Eurosport

Ligue 1 notları #5

Ligue 1 notları #5

26/09/2019 @ 16:04

Ozan Can Sülüm, Fransa Ligue 1'in altıncı ve yedinci haftasında olup bitenleri yazıyor.

Strasbourg maçı, bütün yollar tıkalı, açamadın. Neymar çıkıp saçma sapan bir gol atıyor, üç puan yazılıyor. Lyon maçı, golü atamadın - tamam Lopes çok çıkardı - ama yine son dakikalarda Neymar çıktı aldı maçı. E Reims maçı, erken yedin, ki yine 18 yaşındaki wonderkid stoperi sağ bek yaptın, Sarabia hala 11, Choupo-Moting bir var bir yok, bu sefer açamadın.

PSG yıllardır bir şeyi elinde tutardı: İstikrar. Şampiyon olana kadar ligi domine eder, hata yapmaz, sonra salardı. Bu süre zarfında her kupada sağlam giderlerdi ki, hani öyle “bu sezon Şampiyonlar Ligi’ne ağırlık veriyoruz, yok kupalar mühim değil” falan olmazdı. Şu an Tuchel’le birlikte Şampiyonlar Ligi’nde son senelerle aynı, ligde daha az korkutucu ve yıllar sonra ilk kez iki kupasını da kaptırmış bir PSG var. Bunun yanında kadrosu dengesiz.

FFP’den kaçmak için, bundan altı yıl önce “Biz Messi’yi almayacağız, altyapıdan yeni Messi’ler çıkaracağız!” diyen başkanın kendini tekzip etmesiyle tüm yetenekli genç oyuncularını satıp rotasyonunu daraltan bir PSG var. Bireysel bir performans olmayınca maç alamayan; Diallo, Paredes, Sarabia veya Kehrer gibi transferlerinden hiç verim alamayan garip bir yatırıma dönüştüler. Bir oyunları, bir amaçları, bir anlamları kalmadı yavaş yavaş. Evet, ligi kazanıyorlar. Kazanıyorlardı zaten. Ama daha kötü kazanmaya, giderek daha çok düşmeye başladılar. Eriyip gittiler sanki. Bir de Katar Emiri gelmiş maçı izlemeye, devre arası Reims’ı almaya çalışmamış, ona şaşırdım. Bu arada PSG, 44 iç saha maçı sonrası gol bulamadı, 1,5 yıl sonra içeride yenildi.

Pablo Sarabia, PSG - Reims

Reims sezon başından beri en iyi savunma yapan takım. Yılların underrated’i Abdelhamid önderliğinde, sağ bekte Foket – ki Belçika’dan Reims’a gelmesine çok şaşırmıştım – solda ise Konan’la çok sağlam bir hatları, hata yapmayan bir geri sekizlileri, müthiş güvenli bir kalecileri ve bir o kadar da atletik ön tarafları var. Tek bir isim bile yok bu takımda, o kadar söyleyeyim. Tamam, hadi belki geçen seneki performansından dolayı biraz Oudin. Ama bu kadar “no-name” adamdan bu kadar muhteşem bir disiplin çıkarmak tamamen hoca işi. Yani ilk yedi haftanda Marsilya, Monaco, Lille ve PSG var. Sen 11 puan topluyorsun ama en önemlisi de iki gol yiyorsun sadece. David Guilon hocama helal olsun.

Angers, St. Etienne’i 4-1 yendikten sonra Yeşiller’in başkanı Ghislain Printant’a “Hocam edebinle istifa et içine ettin takımın!” diye mesaj yolladı. Printant reddetti. Şimdi tabii St. Etienne’in içine edilmiş olabilir ama, Angers’i övmek lazım esas. Bu adamlar son iki sezonda önce 20 gol barajına gelen forvetlerini, bu sezon başında da en büyük asistçisini ve wonderkid 10 numarasını sattı. Zaten mütevazı bir takım, öyle uçanı kaçanı yok. Ancak Moulin her oyuncunun yerini öyle tıkır tıkır doldurdu, öyle rahat devam ettirdi ki sistemini, gerçekten çok takdire şayan. PSG’yle ayı puandalar an itibariyle. Ligin eğlenceli takımlarından da biri, 25 gol olmuş yedi maçında adamların. Lyon’a 6-0 yenildikleri maçı bir kenara koyarsak – ki Jeff’in transferinin tamamlandığı haftaydı ve oynayamadı – kötü hiçbir şey yok. Geçen sezon ligde Nimes, Strasbourg ve St. Etienne kendi seviyelerinin çok üstünde oynamış, ikisi Avrupa görürken Nimes sonunu getirememişti. Angers’nin sonunu getirmesi ne kadar mümkün, şimdiden konuşması zor. Bir not, yine Fransa genç oyuncu anlamında bir ilki çıkardı. Metz maçında kaleye geçen Stefan Bajic beş büyük ligde forma giyen ilk 2000 sonrası doğumlu kaleci oldu. Yine bir not, Habib Diallo da Mevlüt Erdinç’in Metz formasıyla ilk yedi haftada en fazla gol atan oyuncu rekorunu egale etmiş.

