Eurosport

Eskişehirspor’un duygusal sezonu

Eskişehirspor’un duygusal sezonu

12/06/2019 @ 14:41Güncellendi 12/06/2019 @ 15:25

Spor Toto 1.Lig ekibi Eskişehirspor, çok büyük mâli sıkıntılarla açtığı, devam ettirdiği ve kapattığı sezonun sonunda ligde kalmayı başardı. Kırmızı-siyahlıların teknik direktörü Fuat Çapa sorunlarla dolu bu sezonu Saygın Elgün’e anlattı.

Türk futbolunda Anadolu devriminin ilk kıvılcımını oluşturan Eskişehirspor, 2015-16 sezonu sonunda alt lige düşmesinin ardından kendisini mâli açıdan çok ciddi bir krizin içerisinde buldu. 2018 yazında renklerine bağladığı oyunculara transfer tahtasını kaldıramadığı için lisans çıkartamayan Kırmızı Şimşekler, ilk 19 haftasını tamamen altyapısından oyuncularla götürdüğü 2018-19 sezonunu 35 puanla 14.sırada noktaladı. Eskişehirspor’un bu zor sezonunda teknik direktörlükten fazlasını yapan Fuat Çapa, kulübe dair soruları yanıtladı.

Eskişehirspor yönetimiyle masaya ilk oturduğunuzda size ne gibi bir proje sunuldu ve ilk etaptaki hedefler nelerdi?

Açıkçası göreve geldiğimizde kulübün sezona dair hedefleri çok daha farklıydı. Önceki sezon direkt oynayan oyunculardan yalnızca Bedirhan kalmıştı ve kadroda çok ciddi bir değişiklik olacaktı. Nitekim hazırlık döneminden önce de tane bu lig seviyesinde 12-13 iyi oyuncuyla anlaşmıştık ve çalışmalara bu oyuncularla başlamıştık. O dönemi gayet iyi geçirmiştik. Hatta başkanımız Halil Ünal, bu süreçte tespit etmiş olduğumuz, transferini amaçladığımız dört yeni oyuncu için görüşmeleri belli bir noktaya kadar getirmişti. Ama maalesef 31 Ağustos gecesi bittiğinde transfer tahtasını açamadığımız kesinleşmiş oldu ve işler değişti.

Peki tüm bu yaşananlara rağmen kulüpte kalmaya nasıl ikna oldunuz? Sonuçta size sunulan projenin gerçekleşme şansı kalmamıştı ve görevi bıraksanız bunun yadırganacak bir karar olduğunu söylemek mümkün olmazdı.

İkna olma sürecinde önümüzde iki çerçeve vardı. Bir tanesi şehirdi; çünkü o şehrin bir bireyi olarak bu güzel kulüp ve taraftar için sorumluluk almam gerekiyordu. Eskişehir gerçekten inanılmaz bir yer ve taraftarlar bu sıkıntılı sürecin ardından kulübe eşine az rastlanılacak şekilde sahip çıktı. Diğer çerçevede de bizim kariyerimiz vardı.

Artık olmayan bir takımı yaratmamız gerekiyordu ve tüm plânlar, beklentiler değişmişti. Sezon genelinde toplam 60 futbolcuyla idman yaptık, 40 değişik futbolcuya süre verdik ve sezon bittiğinde elimizde 35 oyuncu vardı. Oyuncu sirkülasyonunun büyüklüğünü çok net ortaya koyan sayılar bunlar. Şampiyonluk için kurulan takım bir anda, ardından ligde kalmanın başarı olarak sayılacağı şeyleri yaşadı. O noktada antrenörlükten fazlasını yapmamız gerekiyordu. Biz de profesyonelliği ve kariyerimizi bir kenara bırakarak Eskişehirspor’u bu durumdan çıkaracağımıza dair ekibimizle beraber söz verdik.

Tabi burada tüm süreci tek başımıza sırtlanmadık. Özellikle tribün liderleri inanılmaz destek verdi. İcra kurulu içerisindeki yönetici arkadaşlarımız canlarını dişine taktı ve herkes yapabileceğinin en iyisini yaptı. Bu ekiple beraber ilk yarıyı gayet iyi bir puana ulaşarak tamamlamış olduk.

Yeni transferlerin lisansının çıkmamasından ötürü tüm plânların değiştiğinden bahsettiniz. En azından bir devreyi idare etmesi gereken genç oyuncu grubunu sahada olmaya nasıl ikna ettiniz? Taktiksel anlamda sağlıklı çalışmalar yapabildiniz mi yoksa süreç onların başını okşayıp, sırtını sıvazlayarak mı geçti?

