Eurosport

Güneş batmayan lig #8

Güneş batmayan lig #8

26/11/2019 @ 15:02

Mert Demircioğlu'nun kaleminden Premier League'in 13. haftasında olup bitenler...

Lordlar Kamarası

Jose Mourinho’nun lige geri dönüşü tam istediği gibi oldu. Tottenham Hotspur’un başına gelen Mou, ilk maçında West Ham United’la karşılaştı. En az Spurs kadar formsuz durumdaki West Ham’la ilk maçına çıkması da onun şansı diyebiliriz. Maç başlarken, takımda Mourinho dokunuşu olduğunu görebiliyorduk. Hatta daha sonradan kendi ifade ettiği “artık değiştim” lafını da maç esnasında görebildik. 4-2-3-1 ile başlayan Spurs, hücuma çıkışlarda üçlü savunma oynuyor gibi dizilip, ileriye fazmericladan bir adam daha atma fırsatı buldu. En dikkat çekici isim Dele Alli’ydi. Uzun süredir görmediğimiz Alli sahadaydı adeta. Özellikle ikinci goldeki çabası bunun kanıtıydı. West Ham’ın Spurs savunmasının hatalarını iyi değerlendirmesiyle maç 3-2’ye gelse de Mou lige geri dönüşünü galibiyetle kutladı. West Ham’ın ise toparlanması için kanat oyuncularındaki formsuzluğa çare bulması gerek. Aynı zamanda Sebastian Haller’i maksimum verimde kullanamadan geçen her maç onlar için kayıp olacak gibi duruyor.

Josè Mourinho | West Ham-Tottenham

Arsenal Hayır Kurumu” bu hafta Southampton’ı ağırladı. Uzun süredir ligde puan almak isteyen takımlara yaptığı yardımlarla göz önünde olan Arsenal, görevini yine çok iyi icra etti. Soton’un maç başı planı, Arsenal savunmasının da yardımıyla başarılı oldu. Stoperlere yapılan yoğun presle beraber, Arsenal bu presi geçme konusunda çok başarılı olamadı. Ardından Soton savunmasının verdiği boşluktan faydalanan Arsenal maçı 1-1’e getirdi ve ilk yarının sonuna kadar Serie A’ya selam çakarcasına bol faullü ve sarı kartlı bir sekans izledik. İkinci yarıda ise adeta gol atmamak için birbiriyle yarışan takımlardan ilk kaybeden(!) Soton oldu. Penaltıyı kaçıran James Ward-Prowse dönen topu tamamladı ve takımını 2-1 öne geçirdi. 90+7’de gelen eşitlik golüne kadar ise inanılmaz goller kaçırdı Soton. “Atamayana atarlar” aforizmasının sonucu olarak da Arsenal’in ikinci golünü yediler ve maçın sonucunu 2-2 olarak resmileştirdiler.

Herkesin bu hafta merakla beklediği maç Manchester City - Chelsea maçı, 2-1’lik City galibiyetiyle sona erdi. Taktiksel açıdan oldukça tatmin edici bir maç izledik. Maç başında Chelsea’nin ana planı Rodri’nin savunma önünde top almasını engelleyip, City’nin sistemini bozmaktı. Bunu çok iyi başaran Chelsea, N’golo Kante’nin golüyle öne geçti. Buna hızlı cevap veren City, Tammy Abraham’ın topla buluşmasını engelleyerek Chelsea’nin hücum damarını kesti adeta. Kevin De Bruyne’nin estetik bir hareketle attığı golle önce beraberliği yakaladılar, ardından Riyad Mahrez’in tek kişilik şovuyla öne geçtiler. 90+4’de Raheem Sterling’in attığı golün yine VAR’a takılması Pep Guardiola’nın teknolojiye küsmesine sebep olabilir. İkinci yarıda temposunu kaybeden Chelsea, net gol pozisyonuna giremeden maçı bitirdi. City karşısında başlangıcı çok iyi yapsalar da sonradan kontrolü kaybetmeleri henüz en üst seviyeye yollarının olduğunun çok net bir göstergesiydi.

