Eurosport

Türk sporunda bir Don Kişot hikâyesi: Can Çelebi Akademi

Türk sporunda bir Don Kişot hikâyesi: Can Çelebi Akademi

17/07/2019 @ 14:08

Ülke hentbolu, tarihinin en zor günlerinden geçerken “ilkleri gerçekleştirmek” amacıyla kendi akademisini kuran Can Çelebi'nin hedefi, 10 yılda 81 ilden genç hentbolcuları Türk sporuna kazandırmak.

Hentbol, tarihinin en güzel, en zengin ve en şaşaalı günlerini geçiriyor olsa da, Türk hentbolu için güzel şeyler yazmayalı uzun zaman oldu. Ekonomik sıkıntılardan tutun yönetim hatalarına, takımların kapanmasından oyuncuların maaşlarını alamamasına kadar bir dolu sorunla boğuşuyor Türkiye'de hentbol. Bir nevi birkaç yıl önce başlatılan "HentbolGüzeldir" hashtag'inden "HentbolYokOlmasın"a dönüldü. Kurtarıcı bekleniyor. Ancak bir klişe olan "Güzel şeyler de oluyor." cümlesini kurduranlar da var ve onların başında milli takımımızın sağ oyun kurucusu Can Çelebi geliyor.

Türkiye'de hentbolun profesyonel bir yapıya sahip olduğunu söylemek kolay değil. Olmayan yayın hakları, yapılamayan lig yönetimi, bulunamayan sponsorluklar gibi günümüz sporunun çok basit ve temel şeyleri hentbolda hemen hemen yok. Hele ki profesyonellik. Kariyeri boyunca ilkeri yapma niyetiyle yola çıkan, Bundesliga, Lidl Star League ve Hırvatistan Ligi gibi büyük liglerde forma giyen ilk Türk olan Can Çelebi, sportif bir Don Kişot edasıyla henüz 29 yaşında aktif bir sporcuyken kurduğu akademisiyle Türk hentbolunun, belki de sporunun geleceğini şekillendirmek adına tek başına büyük bir işe girişti. 10 yıl boyunca 81 ildeki 10-18 yaş arası hentbolculara ulaşmayı hedefleyen Can, ilk kampını bu yıl Çanakkale'de gerçekleştirdi. Bunu yaparken de kendi sponsorlarını, kendi eğitmenlerini, ekip liderlerini ve organizasyonunu buldu, yapısını kurdu. Federasyondan olmasa da, eski ve yeni milli oyuncularımızdan yardım alarak...

Can Çelebi Akademi'ye gitmeden önce ne beklemem gerektiğini hiç bilmiyordum. Yaklaşık 10 sene önce hentbolu bırakmış biri olarak aklıma kendi kamplarım gelmişti ve geride kalan 10 senede Türk hentboluna olumlu herhangi bir değişik olmadığını düşününce, beklentim çok da yüksek değildi açıkçası. Ancak Can'ın hentbolu bırakmış eski arkadaşlarından malzeme ve beslenme sponsorluğu ayarladığını, sporcular için fizyoterapi ve spor psikolojisi anlaşmaları yaptığını görüp, erkek ve kadın milli takımlarımızdan birçok sporcuyu eğitmen olarak ekibine kattığını görünce kendimi hentbolun efsane gençlik kampı Partille Cup'ta sandım. Erkek ve kadın milli takımlarımızdan Alp Eren Pektaş, Yeliz Yılmaz, Doruk Pehlivan ve Halil İbrahim Öztürk gibi oyuncuların eğitmen olarak katıldığı, Hannover Burgdorf'lu Koray Ayar'ın gençlere Almanya tecrübelerini aktardığı, birçok milli antrenörün de eğitim verdiği akademi, 10-18 yaş arasındaki 44 genç sporcu adayı için hem hentbol hem arkadaşlık hem eğlence hem de tatil demekti.

Hentbolun Yardıma İhtiyacı Var

Akademi'deki ilk akşam yemeğinde bir anda uzun bir masa oluştu. Eski ve yeni milli takım oyuncuları, hocalar ve eğitmenler “bir dokun bin ah işit” şeklinde dertlerini anlatmaya başladılar.

