Eurosport

Gardını al: Valentina Vezzali

Gardını al: Valentina Vezzali

06/11/2019 @ 17:33

Dile kolay, altı olimpiyatta dokuz madalya… Eskrim’in flöre dalında ilk akla gelen kadın sporculardan biri olan İtalyan Valentina Vezzali’nin öyküsünü Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı yazdı.

Jesi, İtalya’da Ancona yakınlarında küçük bir şehir. Fakat küçük olmasına bakmayın. Tarihi ve kültürel yönlerden hayli zengin bir yer. Burada doğan Roma İmparatorları mı ararsınız, ünlü besteciler mi ararsınız, sinema yıldızları mı ararsınız, hepsinden asgari miktarda mevcut.

Kültür ve tarih tamam ama spor konusunda da hiç boş değiller. Misal, ünlü futbolcu ve teknik direktör Roberto Mancini de bu toprakların suyunu içmiş; meyvesini, sebzesini yemiş. Ancak Jesi’de, cümle içinde geçince herkesin gururla kasıldığı başka bir branş daha var: Birçok olimpik sporcunun yetiştiği eskrim.

O eskrimcilerin en başında ise toplam dokuz olimpiyat madalyası bulunan Valentina Vezzali geliyor. Onun hikâyesi, babasıyla yaptığı küçük bir yolculukla başlamıştı.

Valentina Vezzali

“Çok meşhur olacak”

Sene 1988. Mekân, sokaklarında gondollarla gezilen bir şehir: Venedik. Baba ve kızı, birkaç günlüğüne geldikleri rüyalardan yapılmış bu şehri hayranlıkla seyrediyordu. Belki de neden orada olduklarını bir süreliğine unutuvermişlerdi. Kendilerini anın büyüsüne bırakmışlardı.

Biraz sonra ise babanın güçlü öksürükleri bu rüyayı dağıtacaktı. Hastaydı. Yorgun vücudu güçlükle dayanıyordu ancak dayanmak için de pek geçerli bir nedeni vardı. Kızı Valentina, o gün eskrim müsabakalarına katılacaktı. Antrenörleri onun çok yetenekli olduğunu söylüyorlardı. Hatta Jesi’deki efsane eskrim antrenörü, “maestro” lakaplı Ezio Triccoli de Valentina için güzel şeyler söylemişti:

“Bay Vezzali, merak etmeyin. Valentina, çok meşhur olacak. Size garanti ediyorum. Yeter ki böyle devam etsin.”

Maestro Triccoli, bu söylediklerinde son derece samimiydi. Zira, Valentina bu spora başlar başlamaz o ışığı göstermişti. Neredeyse en başından itibaren kazanmaya alışmıştı ve bu durumu istikrarlı bir şekilde sürdürüyordu. Elbette vereceği bazı sınavlar da olacak, bazı zorlukları aşması gerekecekti. Öyle ki, bunlardan ilki karşısına küçük yaşta çıkacaktı.

Baba Vezzali, 1989 yılında hastalığına yenik düşerek hayatını kaybetti. Valentina, elbette büyük bir keder içindeydi. Ancak her antrenmanda ve müsabakada babasının onu yalnız bırakmayacağını biliyordu. Tıpkı Venedik’te, hastalığına rağmen onun yanında olduğu zamanki gibi. Bu hissiyatla çalışmalarına devam eden Valentina, babasının ölümünden bir hafta sonra Dünya Gençler Eskrim Şampiyonası’nda ilk şampiyonluğu kazanacaktı.

Valentina Vezzali

“Valentina’nın gücü, kırılganlığından geliyor. Müsabakaya çıktığında duyduğu özgüven, onu kazanmaya şartlandırıyor. Aslında tam tersi bir kişiliğe sahip.”

