Eurosport

Çalınmış bir kuşağın torunu: Cathy Freeman

Çalınmış bir kuşağın torunu: Cathy Freeman

09/01/2020 @ 15:43Güncellendi 10/01/2020 @ 11:04

2000 Sidney Olimpiyat Oyunları’nda 400 metrede altın madalyaya uzanan Aborjin kökenli Avustralyalı atlet Cathy Freeman’ın hikâyesini Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı yazdı.

2015 yılının ekim ayında “The Syney Morning Herald” gazetesinin bilim editörü Bridie Smith, ilgi çekici içeriklerine bir yenisini eklemek için hazırlanıyordu. Vurucu başlıkları seviyordu. “Aramızda Yaşayan 5 Zombi/Yaratık” ya da “Feminist, Vegan Dinozor” gibi içeriklerin yanına yaraşacak son hamlesi için de bir uzay kıyafeti tasarımcısıyla görüşecekti.

Mülakat sırasında Dr James Waldie, vücudu saran bu özel kıyafeti tasarlarken olimpiyatlarda izlediği bir atletten ilham aldığını söylemişti.

“Onu ilk gördüğümde giydiği kıyafeti bir mühendislik ve tasarım aşamasından geçirirsek astronotlara yardımcı olabileceğimizi düşündüm. Astronotlar uzaya çıktığında bir anda ağırlıkları yok oluyor ve vücutları bu duruma hemen adapte oluyor. Bu kıyafet ise uyguladığı fiziki baskıyla vücudu kandırıyor ve onu yeryüzünde olduğuna ikna ediyor.”

Bridie’nin bu mülakattan sonra yüzü gülüyordu. Hem içerik ilgi çekiciydi hem de başlık artık hazırdı:

“Cathy Freeman’ın Olimpik Kıyafeti, Uzay Kıyafetine İlham Verdi.”

Cathy Freeman

Tanrı vergisi

“Çalınmış Kuşak” tabiri Avustralya Aborjinleri'nin kalbindeki en derin yaralardan biridir. 1900’lerin başından başlayarak yetmişlerin sonlarına kadar Aborjin çocukları devlet tarafından ailelerinden kopartıldı ve “Avustralyalı” ailelere evlatlık olarak verildi. Çocukları yoksulluk ve hastalıktan koruma bahanesiyle girişilen bu uygulama, geride parçalanmış yok olmaya yüz tutan bir kültür ve parçalanmış aileler bıraktı.

Çalınan kuşak mensubu olan küçük bir kız önce büyüdü, çoluğa çocuğa karıştı ve yıllar sonra da torun sahibi oldu. İşte o torunlardan birine Catherine Astrid Salome Freeman adı verildi. Kısa adıyla “Cathy”, henüz küçücük bir çocukken hayatı boyunca çok seveceği bir uğraş bulmuştu kendine: Koşmak.

“Tanrı vergisi bir yeteneğim vardı ve hayatımı bunun üzerine kurdum. Beş yaşındayken bir yarışa katılıp kazanmıştım. Bu çok hoşuma gitmişti.”

Cathy’nin sürati onu diğer çocuklardan bariz bir şekilde ayırıyordu. Büyüdükçe kazandığı yarışların sayısı da artmaya başladı. Ancak onu diğer çocuklardan “ayıran” başka bir özelliği daha vardı: Irkı. Irk ayrımının izlerinin silinmediği o yıllarda, yarışlarda birinci geldiğinde dahi ona ödül verilmiyordu. Cathy, her ne kadar o zamanlar çocuk olduğunu ve sadece kazandığı için bile çok mutlu olduğunu söylese de aile fertlerinin sıklıkla bu duruma isyan ettiğini de hatırlıyor.

Cathy’nin hayatındaki en önemli kişilerden biri olan annesi Cecilia, kızının yetenekli olduğuna inanıyor ve bu uğurda onu her zaman destekliyordu. Aynı şekilde, üvey babası Bruce Barber da Cathy’nin her zaman yanındaydı. Hatta eğer hakkıyla çalışır ve kendini adarsa bir gün olimpiyat madalyası kazanabileceğini de Cathy’nin aklına Bruce sokmuştu.

Hedef çok yüksek

Cathy, 15 yaşına geldiğinde Okullararası Ulusal Şampiyona’ya katıldı. Orada gösterdiği performans Cathy’ye 1990 Commonwealth Oyunları için yapılacak olan ulusal takım seçmelerinde bir şansı olabileceğini düşündürttü. Elbette bu düşüncesinde yanılmayacak ve takıma seçilecekti.

