Eurosport

Emre Belözoğlu: "Esas olan, konuşmaktan çok saha içinde iş yapmak"

Emre Belözoğlu: "Esas olan, konuşmaktan çok saha içinde iş yapmak"

06/11/2019 @ 00:20

Fenerbahçe kaptanı Emre Belözoğlu, Bağış Erten ve Fuat Akdağ’ın DMAX kanalındaki “Aslında” programına katıldı ve kişiliğine, kariyerine ve Türkiye futboluna dair samimi açıklamalar yaptı.

Emre Belözoğlu 39 yaşında, kariyerinin son döneminde ancak hâlâ en üst derecede futbol oynuyor. Takımı Fenerbahçe’nin kaptanı ve gerek saha içi gerek saha dışındaki lideri.

Yurt içinde ve yurt dışında sayısız başarılar kazanmış, sahada oynadığı futbolla her zaman takdir toplamış bir isim olan Emre, aynı zamanda ülke futbolunun en çok tartışılan isimlerinden biri. Seveni de sevmeyeni de çok. Bunlarla birlikte kendisi, hakkında söylenenlere sürekli cevap verme isteğinde değil.

Açıklamalarına da bu duruma aydınlık kazandırarak başlıyor Emre. Bağış Erten’in “Her daim tartışılmak nasıl bir duygu?” sorusuna şöyle cevap veriyor: “Aslında programı benim için doğru bir program. Fakat kendini ifade etmek zorunda kalmak, popüler bir insan için kolay değil. Her zaman bu imkân olmuyor.”

Belözoğlu, Erten’in “ ’Sahada çok hırçın ama normal hayatta beyefendi.’ Sen bu nitelemeden sıkılmadın mı?” sorusunu da samimiyetle yanıtlıyor: “Dışarıda da çok sakin bir insan değilim aslında. Olaylar karşısında ‘olsun’ diyebilmek, sakin kalabilmek ben de istiyorum. Ama saha içinde eleştirilebilir bir profil olduğumu, kaybetmeye tahammülüm olmadığını, bazen bu anlamda hatalar yapabildiğim gerçeğini kabul ediyorum. Dışarıda kendim için, ‘Mülayim bir insanım.’ diyemem.

Emre, takımının pazar günü oynadığı ve 1-0 kaybettiği Kayserispor maçından sonra şu açıklamaları yapmıştı: “: Bana teveccüh gösteriyorlar. Sağ olsunlar ama saha içerisinde ortaya koymamız gereken laflardan çok bir irade olması gerektiğini düşünüyorum. Kaybettiğimiz için tabii ki herkes üzgün. Bunu telafi edecek zamanımız var. Ama önemli olan cümlelerden çok, bunu sahaya yansıtabilecek bir irade bulmak.” Bu açıklamasını şu sözlerle detaylandırıyor: “Bu benim biraz da hayata bakış için. Cümlelere ‘ben’ ile başlamayı dahi kendime zul gören bir insanım. Saha içinde işi yapmak benim için esas olan. Konuşmaktan çok sahada işi yapmak ve işi yaptığını önce kendine ispat etmek, ardından takım arkadaşlarına ve camiya bunu göstermek; benim için aslolan buydu.

Bağış Erten, “Fakat sahada da bol bol konuşuyorsun. Hakemle, arkadaşlarınla, rakiple...” cevabını verdiğinde ise Emre’nin karşılığı şu şekilde oluyor: “O işin olmazsa olmazı. Ben son 12-13 senedir hep kaptan olarak maçlara çıktım. Bazen ateşli bazen de dinginleştirerek bunu yapmak zorunda hissediyorum. Vücut dilim hep agresif bir Emre gösterse de, sözcüklerim duyulduğunda vücut dilimle konuştuklarımın paralel gitmediği görülür.”

