Eurosport

La Bombonera rüyası

La Bombonera rüyası

03/08/2019 @ 14:53

Daniele De Rossi’nin önünde iki seçenek vardı. Ya kariyerinin son demlerinde biraz daha para kazanmayı seçecek ya da çocukluk hayaline kavuşmanın heyecanını yaşayacaktı. O, hayallerinin peşinden gitmeyi tercih ederek Boca Juniors’ın yolunu tuttu. Ali Umut Değirmen, İtalyan yıldızın La Bombonera rüyasını kaleme aldı.

Genç veya yaşlı, yıldız veya sönmüş yetenek; hiç fark etmez. Özel bir kariyer inşa etmiş veya etmesi muhtemel futbolcuların birçoğu şu sıralar ABD, Çin veya Katar’da futbol hayatını sürdürmeyi tercih ediyor.

Futbolculara ekonomik olarak ucu açık çek minvalinde rakamlar sunan üçüncü nesil futbol ülkelerinde, oyuncuların bazıları pek tabii durumlarından memnun. Futbolun paralel evreninde her ne kadar kalite konusunda soru işaretleri olsa dahi onlar için oralarda da hakemler ve futbol topu var. Ve yine oralarda da 22 oyuncu topun peşinden koşturmayı sürdürüyor.

Fakat sene 2019’da hâlâ heyecan arayan, hayallerine uzanmak isteyen ve son lokmasına yaklaşırken damağında bırakacağı hoş tadı kaçırmak istemeyen isimler de yok değil. Tıpkı Roma ve İtalyan Milli Takımı’nın Gladyatör’ü Daniele De Rossi gibi…

Gerek İtalya Milli Takımı’nda gerek Roma’da, kendisini Andrea Pirlo ve Francesco Totti gibi efsanelerin bir adım gerisinde konumlandıran De Rossi, karakteri ve büründüğü yapı nedeniyle çağdaşları arasında en özel isimlerden birisi.

768 maça çıkan Francesco Totti’den sonra, Roma kulübü tarihinde 616 karşılaşmada görev hlike alarak sarı kırmızı formayı en çok terleten ikinci futbolcu olan De Rossi, kulübüne -şimdilik- bir efsane olarak veda etti. Tecrübeli İtalyan, böylece futbol tanrılarının eşsiz güzellikle yarattığı La Bombonera tribünlerine ibadetini sahada top koşturarak karşılayabilmek için çocukluğundan bu yana hayallerini süsleyen Boca Juniors’a bedelsiz bir şekilde transfer oldu.

21. yüzyılda her futbolcu için böyle bir transfer sürpriz olarak değerlendirilebilecekken onun Arjantin serüvenine dair kafalarda hiçbir soru işareti oluşmadı. Çünkü De Rossi, bu transferin sinyallerini senelerdir sözlerinde ve kişiliğinde barındırıyordu.

Daniele De Rossi, Roma taraftarlarına veda ediyor.

La Bombonera hayali

Bazı insanların hayalleri için yaşamalarını gıpta ile karşılarız. Hayallerini aydınlatan yolun üzerinde bir de tutkuyu arıyor ve barındırıyorlarsa, o insanları benliğimizde konumlandıracağımız nokta Everest’in zirvesini bile aşabilir.

Daniele De Rossi de 2017’de verdiği bir röportajda, “Çocukken Boca Juniors’ın La Bombonera’da River Plate ile oynadığı maçların kasetlerini bulup izlemeye çalışırdım. Her zaman orada oynadığımı hayal ederdim. Roma’da forma giydiğim için elbette memnunum. Hatta futbolcu olmasaydım, hafta sonları şehre inip Olimpiyat Stadı’nda takımımı desteklerdim.” ifadelerini kullanmıştı.

La Bombonera... Futbol tutkunlarının sosyalleşme alanı. Boca taraftarlarına göreyse bir ibadet alanı. Hem de öyle tarifi mümkün bir ibadet değil bu. Stadyumun en tepesindeki futbolsever bir bakmışsınız golün ardından kendisini tellerin önünde bulmuş. Şaşkınlık verici fakat bir o kadar ihtişamlı bir ritüel…

İtalyan yıldızın bir dönem Maradona’nın top koşturduğu ve dünyayı peşine taktığı stadyumu hayal etmesi sürpriz değil. Çünkü röportajın alt metninde bile De Rossi’nin nasıl bir deli(!), saplantılı ve futbolun zevkine bağımlı olduğunu görebiliyoruz. Bu bağımlılığın en kısa tanımına, tüm dünya “tutku” adını veriyor.