Tabi sadece oyuncuları motive ederek koskoca bir devreyi bitirebilmek mümkün değil. Oyunculara ‘’hadi koçum, hadi aslanım’’ diyerek ancak birkaç maçı idare edebilirsiniz. Hazırlık dönemi geçirmemiş genç oyuncularımızda ligin ilk 10 haftasından sonra yavaş yavaşistediğimiz gelişimi görmeye başladık. Açıkçasıligin ilk devresinde saha içinden ziyade saha dışıyla daha çok ilgilenmek zorunda kaldık. Sonuçlar bazen geliyordu, bazen gelmiyordu ancak oyun sürekli gelişiyordu. Haftalar ilerledikçe de oyuncularımız komutlarımıza cevap vermeye başladılar ve takım olarak saha içine dair bir şeyler yapabilmiş olduk.

Eskişehirspor

Eskişehirspor için bunun duygusal bir sezon olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sezona dair sahanın dışıyla ilgili bahsedebileceğiniz neler var?

Söylediğin gibi gerçekten çok duygusal bir sezon oldu. Her maçtan geriye çok ciddi hikâyeler kaldı. Maalesef olağanüstü şartlardan ötürü saha içinde istediklerimizi çok fazla yapamadık. Mesela antrenmana geliyorduk, aynı anda kulübe sponsor bulmaya çalışıyorduk. Saha dışına dair verebileceğim en net örnek de arkadaşlarımla beraber yaptığımız ESGAZ ziyaretleriydi. Tesislerdeki doğalgazın bile takipçisi olmak zorundaydık. Sonuçta kulübün yüzü sayılıyorduk artık ve yetkili kişiler de Eskişehirspor’la alakalı birilerini oralarda görmeyi istiyordu. Özellikle yeni yönetimin göreve başladığı şubat ayına kadar maddi anlamda bizim de elimizi taşın altına koymamız gerekti. Yanlış anlaşılma olmasın, kesinlikle şikayetçi değildik. Bu sorumluluğun bilincinde olarak göreve devam ettik ve hiçbir zaman ben odaklı çalışmadık, hep biz odaklıydık.

Lisansı çıkmayan oyuncularla ilgili ne gibi çalışmalar yaptınız? Eğer o transferleri tamamlayabilseydiniz sezon daha farklı ilerleyebilir miydi?

O oyuncular açısından da kabullenmesi çok zor bir durumdu bu. Sonuçta biz onlarıkullanamayacağımız gibi transfer penceresi kapandığı için onlar da başka bir kulübe gidemeyecekti. Elbette durum netleştikten sonra hepsiyle oturup konuştuk ve durumu izah ettik. Ocak ayına kadar tahammül etmelerini istedik. Bu süreçte bizimle antrenmanlara katıldılar. Kalsalardı da gitselerdi de bu oyunculara karşı sorumluluğumuz vardı. Bir şekilde onları hazır tutmak zorundaydık.

Lisanslarını çıkarabilseydik çok büyük bir ihtimalle şu an Süper Lig hazırlıkları yapıyor olurduk. Çünkü gerçekten iyi bir hazırlık dönemi geçirdik ve eksik olan üç-dört pozisyon için alternatif oyuncuları belirlemiş, görüşmeleri yapmıştık. Ama şartları bilip elimizdeki genç oyuncularla o sezon başı hazırlıklarını yapabilmiş olsaydık 25 puanı bulabilirdik ki bu puan aşağı yukarı play-off yarışının içinde olmak demekti.

Ligin ikinci yarısına geldiğimizde ise bu kadar uzun süre oynamayan oyunculardan hemen verim alabilmek kolay değildi. Ligin ilk yarısına benzer bir süreci ikinci yarının başında da yaşadık ve biraz sendeledik. Biz hedef olarak gözümüze Afyonspor maçını kestirmiştik ve tam o periyoda girerken bir çıkış yakaladık. 19. ve 31.haftalar arasında 18 puan topladığımız bir süreç var. O dönemde 1,5 puan ortalamasını yakaladık. Bu da 1.Lig için hemen hemen play-off puanı ortalamasına denk geliyor. Takımın potansiyelini ortaya koyan bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Eğer Eskişehirspor doğru hamleleri yapabilirse o dönemi sezona yayarak play-off için iddialı bir konuma gelebilir.

Eskişehirspor

Ocak ayında transfer tahtası kaldırıldı. O süreçte Cemali Sertel’in Başakşehir’e transferi de tamamlandı. Burada iki kulüp arasında devam edecek bir iş birliği söz konusu mu?

Cemali transferi, transfer tahtasını kaldırmak için yapmamız gereken bir hamleydi. Ligin ilk yarısında bizim takımımızdan parlayan çok fazla oyuncu olmuştu. Başakşehir kulübü de bunun Cemali’yle sınırlı kalmamasını istedi. Her iki kulüp yönetiminin üzerinde konuştuğu beş-altıoyuncu hakkında Eskişehirspor’a bir teklif gelirse bunun Başakşehir’e iletilmesi gerekiyor. Başakşehir’in bu futbolcular üzerinde bir nevi ilk tercih hakkı var diyebilirim.

Son günlerde çok konuşulan Mehmet Özcan’a gelmek istiyorum. Kendisini aynı mevkide olduğu oyunculardan ve yaşıtlarından ayıran temel özellikler neler?