Emre Belözoğlu, Fenerbahçe

“Hakemler bu sene çok sertler”

Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, Kayserispor maçının ardından “Fenerbahçe’nin kurguyla şampiyon olacağını iddia edenlere buradan selam söylüyorum.” diyerek medyaya yönelik bir eleştiride bulunmuştu. Erten, bu açıklamalar üzerine “Futbolcular, ‘şu takımı şampiyon yapacaklar’ iddiaları karşısında gerçekte neler hissediyor?” sorusunu yöneltiyor Belözoğlu’na. Emre bu soruya net bir cevap verirken aynı zamanda futbol kamuoyunda sıkça tartışılan hakem konusuna da değiniyor: “Ben çok iyi bir planı ve çok iyi bir oyuncu grubu olan takımların önüne geçecek bir güç olduğuna inanmıyorum. Bu tarz söylemler Türkiye’de ne yazık ki prim yapıyor ve insanlar belki de bunlara inanıyorlar. Ancak bazen bireysel performanslar, oyuncu ya da hakem performansları, tabii ki teknik adamları ve oyuncuları bu konuda eleştiriye yönlendiriyor. Kayserispor maçındaki hakem performansı bence de eleştirilebilir bir performanstı.

Hakemler bu sene oyunculara karşı çok daha sertler, mesafeliler. Bu durum onları saha içinde oyunculardan koparıyor. Esas maçtan kopmaması gereken kişiler hakemler. Bu sene, nedenini bilmediğim bir şekilde ve tüm oyunculara karşı sert bir duruş var. Bu böyle devam ederse ilerleyen süreçlerde, lig biraz daha kızıştığında, farklı reaksiyonlar ortaya çıkabilir.

Fuat Akdağ, “Ancak hakemler, futbolcularla çok fazla iletişim hâlinde olduğu zaman çok eleştiri alıyorlar. Dolayısıyla hakemlerin de işleri kolay değil.” diyerek ara girince, Akdağ’a hak veriyor Emre.

“Hakemler oyunun içinden gelmeli”

Belözoğlu’nun bu konuda daha önce şöyle bir açıklaması da olmuştu: “Beni saha içinde gerçekten çıldırtan bir hakem profili yok. Hakemler sanki bilinçli yapıyor gibi bir algı yapılıyor. Bu algı bir sporcu olarak beni rahatsız ediyor. Eğer futbolun gerçekten ana hatlarına hâkim değilseniz, bu eleştiriye maruz kalırsınız.” Bu açıklamasının üzerine ise şu yorumla ışık tutuyor: “ ‘Hakemin kasıtlı olarak hata yaptığını söylemek hakkaniyetsiz olur.’ demek istedim. Ben kariyerimde çıldırtacak bir performansa açıkçası rastlamadım. Hakemlerimizin de bu işin ana parçalarından biri olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.

Ben hakemlerin oyunu okumada problemleri olduğunu görebiliyorum. Birçok hakemin, ne yazık ki futbolun içinden gelmemiş kişiler olduğunu düşündüğümüzde, oyunu okumada problemleri olduğu görülüyor. Bir pozisyonu iyi süzemediklerinde oyuncuyu, maçı ellerinden kaybediyorlar. Bence bir an önce hakemlerin de oyunun içinden gelmiş ya da belli seviyeye ulaşamamış oyuncuların tercih edebileceği bir meslek hâline gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Hakemlik oyunu okumak, oyunun içinden gelmek gerektiriyor. Bu iletişimi kolaylaştırır ve yardımlaşmayı arttırır.”

Emre Belözoğlu, Fenerbahçe

Yazının başında da belirtildiği üzere, Emre artık 39 yaşında. Birçok futbolcu, bu yaşa geldiğinde birkaç yıl önce emekliye ayrılmış oluyor. Ancak o hâlâ en üst seviyede ve fark yaratan bir futbol oynuyor. Başakşehir’den eski takım arkadaşı, Kayserispor maçında ise rakibi olan Emanuel Adebayor, maçın ardından bu konuya değinerek Emre’yi övüyordu: “ Bu yaşta bu seviyede, bu şekilde top oynamak çok zor, imkansız belki de. Emre bunu başarıyor. Saha içinde de dışında da mükemmel bir karakter. 2,5 yıl beraber oynadık. Onu saha içinde görmek çok iyi. Bu yaşta yaptıklarıyla rol model olmalı gençlere.” Emre ise bu övgülere karşılık gülümsüyor, utanıyor ve şöyle karşılık veriyor: “Adebayor çok özel bir oyuncu. Başakşehir’e gelmeden önce hakkında çok konuşulmasına rağmen geldi, çalıştı, tüm oyunculara örnek oldu. Yabancı oyuncu profili için Türkiye’de aidiyet çok önemlidir. Adebayor o aitliği duyanlardandı. Dün de maçta çok iyi oynadı. Uzun bir ara vermesine, öncesinde oynamasına rağmen iyi oynadı. Soyunma odasına iyi bir lider. Kendisine teşekkür ediyorum.”