Gazeteci Marisa Poli, Valentina hakkında bunları söylüyordu. Yaşadığı büyük kaybın kırılgan yapısına ters yönde bir motivasyon sağladığı aşikâr. Zira, her zaferinde babasının da oralarda bir yerlerde olduğunu ve bunu hissettiğini Valentina bizzat paylaşıyor.

“Her şeyi kazanabilirim”

Yaş aldıkça performansı da artan Valentina artık daha büyük hedeflerin peşinde koşuyordu. 1996 Atlanta Oyunları’nda takım halinde kazanılan altın madalyada payı vardı. Ancak onun için asıl mesele bireysel kategoride de başarılı olabilmekti. 1999 yılındaki Dünya Şampiyonası’nda bu uğurdaki ilk eşiği atlayacaktı. Valentina, bireysel kategoride ilk kez Dünya şampiyonu olurken daha iyisini yapabileceğine dair umudu da artmıştı.

“Sidney Oyunları’ndan bir sene önce, 1999’da ilk kez Dünya şampiyonu olmuştum. İlk şampiyonluğumu kazandığım andan itibaren olimpiyat şampiyonluğu için hazırdım. Gücümün farkındaydım ve antrenörüm Giulio da yanımdayken istediğim her şeyi kazanabilirdim.”

Kazandı da… Sidney’de başlayan bireysel olimpiyat macerası ona ardı ardına zaferler getiriyordu. Hatta onun deyimiyle ilk olimpiyat şampiyonluğunun ardından neler yapabileceğinin ve seviyesinin farkına varmış; daha sonraki müsabakaları öncekilere oranla çok daha rahat kazanmaya başlamıştı. Öyle ki; Sidney, Atina ve Pekin’deki performansıyla üst üste üç olimpiyatta şampiyon olan ilk eskrimci olacaktı.

Valentina Vezzali

“Maskeyi yüzünüze taktığınızda gerginliğiniz kararlılığa dönüşür, bir anda her şey mümkün görünür.”

37 yaşında, dördüncü olimpiyat şampiyonluğu için 2012 Londra Olimpiyatları’na katıldığında kafilenin en önünde o yürüyordu. Büyük bir gururla ülkesinin bayrağını taşıyordu. Fakat bu kez, her şey istediği gibi gitmeyecekti Valentina’nın. Uzun zamandır yaşamadığı yenilgiyle yarı finalde karşılaşacaktı. Daha da kötüsü, yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle bronz madalya müsabakası için de motivasyonunu sağlayamıyordu. Bitime bir dakika kala 10-6 gerideydi.

“Benim için çok zor bir andı. Altın madalya kazanma şansını kaybettikten sonra bronz için oraya tekrar çıkmak çok zordu. Umrumda değildi. Bir an önce bitmesini istiyordum. Sonra kenardan birinin bağırdığını duydum: ‘Omzuna, omzuna…’”

Kenardan bağıran antrenör Guilio’ydu ve Valentina’ya rakibinin omzuna saldırmasını söylüyordu. Valentina da bunu yaptı. Birinci, ikinci, üçüncü derken beş saniye kala durumu eşitleme şansına erişmişti. Seyirciler bu müthiş geri dönüşü alkışlıyordu. Valentina için tezahürat ediyorlardı. Ve Valentina bir sayı daha alıp eşitliği yakaladı. Daha sonra ise uzayan müsabakayı kazanarak bronz madalyanın sahibi oluyordu. Madalyanın rengi ne olursa olsun, daha önce defalarca şampiyon olsanız dahi kazanmak her zaman güzeldi.

“O anda ikna oldum ki, Maestro Triccoli ve babamın elleri benim elime rehberlik ediyordu. Böylece küçük bir mucize gerçekleştirmemi sağladılar.”

Valentina Vezzali, kariyerini madalyalarla doldurdu ve bugün İtalyan Parlemento’sunda kadın sporcular için çalışmalarına devam ediyor. Muhtemelen çok sevdiği Maestro Triccoli ve babası da onu gururla takip ediyor.