Mehmet her şeyden önce gelişime ve öğrenmeye inanılmaz açık bir oyuncu. Saha dışında sürekli kendisine bir şeyler katmak istiyor. Ekibimizle beraber onunla yaptığımız görüşmelerde yabancı dil öğrenmesinin ona çok fazla şey katacağından bahsediyoruz. Antrenmanlar dışında da tesislerde sürekli ekstra çalışmalar yapan, inanılmaz çalışkan bir oyuncu. Oyun tarzına gelecek olursak da sahaya çok yüksek enerji koyan, çok büyük bir alanı kapatabilen ve rakipten tertemiz şekilde çok fazla top kazanabilen bir oyuncu olduğunu söylemek mümkün. Tüm bunlar onu mevkisinde özel kılıyor.

Mehmet’in transferiyle ilgili gelişmeler hakkında neler söylersiniz? Hangi lige ve takıma gitmesi gerektiğiyle ilgili bir düşünceniz var mı?

Önemli olan tek şey oynayacağı ve gelişimini sürdüreceği bir takıma gitmesi. Sadece Mehmet’le değil bu sezon çıkış yapan tüm oyuncularımızla, eğer gideceklerse, aynı şeyleri konuşuyoruz. Furgan Polar, Fıratcan Üzüm, Mehmet Feyzi Yıldırım, Cemali Sertel, Mevlüt Çelik, Furkan Balaban... Aslında hepsi için yaptığımız tavsiyeler benzer. Bu çocukların Avrupalı yaşıtlarından eksiği yok. Tek ihtiyaçları daha fazla oynamaları ve gelişimlerini sürdürebilmeleri.

Fuat Çapa, Eskişehirspor Teknik Direktörü

Eskişehirspor kulübünde bir yönetim değişikliği daha yaşandı ve yeni başkan Osman Taş oldu. Önümüzdeki sezona dair bir görüşmeniz oldu mu?

Yeni yönetimdeki pek çok arkadaş önceki yönetimlerde de görev almıştı.Dolayısıyla onlar bizi biliyor, biz de onları biliyoruz. Bu kulüple duygusal bir bağımız da var. Ancak sonuçta yeni bir yönetim var ve iyi bir şeyler yaptık diye bizimle devam etmek zorunda değiller. Her kararı anlayışla karşılarız. Açıkçası kulübün ekonomik durumunu bildiğimiz için sözleşmedeki ücretle ve süreyle ilgili bir talebimiz olmaz. Buradaki tek önemli kriter, bizim Eskişehirspor’a fayda sağlayıp sağlayamayacağımız. Eğer Eskişehirspor’un geleceğini kurtaracak projeler bize sunulursa kalmayı isteriz.

Milli takımın durumuyla ilgili neler söylersiniz? Geleceğe dair neler görüyorsunuz?

Fransa galibiyeti bir Türk teknik direktör olarak bana inanılmaz keyif verdi. Sosyal medyada da maç sonrası yazdım zaten. Bu tesadüfen gelmiş bir galibiyet değildi. Şenol Hoca ve ekibi rakibi çok iyi analiz etmişti. Her şeyiyle plânlanmış, üzerine düşünülmüş bir maçtı ve hocanın plânları harfiyen işledi. Çok büyük keyif aldım ve bu takımın çok daha büyük işler başarabileceğine inanıyorum.

Yabancı sınırlamasına nasıl bakıyorsunuz? Siz Belçika’da da uzun süre çalışmıştınız ve onlar çok ciddi bir altyapı hamlesi yaparak milli takımlarını başka bir seviyeye getirdiler. Bunun paralelinde bu iki ülkeyi nasıl değerlendirirsiniz?

Bizde bu sayılar sadece sonuçlarla bağlantılı konuşuluyor. Herhangi bir altyapı yatırımı yapmadan, aşağıdaki çocuklar için hiçbir çaba sarf etmeden sadece sayılar üzerinden konuşuluyor. Bizim yukarıya değil aşağıya bakmamız lazım ve oradaki çocuklara yatırım yapmamız lazım. Kulüplerin ekonomik durumlarıortada. Artık öyle üst düzey oyuncuları yüksek maliyetlerle getirebilme şansı yok. Bu süreci, altyapısına dönen kulüpler kazanarak atlatır ama başka hiçbir şeyi değiştirmeden sayılarla oynamanın herhangi bir faydası olmaz.

Belçika’ya gelince, oradaki hamleleri federasyon belirledi. Şu yaş grubunda şunu yapacaksınız, burada bunu yapacaksınız gibi komutlarla bunu dikte etti ve kulüpleri buna mecbur bıraktı. Her yıl sonunda kulüpleri denetlediler ve bunun sonucunda başarılı olan kulüplere bir ödenek verdiler. Bir nevi ödüllendirdiler. Şu an dünyanın en önemli liglerinde Belçika Ligi’nden çıkmış çok sayıda oyuncu var. Bizim oyuncularımızın onlardan yetenek olarak hiçbir farkı yok aslında. Ama sistem orada doğru şekilde işliyor ve sonuçlarınıalıyorlar.