Bağış Erten bu noktada araya giriyor. Kendi yorumunu yapıyor ve zor bir soru soruyor: “Ben şeytanın avukatlığını yapayım mı? Rol modeli demişken... Hırçınlıkla ilgili öz eleştiri yaptığını düşünüyorum. Ama bu durum bir yandan devam ediyor. Bir yandan sen de bununla mücadele ediyorsun. Futbol kariyerinin de sonlarına geldik. Ne olacak bu işin sonu?”

“Abdennour olayı hep benim etrafımda döndü”

Emre, bu zor soru üzerine öz eleştirisini yaparken değiştiğini düşündüğünü de ekliyor: İlk olarak, değişim yaşadığımı düşünüyorum. Özellikle sahanın içinde... Bu yaşanmışlıklar da olabilliyor, belirli yorgunluklarla da oluyor. Bunlarla uğraşmak da istemiyorum. Tamamen performansıma konsantre olmak istiyorum. Ama tabii ki ortada bir geçmiş varsa, bu önünüze ne yazık ki, hele de Türkiye’de yaşıyorsanız, her zaman getiriliyor. On maçlık periyotta her şey çok iyi giderken ufacık bir hata da dahi her şey önünüze getiriyorlar. Böyle bir sabıka kaydım olduğunu düşünüyorum. Haklı eleştiriler de oldu. Bedelini çok ağır ödediğim şeyler de oldu. ‘Bunun benim hayatımdaki karşılığı bu muydu?’ diye kendime sorduğum çok zaman oldu. ‘İyi yırttık’ dediğim ise çok olmadı. Pek yırtamadık. Ama olay genelde hep benim etrafımda döndü. Dünkü olay da hep benim etrafımda döndü.

Emre’nin dünkü olay diye nitelediği mevzu, maç içinde sakatlanan Kayserispor’lu Aymen Abdennour ile yaşadığı diyalog. Kameralara yansıyan görüntülerde Emre’nin rakibinin yanına gelip ona küfrettiği görülmüştü. Söz konusu olay hakkında Emre’nin yorumları şu şekilde:

“Öncelikle böyle bir diyaloğun içinde olmaktan dolayı üzgün olduğumu herkes bilsin. Samimi bir şekilde söylüyorum. Artık bunlarla gündemde olmayı gerçekten istemiyorum. Belirli bir yorgunluğum oluştu. Aileme, çocuklarıma, çekirdek çevreme yoğunlaşmış durumdayım artık.

Orada, özür dilemek amacıyla yanına gittiğim bir oyuncu var. Ayağına bastığımı hissetmemiştim. Rakibin, eski Fenerbahçe oyuncusu Yasir bana söyledi. Kenarda Abdennour’un acı içinde kıvrandığını gördüm. Yanına gittim ve iki kere özür dilerim. O bir cevap verdi. Ben de o cevaba bir karşılık verdim. Ben de bazen bana verilen tepkiler karşısında ‘eyvallah’ diyebilen bir insan olmayı istiyorum. Ama sahanın içinde yaşamış olduğunuz diyaloglar, hayatta karşılaştığınız diyaloglar gibi olmuyor. Sokakta yürürken başıma geldiğinde, görmezden gelip devam edebileceğim bir çok olay oldu sahada. Ama saha içinde adrenalin ve kazanma isteği, saha içinde size bir şeyleri ispat etmek zorunda hissettiriyor. Bu anlamda hata yaptığım oldu. Dünkü olayı insanlar hata olarak görüyorsa özür dilemekten hiçbir zaman geri durmam."

"Yayıncı kuruluşun ana görevlerinden biri saha içine yönelmek"

"Burada bence yayıncı kuruluşun ana görevlerinden bir tanesi saha içine yönelmek. Dünyanın her yerindeki maçları izliyoruz. Birçok oyuncunun ağzından çıkanı net olarak görüyorum. Birçok teknik adamın birbirleriyle konuşmalarını görüyorum. Ama bizim ülkemizde bunlar ne yazık ki spekülasyon konusu oluyor ve çok konuşuluyor. Konuşulması gerekenden çok konuşuluyor. Belli profillerden bir tanesi de benim. Bunlarla gündeme gelmek gibi bir amacım yok. Bu şekilde gündeme gelmek beni üzüyor. Orada özür dilemek için gittiğimi, iki kere de özür dilediğimi söylemek isterim.”

