Eurosport

Sertan Eser: Zaten zeki olsam Real Madrid’de oynardım

Sertan Eser: Zaten zeki olsam Real Madrid’de oynardım
Eurosport

16/05/2013 @ 10:07Güncellendi 16/05/2013 @ 11:23

Beşiktaş altyapısında U10 takımını çalıştıran teknik direktör Sertan Eser, Serhat Ramay’ın sorularını yanıtladı.

Son beş aydır Beşiktaş altyapısında U10 takımını çalıştırıyorsunuz. Serpil Hamdi Tüzün ile en parlak günlerini yaşamış olan Beşiktaş uzun yıllardır altyapıda sıkıntılar yaşıyor.
Zaten hep içinde olduğum Beşiktaş’ta göreve başlamak, yeniden yuvaya dönmek gibi. Sami Şenol hoca, Ömer Gülen, Ozan Köprülü ve Sarp Yiğit ile Beşiktaş’ın başarısı için çalışıyoruz. Serpil Hamdi Tüzün ise hem futboluyla hem de kişiliğiyle tam bir Beşiktaşlılık duruşu göstermiştir. Burada bizim örneğimiz Beşiktaş’ın tarihinde çok özel bir anlamı olan Serpil Hamdi Tüzün’dür. Onun mirasını, felsefesini, öğretisini devam ettirmek en önemli amaçlarımızdan biri. O mirasla Beşiktaş’ı daha yukarılara taşımaya çalışıyoruz.

    Beşiktaş’ın tarihi demişken, Türk futbol tarihinin de en önemli duraklarından biri olan İnönü Stadı, Gençlerbirliği maçıyla Beşiktaş’a son kez ev sahipliği yaptı.
    İnönü benim açımdan tarih kokan bir yer. Beşiktaş’a 1994 senesinde gelip siyah-beyazlı formayla İnönü Stadı’na çıktığımda tüylerim ürpermişti. Bırak orada oynamayı, idman yapmak bile büyük gururdu. Antrenmanı İnönü’de yapacağımız söylendiğinde bile takımdaki herkesin gözleri parlardı. İstanbul’un kültür hafızasının da önemli yapıtaşlarından biridir İnönü. Şehrin hikayesine kendine ait çok özel bir bölüm eklemiştir.

    U10 takımıyla İnönü’yü ziyaret ettiniz mi? İnönü yıkılmadan orada çocuklarla idman yapmanız onlar açısından da unutulmaz bir hatıra olurdu.
    Öyle bir düşüncem var. Kesinlikle o mabede, o tarihi mirasa çocuklarla birlikte gideceğiz. Formasını giydikleri takımın büyüklüğünü kavramaları açısından da son derece faydalı olacaktır. Beşiktaşlılık kültürünün ne kadar önemli bir değer taşıdığı onlara böylelikle daha iyi anlatabilirim.

    Beşiktaş altyapıdan oyuncu yetiştirmekte ne kadar samimi?
    Bizim imkanlarımız burada çok kısıtlı. Genel koordinatörümüz Emrah Bayraktar bu konularda çok daha bilgili. Maddi imkanlarız tam istediğimiz kadar geniş değil. Ama bu bahane değil. Çünkü Beşiktaş’ın kalbi altyapıdır. Buraya önem vermek uzun vadede kulüp için de çok önemli. Altyapıda binlerce futbolcu izledim şu kısa zamanda. Yüzde 70’lerde olan altyapı bolluğu, gelecek vaat eden futbolcular, şu an yüzde 30’larda hatta yüzde 20’lere düşmüş. İlk amacımız bunu iyileştirmek.

    Sanırım altyapı konusunda Buca Akademi örnek verilebilir?
    Evet çok doğru. Buca İzmir’in altyapısıyla öne çıkmış tek takımı. Ege bölgesinin toplanabileceği tek kulüp görüntüsünde. Özellikle Karşıyaka ve Altay kendi takımlarını idare etmek için zor şartlara sahip. Ben bile İzmir’de olsam çocuğumu Buca’ya yazdırırım. Ama İstanbul bir ülke gibi. Yüzlerce takım var. Bucaspor’un Türk futbolu için hizmetlerini küçümsemiyorum. Ama İstanbul – İzmir karşılaştırması üzerinden gitmek çok sağlıklı olmaz.

    Sizin Beşiktaş'ınız nasıl oynar, oynayacak?
    Benim Beşiktaş’ım sürekli golü düşünen, pas yapan bir takım olacak. Ayağa pas temel prensip. Şişirme asla yok. Benim gibi süratli futbolcuları bulup takıma monte etmek en büyük hedeflerimden biri. Beşiktaş altyapısında beni bekleyen çok iş var.

    Eurosport

    Süratli futbolcular bulmak! Sertan Eser dendiğinde birçoğunun aklına hemen Rıdvan Dilmen gelir. Hanginiz daha hızlıydı?
    Önce Rıdvan Dilmen gelirdi ondan sonra ben gelirdim. Tabii o benden çok daha zekice oynuyordu futbolu.

