Reuters

Yazarlar Terim'i anlattı

Terim için ‘oh’ çeken de var ‘of’ çeken de
Eurosport

18/05/2011 @ 09:49Güncellendi 18/05/2011 @ 13:29

Yazarların gündemi Galatasaray’daki üçüncü dönemi için gün sayan Fatih Terim. Terim özeleştiride bulundu mu? Galatasaray taraftarı ne düşünüyor? Yazarlar anlatıyor.

Halil Özer / Habertürk HT Spor
Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal ilk icraatında tam puanı aldı. Doğru olanı yaptı, baskılara aldanmadan Fatih Terim konusunda karar aldı. Aklın yolu birdir. Tabii burada Ali Dürüst'ün etkisi büyük. Dürüst şu durumda takımın başına getirilecek bir yabancı hocanın tamamen macera ve lüks olduğu görüşünde. Bence de yüzde 100 haklı. Ve bu konuda da Aysal'ı ikna etti. Bu konu fazla bulanmadan çözüldü. Florya'yı toparlayacak bir kişi varsa o da Fatih Terim'dir. Ancak şu var.

Daha doğrusu şöyle bir tehlike var. Özellikle paralı başkanların çevresinde beliren fırsatçı ordusu yine devrede. Dikkat ediyorum sayın Aysal'ın çevresinde bu yavaş yavaş oluşmaya başladı.

Hatta var. İlerleyen zamanda bu büyük bir tehlike arz edebilir.

Çünkü tatmin olmayanlar ya da istediklerini elde edemeyenler doğrudan silahlarını başkan Aysal'a yöneltebilir.

Geçmişte bu çok oldu. Ve Galatasaray çok büyük yaralar aldı. Örneğin şu anda Galatasaray TV için büyük bir savaş var.

Aklınızın hayalinin almayacağı insanlar oraya yerleşmek için Aysal'ın ve yönetimin yakasına yapışmış durumda. Hele içlerinden bir tanesi "Galatasaray TV'yi bana verin orayı CNN yapayım" diyerek işin iyice suyunu çıkarmış durumda. Şimdi bu insanlar Adnan Polat'ı en çok eleştirenler olunca insanın aklına başka şeyler de geliyor. Bu insanlar Galatasaray Kulübü'nü açıkça yönetmeye çalışan ve istediklerinin gerçekleşmesi için gerekirse kafa göz yarabilecek insanlar. Menfaat uğruna Galatasaray armasına 1 dakikalık saygı bile göstermeyebilirler. O yüzden dikkat diyorum. Aysal, Dürüst ve Öztürk'ün de bu yapışkanlara fırsat vereceğini hiç sanmıyorum.

Banu Yelkovan / Radikal
Efsane Kenny Dalglish ve Liverpool üzerinden bir Galatasaray tenkidi yapan Banu Yelkovan, bugünkü yazısının iskeletini Kenny Dalglish-Hakan Şükür mukayesesi ve ‘kovulmalar’ üzerine kurdu. Yelkovan’ın kısaltarak alıntıladığımız yazısının Fatih Terim ile ilgili satırları…

Galatasaraylıların gözleri kimin adı söylenince parlıyor peki? Bülent Korkmaz? Fatih Terim? Hakan Ünsal? Taffarel? Prekazi? Tanju? Mondragon? Song? Hagi? Arda? ‘Galatasaray Hall of Fame’ yapalım desek ve Liverpool’la aynı kıstası geçerli kılsak kimleri yazarız o listeye? Kaçı kovulmamıştı sahi? Kaçına jübile yapılmıştı? Kaçı ayrıldıktan sonra “Galatasaray benim için kutsaldır, hakkında konuşmam” demişti? Hangisinin müzeye değil forması, bir fotoğrafı asılmıştı? Hangisi ‘bütün’ Galatasaraylıların kalbinde aynı müstesna yere sahip acaba?

Yeni başkan Ünal Aysal’ın yönetimindeki 16 kişinin 9’u ‘Liseli’. Kim olduklarının bir önemi yok, bir kısım taraftar sadece bunu duyunca bile otomatikman liseye saydırmaya başlıyor. Kimi Abdurrahim Albayrak’a, kimi Emir Sarıgül’e takık. “Fatih Terim gelecek” diyorlar, yarısı ‘Oh’, diğer yarısı ‘Of’ çekiyor. Neden? Çünkü Galatasaray taraftarı dibi gördüğünü düşünüyor, görmediğinden korkuyor. Bir başarısız döneme daha tahammülü yok. Egosu kırık. Morali bozuk. Başı eğik. Yüzü asık. Formasına adını yazdırdığı adamın kulübü hakkında düz gittiğini de, saygı duyduğu isimlerin takım başaşağı giderken kenardan kıs kıs güldüğünü de görmüş. Kötü giden işlerin düzelmeyeceğinden, iyi gidenlerin kötüye gideceğinden endişeleniyor. İnanmıyor. Nasıl inansın?

