AA

Sular yükseliyor

Galatasaray'da sular yükseliyor: Ölümüne grubundan sert tepki!
Eurosport

17/01/2011 @ 18:53Güncellendi 17/01/2011 @ 19:08

TT Arena’nın açılışı sırasında başbakana yapılan protestodan sonra Galatasaray yönetimi ve ultrAslan grubunun aldığı tavır, camia içinden sert tepkilerle karşılanmaya devam ediyor. İçinde kongre üyelerinin de bulunduğu “Ölümüne” grubu temsilcileri Eurosport.com’a sert açıklamalarda bulundu.

Her ne kadar Adnan Polat, başbakanı protesto edenlerin Galatasaraylı olmadığını ve stada giremeyeceklerini söylediyse de Galatasaraylı oldukları kongre üyeliğiyle tescilli ve protestoya katıldıklarını söyleyen tribün gruplarından hem yönetime hem de yönetimle hareket eden ultrAslan grubuna sert yanıtlar geliyor. Eurosport.com için özel olarak açıklamalarda bulunan Ölümüne grubu temsilcileri Timur Kuban ve Selim Arda Üçer, aynı zamanda kulüp üyesi kimlikleriyle de tepkilerini dile getirdi.

300 kişi mi 25 bin kişi mi?

Öncelikli olarak merak ettiğimiz konu tribünde sadece 300-500 kişi mi protestoya katıldı, yoksa gerçekten kitlesel bir hareket mi vardı konusu. Ölümüne grubu temsilcileri bu konuda aydınlatıcı bir açıklama yaptılar, bu açıklamanın gerçekliği pek tartışma götürür türden değil. Zaten bu açılış maçı için bilet satışı yapılmadı. Peki statta kimler vardı? İktidarla ilişkileri belli olan sponsor firmalara gönderilmiş biletler, Galatasaray üyelerine gönderilmiş davetiyeler ve 17 bin kombine sahibi stattaydı. Ölümüne grubu temsilcileri protestoya katılan kişilerin 300 ila 500 sayıları arasında değil, 10 bin ila 25 bin kişi arasında olduğunu söylüyor. Protesto süreci ise şöyle: Işıklı tabelada Adnan Polat’ın görüntüsü çıktığında ıslıklar başlıyor, stadın görüntüsü çıktığında ıslıklar kesiliyor, Tayyip Erdoğan’ın sesi verildiğinde protesto tekrar başlıyor. Davetliler ve taraftarlar stada gelirken kimse nerede kimle birlikte oturacağını bilmiyorlardı. Örneğin Ölümüne grubundan olan ve protestoya katılan Timur Kuban, babasının divan üyeliğinden dolayı VIP tribününde davetiyesi olduğu hâlde protestoya oradan katıldığını bizle paylaştı. Bu kadar iyi dağıtılmış bir kitlenin, belli bir organizasyon içinde tepki vermesi neredeyse imkânsız görünüyor. 80 bin dönümlük bir arazide, 300 kişilik bir topluluğun bu kadar büyük bir tepkiyi ortaya çıkarması da ayrıca tartışmaya açılacak bir konu. Ancak Ölümüne grubunun iki önemli meselesi ultrAslan grubu ve Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın olaylar sonrası gösterdiği tepki olmuş. Gelin isterseniz Timur Kuban’ın bu iki konudaki serzenişlerine kulak verelim: “Bizim başkanımız sulu Fenerbahçe maçından sonra, hiçbir tribünün kendi başına organize edemeyeceği o hareket yapıldığında, numaralıdan, eski açığa, polisle bile çarpışarak maç sırasında taraftarın çıkardığı olaydan sonra, başkanımız ‘taraftar toplu cinnet geçirdi, üç beş kişinin toplanıp yapabileceği bir şey değil, bunun sebeplerinin araştırılması lazım’ derken, şimdi bugün maalesef 40 küsür bin kişinin bulunduğu statta, daha önce benzeri görülmemiş bir tepkiye imza attı.”

“Ultra dediğin biat etmez!”

