Eurosport

Beklenen son: Futbol evine mi dönüyor?

Beklenen son: Futbol evine mi dönüyor?

12/05/2019 @ 12:57Güncellendi 12/05/2019 @ 13:09

İngiliz kulüpleri 2018/19 sezonuna damga vurmaya devam ediyor. Futbol tarihinde ilk kez Avrupa’nın iki büyük turnuvasında aynı ülkeden dört takım finale çıkmayı başardı. Peki bu durum İngiliz futbolu için bir tesadüf müydü, yoksa gecikmeli de olsa beklenen bir gelişme miydi? Ve bütün bu sonuçlar ışığında futbol tekrardan evine dönüyor diyebilir miyiz?

Herhangi bir yarışma veya turnuvaya dahil olduğunuzda, alınan başarılı sonuçlar kimileri tarafından birer tesadüfler dizisi gibi görünebilir.

2007 ile 2015 yılları arasında geçen süreçte İngilizler’in Avrupa’da elde edecekleri her türlü başarının bir tesadüften ibaret olacağı görüşü hakimdi. Ada ülkesinin, Arsene Wenger Arsenal’inin ve Sir Alex Ferguson Manchester United’ının belli dönemleri haricinde, modern futboldan oldukça uzak kaldığı üzerine yapılan eleştiriler de cabasıydı.

Geriye bakıldığı zaman görülüyor ki İngiliz futbolu, gelenekçi yapısı ve ortaya koyduğu kısıtlı metodoloji ile 21. yüzyılın en fazla hayal kırıklığı yaşayan futbol ülkesiydi.

Peki aradan geçen dört yıllık süreçte ne oldu da İngiltere’de futbol yeniden zirve noktaya çıktı?

Teknik adamlar

Jürgen Klopp, Pep Guardiola, Maurizio Sarri, Unai Emery, Mauricio Pochettino ve Ole Gunnar Solskjær şu sıralar büyük altılının başındaki isimler.

Jurgen Klopp ve Pep Guardiola

İngiliz futbolunun sebep ve sonuçlarına dair incelemeleri ortaya koyacaksak, önceliği Ada ülkesine sınıf atlatan teknik adam performanslarına ayırmakta fayda var.

Para ve imaj elbette çok önemli. Fakat yukarıda isimlerini saydığımız teknik adamların diğer liglerdeki çağdaşlarından farklı futbol akıllarına sahip olması ve rekabet ortamlarının daha geniş yelpazeli olması çok daha değerli görünüyor.

Teknik adamların varlığı yalnızca Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi ile de kısıtlı kalmıyor. Geçtiğimiz yaz Rusya’da gerçekleşen Dünya Kupası’nda çeyrek final gören İngiltere Milli Takımı’na Pochettino’nun, Guardiola’nın ve Klopp’un katkıları yadsınamaz. Ki bunun farkında olan İngiltere Milli Takımı Teknik Direktörü Gareth Southgate’in de bu isimlere İngiliz futboluna yaptıkları katkılar adına teşekkür ettiğini hatırlamak gerek.

Barcelona, Bayern Münih, Real Madrid, Juventus ve PSG’nin de mali açıdan bu takımlardan bir farklarının olmamasına rağmen futbolu yöneten akılları tartışmalara oldukça açık.

4-2-3-1 veya 4-3-3; Klopp, Guardiola, Pochettio veya diğer teknik adamlar için oyuncularına bir futbol felsefesi aşılarken basit sayılardan öteye geçmiyor.

Mauricio Pochettino

Yayın gelirleri

Premier Lig, yayın gelirleri konusunda altın çağını yaşıyor. Yapılan son anlaşma ile yayın gelirleri bir önceki sözleşmeye göre %70 arttı.

Federasyonun açıkladığı rakamlar, yayın sahiplerinin üç yıllık anlaşma sonucunda 5.14 milyar sterlin ödeyeceğini gösteriyor. Ayrıca bu rakamlara yurtdışı yayın haklarının dahil olmadığını da belirtmek gerek.