Peki bu ortama, ilk mağlubiyette adı Martin ‘Gol’e dönüşecek Jol’ü nasıl getireceksin? Ahmedov izin vermezse şuradan şuraya gidemeyecek Lucescu gelse ne olur? Rijkaard geldi de ne oldu?

Sevginin olmadığı bir ortamda zor yaşanır ama yaşanır. Ama saygının olmadığı ortamda yaşamak imkânsızdır. Bugün Galatasaray’ın en ihtiyacı olan şey sevgi değil. Eski/yeni futbolcuyu, eski/yeni teknik direktörü, eski/yeni başkanı sevmeyebilirsiniz ama saygı duyarak işe başlayabilirsiniz. Öte yandan saygı, sevgiye benzemez: Karşılık bekler. Onlara saygı gösterdiğinizde, onlardan da bu kulübe ve değerlerine saygı beklemek en doğal hakkınız olur. Hedef saygın bir Galatasaray’sa başlangıç noktası Florya değil müze olmalı. Orası olması gerektiği gibi olmadıkça başka hiçbir yerin olması mümkün değil.

Rıdvan Dilmen / Sabah
Yeni yönetimin Fatih Terim hamlesi doğru karar. Ancak takımdaki yabancı kalitesinin artırılması da gerekiyor. Galatasaray'da yeni başkan Ünal Aysal'ın ilk adımı Fatih Terim'e teklif götürmek oldu. Bu gelişmeyi nasıl görüyorsunuz?

Beklediğim bir gelişmeydi. Sürpriz olmadı ve doğru bir karar alındı. Fatih Terim yönetiminde şu andaki mevcut kadronun performansının gelecek yıl çok farklı olacağını düşünüyorum. Bireysel olarak oyuncu performansı artacak. Ama en az 3-4 tane de direkt oynayabilecek yabancının alınması gerektiğini de söylememiz lazım. Takımdaki yabancı kalitesinin artırılması şart. Florya'daki problemi çözmek için en uygun kişi Fatih Terim.

Ahmet Çakır / Zaman
Terim'le ilgili en önemli sıkıntı, ikinci dönemin pek parlak geçmemiş olması. Onun nedenleri üzerinde yeterince durulmadı. Ne anlama geldiğini bu memlekette çok az kişinin bildiği 'aynı suda iki kez yıkanılmaz!' türünden basmakalıp lafa çevrilen felsefi soslu yaklaşım, herşeyi açıklıyor sanıldı.

O dönemin ilk sezonunda (2002-2003) Beşiktaş'ın 100. yıl şampiyonluğu uğruna 'düpedüz doğrandık!' ifadesini Terim'in ağzından işitmişliğim var. Doğruluk payı az değildir ama o defterleri karıştırmanın kimseye bir yararının olmayacağı açık. Geçelim.

İkinci sezonda (2004-2005) Terim akıl almaz bir transfer hastalığına yakalandı ve bu da herşeyin sonu oldu. Takımı yenileme düşüncesi korkunç bir çöküşün başlangıcı haline geldi. Ali Lukunku'dan Karşıyakalı Emrah'a kadar bir yığın transfer, akılcı bir planlamadan çok panik içindeki sürüklenişin eserleriydi.

Sadece bu değil, Terim'in olağanüstü başarılarla dolu 1.dönemi ile ikincisi arasında başka farklar da vardı. Bence bunların en önemlisi, ilk dönemde neredeyse 24 saat futbolu yaşayan İmparator'un, ikinci dönemde bir "tören adamı" haline gelmesiydi. Hayır, buna meraklı olduğundan filan değil, konumu itibarıyla böyle bir durum ortaya çıkmıştı.

Sanıyorum ki geçen zaman içinde Terim bu konular üzerinde yeterince düşünme ve özeleştiri yapma olanağı buldu. Dışında gelişen olaylar kadar kendi hatalarının da nelere yol açtığını görüp kabul etti. Şimdi bunlardan aldığı güçle yeni bir çıkış yapma özlemi içinde olduğunu tahmin etmek zor değil.