Fenerbahçe geçtiğimiz sezon, içine pek düşmediği zor bir dönemi geride bırakmıştı. Yeni sezona başlarken kadroya takviyeler yapılmıştı ve bu takviyelerden biri de Emre’ydi. Tecrübeli oyuncu, dört yıllık Başakşehir macerasından sonra, 39 yaşındayken eski kulübü Fenerbahçe’ye döndü.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Emre’nin transfer edilmesindeki amacı şu sözlerle açıklamıştı: “Aidiyet duygusu, sahiplenme, o ruhu yabancılara aşılama konusunda geçen sene en büyük eksiğimizin Türk oyuncular olduğunu tespit ettik. Bu sene bu Fenerbahçe’de var. Emre’yi bu yüzden getirdik.”

“Yaptıklarımla bir şeyler gösterdiğime inanıyorum"

Fuat Akdağ bu sözlerin üzerine, Emre’nin Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal’ın kulüpteki en büyük yardımcısı olduğunu düşündüğünü söyledi. Emre ise şöyle karşılık verdi:

“Yardımcı hocalarımızın da desteği var. Volkan Demirel var, kulübü çok iyi bilen bir Fenerbahçeli. Volkan Ballı var kulübün içinde. Damien Comolli de geçen seneden sonra tecrübe edindi. Hocanın işini kolaylaştıracak çok iyi bir ortam var. Kulüp, geçen sene ne yazık ki yaşamış olduğu o kötü sezonun etkilerini hâlâ içinde taşıyor. Bunun etkilerini elimizden geldiğince gidermeye çalışıyoruz. Ben neyi yaşıyorsam, etrafımdaki oyuncu arkadaşlarımdan da onu isterim. Ben yapmadığım ya da hissetmediğim bir şeyi karşımdaki hiç kimseden istemedim. Belki diğer oyuncular da bendeki o arzuyu görüp daha bir motive oluyorlar. Ben her gün, onları motive etmek adına, hoca gibi, konuşma yapmıyorum. Ama yeri geldiğinde tabii ki konuşuyoruz. Ben inanıyorum ki yaptıklarımla bir şeyler gösteriyorum. Futbolu gerçekten çok seviyorum, belki de oyuncular beni görüp daha fazla motive oluyorlar.

Emre Belözoğlu, Fenerbahçe

Özellikle genç futbolcularla arkadaş olmayı seviyorum. Onların röportajlarını izleyip ne söylediklerine dikkat ediyorum. Onların düzelmesi adına, kendim de kariyerimde birçok hata yaptığım için, yönlendirmeye çalışıyorum. İnsanız, hata yapıyoruz. ‘Hata yapmıyorum.’ diyen asıl hatayı yapıyor. Hata yapacağız, gelişeceğiz. Etrafımdaki birçok oyuncuyu bu anlamda gerek sosyal yaşamında gerek mesleğinde geliştirdiğimi düşünüyorum.”

Kendisinin de söylediği gibi, Emre yalnızca kendi performansına odaklanan bir futbolcu değil. Takımdaki genç meslektaşlarını daha ileriye gitmesi için sürekli teşvik etmeye çalışan biri. 2017’de verdiği bir röportajda, toplumumuzun gençlere karşı tavrına dair düşündüklerini paylaşmış, şunları söylemişti: “Bizim toplumumuz gençlere, çocuklara karşı baskıcıdır. Onlara hükmederiz ve istemeden hayallerini küçültürüz. Benim de hayallerimi küçültmüşler. Hiç hayal etmediğim noktalara geldiğimde bocaladığım konular oldu.”

Bu açıklamaları ona hatırlatılınca, konu hakkında daha detaya giriyor Fenerbahçe kaptanı: “Bizim toplumumuzda yaşça küçüklerin isteklerini baskılamak gibi istem dışı bir yapı oluşmuş. Benim küçükken en büyük hayalim 2. Lig’de oynayan, zaman zaman 1. Lig’e çıkan Zeytinburnu Spor’da oynamaktı. Anneme küçük bir ev alabilmek, onu küçük bir restorana götürebilmekti. Bizim büyüdüğümüz gerçekler de belliydi. Çocukluğumda, bugünkü hâlimi yaşayacağım bir gelecek inşa etmedim kendime hayallerimde. Ama süre çok çabuk ilerliyor. Kendinizi hiç hazırlamadığınız bir gerçekliğin içinde buluyorsunuz. Böyle durumlarda da herkes sizden bir üniversite rektöründe yakışır bir sağduyu, akıl ve davranış bekliyor. Bunu yapamadığınızda yeriliyorsunuz. 39 yaşında, hâlâ bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorum. Ben de şimdi oğluma bir şey yaptığında ‘Yapma!’ diyorum.