Bu anlaşmaya göre kaba taslak bir hesapla, Premier Lig’de bu sezon lig şampiyonu olacak olan takımın 200 milyon sterlin civarı yayın gelirini kasasına koyması bekliyoruz. Bir kıyaslama yapacak olursak, Türkiye Ligi’nde tüm takımlara ödenen toplam para 500 milyon dolar civarında.

Evet, takımlar yüksek yayın gelirleri ve yüksek bütçeli sponsorlara sahipler. Fakat lige akan para her yıl katlanarak büyürken, futbol aklı da paralel şekilde gelişme gösteriyor. Yayıncıların ödediği bu paraların, ortaya konan başarının ve kalitenin bir sonucu olduğu kesin.

Transferler

Transfer denilince akla gelen ilk iki takım Manchester City ve Manchester United olabilir. Bu düşünce pek de yanlış olmaz. Zaten bu iki Manchester kulübü yayın gelirleri ve sponsorluk ücretlerinden son yıllarda en fazla kazanç sağlayan takımlar olarak öne çıkıyorlar. Bu durum da doğal olarak yapılan transferlere yansıyor.

Manchester City’nin iyi bir defans hattı oluşturmak için rahatça 60 milyon pound’u gözden çıkarması, Chelsea ve Liverpool’un kalecilere ödediği rekor bonservis bedelleri, harcanılan paraların ne boyuta vardığının bir göstergesi.

Kepa Arrizabalaga

Evet, İngiliz futbolunu izlemesi oldukça keyifli. Paraya sahip oldukları için yıldız isimleri tercih ettikleri de doğru. Fakat iş bu noktada bitmiyor. Yapılan transferler gösteriyor ki; çoğu oyuncu çağdaşlarına göre gelişime açık olmalarıyla öne çıkıyor.

Christian Eriksen’den Mohamed Salah’a, Kevin de Bruyne’den Eden Hazard’a kadar geniş spektrumdaki bütün isimler yıldız statüsünde gösterilmelerine rağmen her geçen gün biraz daha gelişim gösteriyorlar.

Rekabetçi yapı

Pep Guardiola, “Eğer Premier Lig’de maç bitimine üç dakika kala 2-0 öndeyseniz, savunacak bir duran top organizasyonunuz olduğunu unutmamalısınız. O pozisyonu savunursanız kazanan taraf siz olursunuz.” diyor.

İngiliz kulüplerinin, Avrupa kupalarındaki yarı final eşleşmelerinin tamamında Premier Lig’in rekabetçi tarafının olumlu şekilde sahaya yansıdığını görüyoruz. Barcelona, Valencia, E.Frankfurt ve Ajax bulundukları liglerde rekabetten uzak konumdalar. Bunun aksine İngiliz kulüplerine kendi sahalarında oynadıkları maçlarda bile ligin alt sıralarındaki bir takıma karşı kesin galip gelebilir gözüyle bakılamıyor.

İngilizlerin yüksek tempolu ve baskılı oyun sistemlerinin sezon sonu yaklaştıkça daha çok değer kazandığı, rakiplerinin ise bu dönemde sezonun yorgunluğunu hissetmeye başladıklarına dikkat etmek gerekiyor.

Alexandre Lacazette, Shane Duffy, Matthew Ryan

Mutlu son

“Futbol evine dönüyor!” fırtınası 1996 yılından sonra ilk kez 2018 Dünya Kupası’nda yeniden dile getirildi. İngiltere Milli Takımı, ilgi çekici oyunu ve aldığı başarılı sonuçlarla futbolseverleri heyecanlandırmayı başarmıştı.

Şimdi ise Tottenham-Liverpool Şampiyonlar Ligi Finali ve Arsenal-Chelsea UEFA Avrupa Ligi Finali ile akıllara bir kez daha aynı soru –bu kez daha şiddetli biçimde- geldi. İspanya ve Almanya’nın uzak tutulduğu Avrupa kupaları finallerinde, futbol evine bu kez daha keskin biçimde dönüş yapmaya hazırlanıyor. Ve evet, Manchester’ın kırmızı yakası ile mavi yakasının bu şenlikte yer almamasına rağmen…

Hazırlayan: Ali Umut DEĞİRMEN