Tabii bunun üzerine ultrAslan’ın aldığı ve yönetimin izinden giden tavrı da sorduk. Yanıtı yine noktasına virgülüne dokunmadan paylaşıyoruz: “Ultra geleneği dünyanın hiçbir yerinde biat etmez. Ancak ultrAslan’ın geçmişinden bir örnek verelim. Hagi, bu kulübün tarihini değiştirmiş bir insan. Bir önceki teknik direktörlük döneminde belli yöneticiler ona taktığı için, arkasından vurularak kulüpten kovuldu. Herhangi bir ülkede isminde “ultra” ifadesi geçen bir tribün grubu, böyle bir davranış karşısında yakar yıkar. Tamam fanatikçe bir şey yapılmasın ama bizlerin hayatımız boyunca hayal bile edemeyeceğimiz başarıları yaşatmış insanı, tezahüratlarla engel olacak tavır koyulmalıydı. Biz son maçta ‘I love you Hagi’ diye pankart açmak istediğimizde bizim gruba inanılamayacak ters tepkiler veren bir tribün grubuydu ultrAslan. Dolayısıyla dünyanın hiçbir yerinde ultra adını taşıyan, üstelik çok kitleselleştiği için kendi başına hareket etme iradesine de sahip olan bir grubun, bir telefon mesajıyla tribünlerin koyduğu bir protestoya engel olmaya çalışması, biat kültürünü benimsemesi uygun değil. Dolayısıyla zaman içinde ultrAslan’ın alt grupları hâline gelmiş gruplar olarak, yönetimin uzantısı olma mantığı ters geliyor. Büyük bir oluşumun alt grubuysanız, yukarısı nasıl hareket ediyorsa sizin de öyle hareket etmeniz gerekir. Ya biat kültürüne ayak uyduran ultrAslan gibi davranacağız ya da bu işi bırakacağız. Bu işi bırakacağız derken, grup adı altında hareket etmeyi bırakacağız ama tribünde varolmaya devam edeceğiz. Hem biz bilmem ne grubuyuz diye ortalıkta olacağız hem de yukarıya uygun hareket edeceğiz! Bu bize uygun değil. Bugün Galatasaray taraftarı bütün Türkiye’nin gurur duyduğu bir harekete imza atmıştır.”

“ultrAslan manifestoya ihanet ediyor!”

ultrAslan’ın ne kadar ultra olduğu sorusunu yine hem Ölümüne üyesi hem kongre üyesi Selim Arda Üçer’e sorduk. Üçer konuyu ultrAslan’ın kuruluş manifestosundan ele alarak değerlendirdi: “ultrAslan’ın manifestosunu okuduğunuzda aslında tam da ulta kültürü ile örtüştüğünü görürsünüz. Tribün geleneğinin göbeğinden gelen isimlerin kurucu olduğu ultrAslan’dan da farklı bir metin beklenemezdi. Ancak kuruluşundan kısa bir süre gruba hâkim olan yönetim mantalitesi, kurucuların birer ikişer ultrAslan’dan kopmaları, tribünde yaşanan ayrışmalar, yönetimlere göbek bağı ile bağlanma süreci derken şu andaki yapının ultralıkla uzaktan yakından ilgisi kalmamıştır. Ülkemizdeki birçok taraftar grubu gibi refleksleri yavaşlamış, yönetimin ağzının içine bakan, politikaları ve söylemleri öngörülebilir bir yapıya kavuşmuştur.”

“Polat, Galatasaray’ın değil, iktidarın menfaatini koruyor!”

Üçer, Galatasaray başkanı Polat’ın özründen dolayı da ciddi rahatsızlık duyduklarını belirtiyor: “Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat ve yönetimi ne yazık ki Ali Sami Yen Spor Kompleksi açılışında kulübün menfaatlerini değil hükümetin menfaatini korumayı tercih etti. Tribünden insanlar tek tek alınırken stadyumu terk eden, gözleri önünde koskoca camiaya ve rahmetli başkanına söylenen sözlere tepki veremeyen, demokratik bir olayın içerisindeki davetlileri Galatasaraylı olmamakla niteleyen bir başkanın camiası ile ne kadar yakın olduğu kuşkuludur. Galatasaraylı olmadıklarını iddia ettiği binleri oraya davet edenin de yine kendisi olması sayın başkanın nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunun en güzel kanıtıdır. Mantıklı bakıldığında Galatasaray’ın menfaatine olup olmadığı bile tartışmalı bu projenin tüm nemasını sadece başbakan ile paylaşmak istemesinin sinyallerini son bir aydır her fırsatta gözümüze sokan sayın başkanın olayları 300-400 kişiye indirgeme çabasını ise hükümet ile olan sıcak ilişkilerini koruma çabasından öte anlam ifade etmez. Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sayın Adnan Polat ne tribünlerin ne de kulüp üyelerinin duygularına tercüman olabilmiştir.”