“Zor bir karakterim”

Şeytanın avukatlığını yapma görevi yine Bağış Erten’de: “Saha içinde de takım arkadaşlarına karşı öylesin. Çünkü dominant bir karaktersin.”

Emre bu sözlerin ardından gülüyor ve yine öz eleştirisini yapıyor: “Zor bir karakterim. Bazen takım arkadaşlarım için çekilmez biri olabiliyorum. Fakat büyük fotoğrafa baktığınızda, inanın ki bu durum onların performanslarını geliştiriyor. Kendi oğluma içselleşmiş bir şekilde ‘Yapma!’ dedikten sonra yanlış yaptığımı fark edip toparlamaya çalışıyorum. Genlerimize işlemiş bir durum bu.”

Gelişim ve değişim demişken, Türkiye’deki tüm futbol takipçilerinin aklındaki soruyu Fuat Akdağ soruyor: “Tüm bu gelişim ve değişimden sonra varmak istediğin yer neresi? Futbolun içinde kalmak istiyor musun?

Emre’nin cevabı pozitif: “Futbolun içinde kalmak istiyorum. Hayatta ailemden başka bir sevdam yok. Futbol benim için çok büyük bir tutku. Oynamak, çimin kokusunu almak, onu hissetmek... Bunu hiç kaybetmedim, kaybedeceğimi de düşünmüyorum. Şu an futbola olan duygumu oynamak adına hissettiğim için oynamaya devam ediyorum. İnşallah bu sene omuz omuza şampiyonluğa yürümek istiyoruz. Mükemmel bir taraftarımız var ve onlara istediklerini yaşatmak istiyoruz. Kendi adıma böyle bir final olsun istiyorum. Yakalamış olduğum kariyeri düşündüğümde, futbolu bırakma kararını benim adına başkasının vermemesi gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir oyuncu için öyle olmamalı. İstişare hep önemlidir ama son kararı kendim vermem gerektiğine inanıyorum. Futbol tutkuma bunun yakışacağını düşünüyorum. O yüzden sezon sonu bu kararı kendi başıma vereceğim.”

“Teknik direktörlük yapmak isteğim arttı”

Akdağ, “Peki bu kararı verdikten sonra ne yapmayı düşünüyorsun? Teknik adamlık, yönetecilik...” diyerek biraz daha detay istiyor. Emre de aradığı detayı ona sunuyor: “Futbolun içinde kalacağım. Son iki senedir kendimi teknik direktörlük açısından geliştirmeye çalışıyorum. Hocalık yapma isteğim artmış durumda.”

Erten ise bu noktada Emre’nin hangi teknik adamları takip ettiğini, kimlerden esinlendiğini soruyor. Beklendik bir cevap duyuyoruz, Pep Guardiola: “Tüm hocaları, özellikle Avrupa’daki hocaları, çalıştığım hocaları izliyorum. Onlardan almış olduğum metodları not aldığım dönemler de oldu. Güncel olarak Pep Guardiola’nın bazı videolarını, oyuncularla iletişimini ve saha içi antrenmanlarını, antrenman öncesi ve sonrası yaptıklarına yoğunlaştım. Pep’in bu anlamda önde olduğunu düşünüyorum.”

Emre, görüldüğü üzere geçmişine dair konuştuğu kadar geleceğine dair de konuşuyor. Gelecekte ise saha içinde yer alacağı çok uzun bir zamanın kalmadığını kendi, hepimizden daha iyi biliyor. Her ne kadar çimlerin kokusunu alma tutkusu devam etse de, belki bu sezon sonunda belki de gelecek sezon sonunda kramponlarını asacak Fenerbahçe’nin kaptanı.

Kesin olan şu ki onu lider olarak görmeye devam edeceğiz. İster saha çizgilerinin iç kısmında olsun, ister dış kısmında...