Ya dedim ki Lyon biraz fazla abarttı bu değişim işini. Sylvinho bu kadar sert ligde ilk kez takım yönetecek, Fekir gidecek, yapı değişecek, sancılı olur bu iş. Sonra ilk iki hafta, önce 10 kişi kalan çöp Monaco, sonra da 10 numaralarını çaldıkları Angers’ye dokuz gol attıklarında “Noldu 12” tepkileri gelmişti. Durun abi. Fransa Ligi hem fiziksel olarak, hem de taktiksel olarak sert lig. Sert dediğim şu, ilk sezonunu geçirenler hep duvara çarpar. Sylvinho belki A planı olarak fena değil, fakan maç içinde hamle yapamıyor, yapılan hamlelere de tepki veremiyor. PSG maçı ortadayken, PSG’nin maçı kendine çekmesine engel olamadı. Brest maçında 2-1 öndeyken Traore’yi çıkartıp Reine-Adelaide’i aldı. Depay korkunçken, rakip topu almışken garip bir değişiklik yaptı. Yani tabii öğrenecek o da, bir nevi staj gibi bu dönem ama şanssızlık şu; geçen sezon olsa böyle bir PSG yakalamışken şu an onları tehdit ediyor olabilirlerdi.

Brest - Lyon, Ligue 1, 7. hafta

Bu Yacine Adli’yi ne güzel Arsenal alacaktı, Guendouzi-Rabiot karışımı bi şey olacaktı merkezde. Belki böylece Xhaka’dan da kurtulurduk falan. Neyse. Toparlandılar. Hocalarının iyi olduğunu ve elindeki kadronun iyi bir kadro olduğunu ilk haftalarda yazmıştım. Tek problem yönetimdi. O da aradan çekildi. Altı maçtır yenilmiyorlar ki bu son dört sezonda ikinci kez oluyor. Önemli bir seri ve gelişerek devam ederlerse bocalayanlar bu kadar fazlayken yukarıya oynama ihtimalleri çok yüksek olabilir. İşin ilginci; yaralı PSG’yle oynayıp, sonra Şampiyonlar Ligi için direkt rakipleriyle devam edecekler. Önümüzdeki dört beş hafta sezonlarını belirleyecek. Yacine Adli çok iyi topçu ya.

Jardim kovuldu. Henry geldi. Henry kovuldu. Jardim geldi. Bu haftaki Cote d’Azur derbisi öncesinde “Jardim 12 ay içinde ikinci kez aynı kulüpten kovulabilir mi?” soruları soruluyordu. İnsanlara bayağı eğlenceli geldi bu olay ama cidden topun ağzındaydı Jardim. Nice’te ise hafta sonu Dolberg’in gol atmasıyla birlikte ben dedim ki Monaco için sıkıntılı bir maç olacak, bu çocuk da oturuyor, tek sorun da yavaştan ortadan kalkacak Nice adına. Fakat Golovin’in oynayacağı tuttu. Neden olduğunu da söyleyeyim, nihayet merkeze aldı çünkü Jardim. Yüksek ihtimalle üçlüye dönüp, kanatlara gerçekten çizgi oyuncusu olan oyuncular koyarak Atal-Ounas-Burner üçlüsünü karşılamayı, merkezde de teknik oyuncularda Tameze-Cyprien ikilisini geçmeyi düşündü. Düşündüğü de olmadı değil. Vintage Monaco izledik. Topu rakibe bıraktılar, çok top kazandılar, bunları çok çabuk kullandılar, nihayet eskisi kadar akıcı ve direkt oynayıp bol pozisyon buldular. Sanırım Jardim üçlüden dönmez artık. Ha Augustin olmaz Ben Yedder direkt oynar, oraya Onyekuru girer falan ben bilmem. Nice’in de ense karartacak bir durumu yok. Atal ve Dolberg’in performansı yükseldikçe onlar da iyi gidecektir. Tek soru işaretiyse Cyprien’in sağlıklı kalıp kalamayacağı.

Lille’le bitireyim. Her şeyden önce akıl almaz bir Osimhen performansı var. Lille tarihinde yedi maçta altı gol iki asistle başlayan kimse yokmuş. Strasbourg karşısında klasik bir 4-4-2 gördük. Yusuf’un Galtier’nin kafasındaki yerinin sağ çizgi olması kesinleşti gibi, zaten Ikone varken 10 numara görevi başkasına verilemez şu an ama orada merkeze gelerek Zeki’ye açtığı koridor çok değerli. Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk maçın dönüşünde – ki acı verici bir maçtı – gelen Rennes deplasmanı beraberliği ve iç saha galibiyeti biraz kafalarını rahatlatacaktır. Kabul edelim, Osimhen böyle gitmeyecek. Giderse zaten Ocak’ta falan United alır. Ama takımın geçen sezonki haline yeniden dönmesi önemli. En büyük farksa Bamba ve Pepe varken maç başında 20’ye yakın driplingle taşıyorlardı topları. Şimdiyse daha fazla pasla gitmek zorundalar ki Yusuf bunu biraz zorunlu kılıyor. Adaptasyon tamamlandığına iyi şeyler görme imkanımız hala var.

Victor Osimhen (LOSC)

Marsilya bu hafta cezalı.

Bu hafta haftanın kadrosu yok, iki maçlık haftalarda zor o iş. Ödüller vereyim naçizane:

Kaleci: Anthony Lopes (Lyon)

Oyuncu: Alexandr Golovin (Monaco)

Teknik Direktör: David Guion (Reims)