Riyad Mahrez | Manchester City - Chelsea

Manchester United, Sheffield United deplasmanındaydı. Phil Jones ile beraber üçlü savunma tercihiyle başlayan Ole Solskjær, bu tercihinden daha maçın başında pişman oldu desek yanlış olmaz herhalde. Yeni şeyler denemesi istenen Solskjær’den böyle bir şey beklenmediği kesin. Alışkın olduğumuz Phil Jones hatasıyla beraber öne geçen Sheffield, ilk yarıyı 1-0 önde kapadı. Golden sonra United’ın çabalamasını gördük ama daha çok yürüyen merdivenden tersine çıkmaya çalışır gibi bir hâlleri vardı. İkinci yarıya da golle başlayan Sheffield, özgüveniyle birlikte maçı tutmak için elinden geleni yaptı. Ancak yedi dakika içinde gelen üç United golü, bir anda maçın bütün gidişatını değiştirdi. Özellikle iki gencin, Brandon Williams ve Mason Greenwood’un geri dönüş ateşi yakması Solskjær’i ayrıca mutlu etmiş olabilir. Maçı bir anda 3-2’ye getiren Manu bu sefer ipleri kendi eline almışken “Fergie Time”ın başında, Championsip’in emektar golcüsü Oliver McBurnie’nin golüyle yıkıldı. “İşte Premier Lig bu!” sözünü hatırlatan maç biz seyircileri de yeterince tatmin etti.

Lider Liverpool yine bildiğimiz gibiydi. Crystal Palace deplasmanına giden ve aynı senaryoyla kazanan Liverpool daha ne kadar bu durumu devam ettirebilir bilemiyoruz. Ancak kazandığı sürece taraftarların bu durumdan şikayetçi olmayacağı kesin. Palace’ın sayılmayan golüyle ve cılız ataklarla geçen ilk yarıdan sonra; önce James Henderson’ın harika pasını değerlendiremeyen Sadio Mane, hemen ardından Andrew Robertson’ın getirdiği topu şansının da yardımıyla gol yaptı. Palace ise elindeki en iyi kombinasyonla, yani Andres Townsend ve Wilfried Zaha’nın iş birliğiyle golü attı. Roy Hodgson’ın tam umutlandığı anda ise Liverpool yine geri dönüş golünü buldu ve Excalibur’unu sallaya sallaya şehrine geri döndü.

Roberto Firmino | Liverpool - Crystal Palace

Avam Kamarası’nda göze çarpanlar

Bu yazı serisinde uzun süredir olumlu sonuçlarını göremediğimiz Norwich City, yine bu seride kötü ün salmış Everton’la karşılaştı. İlk yarıda yalnızca iki tane heyecanlandırıcı an gördüğümüz maçta, esas gösteri ikinci yarı başladı. Teemu Pukki’nin iki kişiyi sırtına alıp bütün savunmayı etkisiz hâle getiren basit pasını gole çeviren Todd Cantwell, Norwich’i öne geçirdi. Golden sonra birazcık toparlanan Everton, Norwich kalesini baskı altına alsa da istediği golü bir türlü bulamadı. Maçın temposunu iyice düşüren Norwich, Gylfi Sigurðsson’un hatasıyla 2-0’ı buldu ve uzun süre sonra rahat nefes alabildi. Marco Silva’nın sahada el freni görevi gören Theo Walcott tercihini anlamak mümkün değil. Oyunda kaldığı sürede başarı sağlayamayan Walcott’un, Marco Silva’nın sonunu hazırlamasında büyük rolü olacak gibi gözüküyor.

Sean Dyche yine burada. Ragbi takımını tekrar kazandı ve altıncı sıraya yükseldi. Zaten beşinci ile 16. arasındaki farkın beş puan olduğu ligde, üst üste alınan galibiyetlerle bir anda kendinizi yukarılarda bulabiliyorsunuz. Dyche’ın Burnley’si bu hafta ligin sonundaki Watford’la karşılaştı. İk yarı Watford’un müthiş bir maç oynamasına rağmen gol bulamaması onlar için çok kötü oldu. Duran toptan gol atmanın ustası Burnley, yine duran toptan, Chris Wood’un golüyle öne geçti. Ardından Ashley Barnes’ın penaltısıyla ikiyi buldular. Üçüncü golü de yine duran toptan James Tarkowski’yle bularak 3-0 kazandılar. Kendilerini tekrar kanıtlayan Sean Dyche’ın öğrencileri, kolay kolay ligden kopmayacaklarını gösterdiler.