AFP

Yeni jenerasyon için Can Bartu

Yeni jenerasyon için Can Bartu

12/04/2019 @ 19:04Güncellendi 12/04/2019 @ 20:14

İlhan Özgen, birçoğumuz gibi Sinyor'un futbolculuk dönemine yetişememiş, hatta oynadığı bir maç görüntüsüne dahi erişememiş bir futbolsever. Socrates'in Toprak Saha yazarına, kendisine anlatılanlar ışığında gözündeki Can Bartu imajını sorduk.

Can Bartu’nun bendeki intibasını bugün anlatmak güç. İki kez telefonda konuştum, ters bir adamdı. En son Johan Cruyff ile ilgili konuşmuştum. “Ne yani, Cruyff’a kötü desem yazacak mısın?” demişti, biraz azarlamıştı beni. İlginç bir deneyimdi...

Benim gibi onu izleyemeyen jenerasyonların dahi Can Bartu'ya büyük bir saygı ve hayranlık duymasının sebebi, o dönemi görmüş birçok kişinin onun için “İzlediğim en iyi Türk futbolcu” demesidir. Onun nesilden nesile aktarılmasıdır. Yani senin baban, benim babam bile ona yetişmemiş belki ama daha gençken gazeteyi açıp okuduklarında bütün eski spor yazarları, bütün eski futbolcular “Bir Can vardı...” şeklinde yazılar yazıyorlar.

Ben Mehmet Oğuz, Nedim Doğan, Sanlı Sarıalioğlu gibi onunla aynı sahayı paylaşmış birçok futbolcuyla konuştum. Özellikle Mehmet Abi ve rahmetli Bülent Eken kolay kolay kimseyi beğenmeyen adamlar. Onlar bile "Benim için yakın dönemdeki en büyük oyuncu Can Bartu" demişti. Yusuf Tunaoğlu gibi bir yetenekle oynamış Beşiktaşlıların birçoğuna da sorduğumda, “Can Abi vardı... Ben Can Abi’yi izledim. Diğer tüm Türk futbolcuları ondan sonra saymak lazım.” diyorlar.

Etkinin bizlere kadar devam etmesinin sebebi bu. Bir de kendi dönemine Avrupa’da çok uzun süre kalmış Can Bartu. Altı yıl kalıyor. Bugün bile genç bir futbol izleyicisi, onun kariyerine baktığında “Adam altı yıl İtalya’da oynamış, dile kolay.” diyebilir. Bülent (Eken) Abi ile büyük futbolcuları konuşurken şöyle demişti: "Lefter çok iyi oyuncuydu ama dünya çapında bir futbolcu değildi. Topu ille de ayağına ister, pas oyununa girmez, topu ayağında fazla tutardı... Ama Can'ın beynelmilel bir oyun zekâsı ve yeteneği vardı. O bir dirijördü. Biz de İtalya'da oynadık ama Can yıldız oldu.” Can Bartu, bu bahsedilen yeteneğinden dolayı adı bu kadar büyümüş bir adam. Metin Oktay gitmiş İtalya’ya, kısa sürede dönmüş. Lefter gitmiş, bir sene sonra ayrılmış. Can Bartu gitmiş, altı yıl kalmış! Büyük bir olay, o döneme göre de bugüne göre de...

Can Bartu bir oyun kurucu, o dönemler oyun kurucular çok önemli, takımın beyni... Böyle olunca da büyük saygı kazanmış. O dönemde İtalya Ligi, en çok yabancı futbolcu transfer eden lig ve bir Türk futbolcu gidip İtalyan takımlarının saha içi patronu oluyor... Bu, büyük bir olay. Oyunun temposunu ayarlayan, kilit paslar atan, harika bir ayak tekniğine sahip oyuncu olarak anlatıyorlar. O dönem İtalya'da oynayan Gianni Rivera ya da Luis Suarez gibi büyük oyun kurucuları bugün bile 90 dakika maçlarını bulup izleyebiliyoruz ama maalesef Can Bartu'yu sadece Manchester City maçlarından çekilmiş yarım yamalak eski görüntülerden izleyebiliyoruz Ona da izlemek denirse. Oturup bir 90 dakikasını izleyemiyorsunuz. Biz zaten arşiv açısından çok geri bir ülkeyiz, İtalya tarafında da yok; en azından ben bulamadım. Bu da onunla ilgili içimde kalan en büyük ukdedir herhalde.