda kariyerinin sona ermesine de sebep oldu. Dizindeki hasar, hayatı boyunca onunla kaldı. Yıllar sonra yaptığı bir açıklamada, bazen ayağa kalktığında hâlâ dizinin yerinden oynadığından dem vuruyordu.

Shun Fujimoto, sporcu sağlığı açısından kötü bir örnek olsa da yaptığı fedakârlık ve dayandığı acı büyük bir takdiri hak ediyor. Bu davranışının kaynağını; onun karakterinde, doğduğu topraklarda ya da ülkesine aidiyetinde bulabiliriz. Ne de olsa o, en büyük acıları tatmış bir şehrin çocuğu. Ülkesi için kırık bir diz kapağının lafı olur mu?