    Tavşanlı Linyitspor ve 1461 Trabzon’daki başarılarıyla adından söz ettiren Mustafa Reşit Akçay’ın bir röportajında “çok zeki değilim ama çalışkanım” dediğini hatırlıyorum.
    Bazı şeyler çalışarak geliştirebilirsin. Ama her zaman yetenekli birini çalıştırmak daha avantajlı olmuştur. Kavrayış çok önemli. Bu futbolda da matematikte de böyledir. Ben zeki bir futbolcu değilim. Bunu asla söylemedim. Ancak çok çalışırdım. Çok süratliydim ama üst düzeyde bir futbol zekam yoktu. Zaten zeki bir futbolcu olsam Real Madrid’de oynuyor olurdum. Ama bütün hayatım futbol üzerine kuruluydu. Nefes alış verişim futboldu. Nefes alıp vermeyi bile idmanlarda, kamplarda öğrendim.

    Spor yazarı Dağhan Irak’ın bir sorusu var: Genç takımlar antrenörlüğünü A takım için bir basamak olarak mı görüyorsunuz? Konudan doğrudan sorumlu TFF Futbol Geliştirme Direktörlerinin kulüplerden teklif alır almaz görevlerinden istifa etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Türkiye’de bu çok rastlanan bir durum. Ama şunu da görmek lazım. Altyapıdaki belki bütün hocaların hayali, bir gün o A takımı çalıştırmaktır. Öyle ya da böyle bunu isterler, ya da bunu isterim. Ama benim için bu henüz erken. Ben Beşiktaş altyapısında yapacağım çok iş olduğunu görüyorum ve bunun için mesai harcıyorum.

    Eurosport

    Çocuk yaşta futbolcularla çalışıyorsunuz. Onlara pratik dışında hangi öğütleri veriyorsunuz?
    27 sene futbol oynadım. Ben bile futbolu tamamen öğrenebilmiş değilim. Bu 27 senenin 20 senesinde profesyonel futbol oynadım. Bana kimse yardımcı olmadı. Sadece iki sene Almanya’da eğitim aldım. İçimde büyük bir istek vardı. Bir futbol ateşi yanardı yüreğimde. Onlara futbolun ne kadar güzel bir oyun olduğunu anlatıyorum. Onlarla ilişkim sadece futbol üzerinden yürümüyor. Gelecekle ilgili bir sürü planlar yapıyorum. Futbolcum için faydalı her şeyi yapmaya hazırım. Bu birlikte sinemaya gitmek olur, tiyatro olur, resim çizmek, müzik dinlemek olur… Türkiye’ye bir futbolcu kazandırmak için ne gerekiyorsa, her şeyi yapmaya hazırım. İmkanlarım el verdiği müddetçe.

    Beşiktaş’ta oynanan futbolun genetiği değişecekse, bu sizden başlayacak. Ne dersiniz, altyapı mı üst yapıyı belirleyecek yoksa üst yapıdan bir ışık bekliyorsunuz?
    Üst yapı futbolda her zaman altyapıyı belirler. Ama çocuk yaşta bir futbolcuda bir yetenek varsa, o bir gün mutlaka açığa çıkar. Benim mücadelem de bunları bulup çıkarmak. Amacımız Beşiktaş’a senede dört tane evladımızı kazandırmak. O eski Metin-Ali-Feyyaz günlerini canlandırmak. Bunu hep birlikte başaracağız.

    Futbol yazarlarından Tansu Gürsel’in çok büyük merakla sorduğu bir soruyu hatırlatmak istiyorum. Maçtan sonra muhabir “Uzun süre sonra ilk 11’de oynadın, bu şansı iyi kullandığını düşünüyor musun” diye sormuştu.
    O röportajı dün gibi hatırlıyorum. Orada verilmiş en güzel cevaptır bence. Maç yeni bitmiş. Saçlarımdan dumanlar çıkıyor. Ter içindeyim. Nabız iki yüz olmuş. Formam terden sırılsıklam. Ve biri mikrofonla yanıma yaklaştı. Ne diyebilirim ki. O güne kadar 200’den fazla maç oynamışım. Beşiktaş’a kanımı, canımı vermişim. Ve sorunun sorulduğu yer de İnönü Stadı. Öyle bir soruya başka ne diyebilirdim ki.

    Dünya futbolunun geldiği nokta açısından Şampiyonlar Ligi’nde oynanan Bayern Münih – Barcelona maçını nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Bayern Münih bence şu an dünyanın en iyi takımı. Ben bile inanamıyorum bunu söylediğime. Bu bana göre tamamen hoca faktörüyle ilgili. Dünya futbolu Barcelona ile değil ama Bayern Münih ile çağ atladı. Barcelona’yı hiç bu kadar aciz durumda izlememiştim. Barcelona rüyasını yerle bir etti.

    Beşiktaş’ın Galatasaray ve Fenerbahçe kadar etkili olamadığı eleştirileri var son zamanlarda. Üç büyüklerden biri olması bile tartışıldı.
    Beşiktaş’ın büyüklüğünü anlatmaya cümlelerim yetmez. Bu geçici rüzgarlar Beşiktaş gibi ulu çınarlara ne yapabilir ki! Her kulüpte böyle gelgitler olur. Bazen sessiz kalmak, sükunet çoğu zaman ilerisi için büyük fırtınaların habercisidir. Beşiktaş sadece sportif başarısıyla değil, dünya futboluna kazandırdığı Beşiktaşlılık kültürüyle de damgasını vurmuştur. Biz bir cumhuriyet değiliz. Beşiktaş’ız. Bu yeterli sanırım.