De Rossi, Dzeko ile birlikte

Tutku kelimesi, tutsak kelimesiyle aynı köklere sahiptir. De Rossi’nin tutkusu, paranın verdiği zevkten değil, hayallerini sahneye koyma arzusunun tutsaklığından geliyor.

De Rossi, her transfer döneminde adı İngiliz ve İspanyol devleriyle anılmasına rağmen Roma’dan kopmayı düşünmedi. Küçücük bir çocukken Roma akademisinde kendisine, “Capitano Futuro” (Gelecekteki kaptan) denildi. 2017 yılına kadar takımın kaptanı Totti’ydi. Bu şerefe bir gün bile olsa nail olabilmek için transfer rekoru sayılacak paraları elinin tersiyle itti De Rossi, ve Manchester United’ın önüne koyduğu şan ve şöhreti reddetti.

İki yıl önce Roma’dan ayrılmanın kıyısından dönen ve bunu geçtiğimiz sezon içerisinde verdiği bir mülakatta kabul eden İtalyan, Totti’nin futbolu bırakmasından sonra kendisinin takımdan ayrılmasının taraftara ihanet olabileceği düşüncesiyle bu kararından vazgeçtiğini söylemişti.

De Rossi, Roma formasını ilk olarak bir Şampiyonlar Ligi maçında, henüz 18 yaşındayken Liverpool karşısında giydikten sonra 18 sene boyunca her türlü acıya, kulübeye mahkûm edilmesine ve dönem dönem başarısızlığa rağmen taşımaktan şeref duyduğunu belirtiyor.

Şimdiki zamanın yabancısı

İtalyan yıldız futboluyla hayran bıraktığı kadar bilgeliği ve karakteriyle de örnek figürlerden biri. Bu yüzden olacak ki kimileri onu şimdiki zamanın yabancısı olarak görüyor.

Geçtiğimiz sene İsveç’le oynadıkları 2018 Rusya Dünya Kupası play-off rövanşında rakiplerinin milli marşını ıslıklayan İtalyan taraftarları karşısına alma pahasına çok ciddi bir tepki göstermişti. Giuseppe Meazza Stadyumu’nda oynanan ve berabere biten bu karşılaşmada, Dünya Kupası vizesini İsveç’e kaptırmalarına rağmen rakibinin takım otobüsüne giderek tüm oyunculardan ülkesi adına teker teker özür dilemesi ve Rusya’da başarılı olmaları temennisinde bulunmasını İsveç basınından öğrenmiştik.

2016, Daniele De Rossi, İtalya milli takımı formasıyla

İtalya 2006’da Dünya Kupası’nı kazanırken çok iyi oynadı. Milli takım hocaları için futbolcu olduğu kadar onların sahadaki elleri ve ayakları oluyordu. Savunma tehlikedeyse acil tehlike butonu Rossi’nin formasını titretiyordu. Hücuma takımı çıkaran Pirlo’ydu ama o sürece gelene kadar tüm temizliği yine o yapıyordu. Sadece milli takıma has bir durum değildi bu. Roma’nın eski futbolcusu Antonio Rudiger, “Saha içinde, saha dışında, evlerimizde veya sokakta... Bir şeye ihtiyacımız olduğu zaman ilk iletişim kurduğumuz kişi De Rossi oluyor.” demişti.

Tek bir sorun

Şimdiye değin akıllarda beliren tek soru, İtalyan yıldızın futbolunun Latin futbol iklimiyle uyuşup uyuşmayacağı. Diego Simeone’ye göre, De Rossi’nin İtalya’daki taktik zehirlenmesinden sonra Arjantin Ligi’nde biraz boşluğa düşmesi muhtemel. Çünkü İtalya’da yoğun baskı sebebiyle oyun alanı daraltılıyor ve oyuncular birbirine yakın oynamayı biliyor. Bu durum da savunmacı orta sahalar için işi biraz daha kolaylaştırabiliyor. Fakat Güney Amerika ve Arjantin özelinde oyuncular geniş alanda oyun oynamaya çok daha hakimler. Kısa pasları seri olarak yapmayı tercih ediyorlar ve dar alan kurgusuna dahil olmaktan kaçınıyorlar.

Fakat De Rossi’nin tatil için Boca Juniors’ı seçmediği aşikâr. Şüphesiz Dünya Kupası şampiyonu hüviyetine sahip bir yıldız olarak oyun stilini bu duruma karşı esnetmenin formülünü de bulacaktır.

Bir kulübün daha efsanesi olmak ve torunlarına anlatacağı hikayelere bir koca sayfa daha eklemek, De Rossi’nin kendi ellerinde. Artık hayallerini gerçeğe dönüştüreceği La Bombonera’da sahneye çıkması için geri sayım başladı.