"Hayatı hentboldan geçmiş insanlar günümüzde hentbol için hiçbir şey yapmıyor." diyor Kadın Milli Takımımızın eski oyuncularından ve kampın direktörlerinden Ceren Uyguner. "Şu anda hentbolun yardıma ihtiyacı var ve yardım edebilecek olanlar da bizleriz. Oyuncular, antrenörler ve eski oyuncular... Bu kamp belki de geleceğimizi kurtarmak için atılan ilk adım."

Her sezon birkaç takımın kapandığı bir lige oyuncu olmak için kendini hazırlamak gençler için de zor. Bunu Yeliz Yılmaz da söylüyor. "Çocuklar bana gelip 'Abla takım kapanır mı, ortada kalır mıyız?' gibi sorular soruyorlar. Daha 18 yaşında bile değiller. Bu yaşta çocukların gelecek planı yaparken bunları düşünmüyor olması lazımdı. Onların sadece eğitimlerine odaklanması lazım aslında. Bir şeyleri değiştirirken gelecek kaygısını da yok etmemiz lazım."

Tam bu noktada Alp Eren Pektaş sözü alıyor. "Kendimden örnek vereyim. Ben Milli Takım kaptanıyım. Avrupa Şampiyonası eleme maçı için İzlanda deplasmanına gidiyorum, o ara kulübüm kapanmış. Dönüş yolunda atılan bir mesajla haberim oluyor, böyle öğreniyorum. Şimdi ben boştayım. Bir anda kulüpsüz kaldım ve bunun kulübe, başkana falan herhangi bir yaptırımı yok. Yani 'Kapattık gitti...' dendi. Bu normal mi şimdi?"

Alp Eren Pektaş'ın kulübü Selkaspor da ekonomik sorunlar sebebiyle kapanan kulüplerden biriydi. Bunları yaşayan hentbolcuların, durumu düzeltmek için herhangi bir şey yapmayan hentbol yönetimine küsmemesi normal mi? Pek değil.

"Herkeste bir küskünlük durumu var. Özellikle de bu sorunları yaşamış ve sporu bırakmış eskilerde." diye katılıyor Can. "Ama ben bunu kabul etmiyorum. Bir şeyleri değiştirmek gerek çünkü. Akademi için emeğimi, paramı, ismimi koyuyorum. Ama koyarken şunu unutmuyorum: Bana bunları zaten hentbol kazandırdı. En büyük amacım, başkalarına da bunu hatırlatmak olacak. Şimdi hentboldan aldığını verme zamanı. Herkesin de böyle düşünmesi gerek; bir şeyleri değiştirmek için."

Can Çelebi Akademi beni 10 yıl öncesine götürdü. Hentbolu çok severken, gelecek kaygısı sebebiyle üniversite sınavına hazırlanmayı seçmiş, hentbolu bırakmış ve sporla tamamen ilişiğimi kesmiştim. Kopmadım hentboldan; yazıyorum, anlatıyorum ama oynama fırsatını bulamadım hiç. Can Çelebi Akademi'ye kadar... Elime hentbol topunu alınca fark ettim ki aslında bırakmayı hiç istememişim, biraz da zorunda kalmışım. Can'ın en büyük amacıysa böyle hikayelerin yerine herkese şans vermek, kimsenin "keşke" dememesini sağlamak...

"Benim bir hayalim var." diyor Can. "Türkiye'nin 81 şehrine gidip çocuklara sporun güzelliklerini anlatıp onlarla hentbol oynayacağım. Daha sonra içlerinden spora meraklı gençleri, her yaz gerçekleştireceğim hentbol yaz kamplarında misafir edeceğim. 10 sene boyunca Türkiye'nin her yerine gidip her yerden çocukları kamplarımda misafir ederek hayatlarına dokunmak istiyorum. Evet, belki hepsi iyi birer hentbolcu, hatta birer sporcu olamayacak. Ama iyi bir müzisyen olacak, yazar olacak, işçi olacak; en önemlisi iyi bir insan olacak. En büyük gayem ve amacım budur."

Hazırlayan: Ozan Can Sülüm