Cathy Freeman

Commonwealth Oyunları’nda piste çıkan Cathy, 4x100 metre de yarışan takımın üyelerinden biriydi. Yarışın sonunda Avustralya altın madalyaya uzanırken, 16 yaşındaki Cathy de hem ilk madalyasına kavuşuyor hem de bunu başaran en genç atlet oluyordu. Bu madalya aynı zamanda Aborjin kökenli bir atletin kazandığı ilk madalyaydı. Ama hedef çok daha yukarıdaydı.

200 metre yarışında piste çıktığı 1992 Barcelona Olimpiyatları, onun için iyi bir tecrübeden öteye geçemedi. Ancak Barcelona’nın ona kattığı en önemli şey, kendini 400 metre yarışında da sınama fırsatı bulmuş olmasıydı. Zira, iki yıl sonraki Commonwealth Oyunları’nda 200 metrenin yanı sıra 400 metrede de altın madalya kazanacaktı. Her geçen gün kendini geliştirmeye devam ediyordu. Sırada ise yine olimpiyatlar vardı.

Cathy Freeman

Cathy, 1996 Atlanta’ya çok güçlü gelmişti ancak nefesi Fransız Marie-Jose Perec’i geçmeye yetmemiş ve 400 metre yarışında gümüş madalyayla yetinmek zorunda kalmıştı. Tabii ki bu da çok büyük bir payeydi. Ancak Cathy için yeterli değildi. Kendini en iyisi için hazırlıyordu. 1997 ve 1999’da art arda kazandığı dünya şampiyonaları da gelen fırtınanın habercisiydi. Dahası, bir sonraki olimpiyatlar ülkesinde, yani Avustralya’da düzenlenecekti.

Cathy’nin giyim sponsoru olan firma yarışlarda kullanması için özel bir kıyafet tasarlamıştı. Brüksel’deki bir otelde kıyafeti denedi Cathy. Bir dalgıç kıyafetini andıran bu “kostümü” görmek için aynanın karşısına geçti. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kılıktayken nasıl koşacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Çünkü pek de rahat bir icada benzemiyordu. Ancak aylar sonra 2000 Sindney Olimpiyatları’nda 400 metre finaline çıktığında, üzerinde bu “özel” kıyafet olacaktı. Neden böyle bir kıyafet giydiğini soranlara ise cevabı oldukça netti:

“Çünkü bu özel bir gün. Büyük bir gün…”

Cathy Freeman

Cathy hazırdı, kapüşonunu kapattı. İşaret verildi ve koşmaya başladı. Hem Avustralya için hem de onu o yapan Aborjin kökleri için koşuyordu. Kayıp bir kuşağı yakalamaya çalışır gibi, soyadında taşıdığı özgürlüğe uzanır gibi… Son düzlüğe girildiğinde Cathy’nin önünde iki atlet vardı. Artık belki de koşması yetmeyecek, yer çekimine meydan okuyup uçması gerekecekti. Müthiş bir sprintle öne doğru atıldı. Kalabalık çılgınca Cathy için tezahürat ediyordu. O, bitiş çizgisini geçerken yarışı sunan spikerin ağzından şu sözler dökülüyordu:

“Bu, dillere destan bir zafer! Görkemli bir performans!”

Cathy, bitiş çizgisini geçtikten sonra, bir süre tepki vermedi. Ne bir tebessüm ne bir sevinç gösterisi... Belki vücudu, üzerinde biriken olağanüstü baskı yüzünden yeryüzünde olduğunu henüz idrak edememişti. Belki de sadece olimpiyat şampiyonluğunun nasıl bir his olduğunu daha ciddi bir şekilde duyumsamaya çalışıyordu.

Biraz zaman geçtikten sonra, o alışıldık gülümsemesi Cathy’nin yüzündeki yerini aldı. Avustralya ve Aborjin bayraklarını boynuna asıp stadın etrafında zafer turunu atmaya başladı. Daha önceleri, kazandığı yarışlardan sonra Aborjin bayrağıyla da tur atması sıklıkla eleştirilmişti. Fakat bu kez onun karşısına hiç kimse çıkamazdı.

Cathy Freeman

Catherine Astrid Salome Freeman… Sayısız insanın ilham kaynağı… Ondan esinlenip şarkılar (Christine Anu, 'Coz I'm Free) yazıldı, uzay kıyafetleri tasarlandı. Bugün bir NBA oyuncusu olan Patty Mills, olimpiyat şampiyonu atlet Sally Pearson, kadın futbolcu Kyah Simon ve daha niceleri onun Sidney 2000’deki zaferini izleyip kendi hikayelerini yazdılar. Spikerin hakkı var:

“Bu, dillere destan bir zafer! Görkemli bir performans!”