Eurosport

Bir şey yapmalı!

Bir şey yapmalı!

23/05/2019 @ 14:34Güncellendi 23/05/2019 @ 14:42

2016 yılında İsveç'te ortaya çıkıp üç sene içerisinde tüm dünyaya yayılan ve büyük trend olan Plogging'in kurucusu İsveçli Erik Ahlström hem sporu tanıtmak hem de nasıl bir çevresel felakete sürüklendiğimizi hatırlatmak için Jotun Yeşil Adımlar Projesi kapsamında İstanbul'daydı.

İsveççede koşmak ve toplamak kelimelerinin birleşimi olan Plogga, ya da evrensel adıyla Plogging, koşarken çevre temizliği yapmaya verilen isim. 2016 yılında İsveç'in küçük kış sporları komünü Are'den başkent Stockholm'e geldiğinde yalnızca koşup egzersiz yapmanın kendisini rahatlatmaya yetmediğini, çevre için de bir şeyler yapmak istediğini fark eden Erik Ahlström, birkaç arkadaşıyla birlikte gerçekleştirdiği koşu seanslarına çöp toplamayı eklemeye başlamış. Önce İsveç, sonrasında Avrupa ve ABD'ye yayılan Plogging, Jotun'un sponsorluğunda ve Erik'in önderliğinde Türkiye'deki ilk resmi adımlarını attı.

Geçtiğimiz yıllarda da çevre projeleriyle Eskişehir ve Balıkesir'de hatıra ormanları kuran Jotun'un hedefi bu kez daha büyük. Birkaç yıl önce geliştirdikleri Jotun Yeşil Adımlar uygulamasıyla birlikte hem insanları egzersize teşvik etmek hem de sağlıklı yaşarken etrafımızdaki deniz kirliliğine çözüm üretmek amacındalar. Uygulama çok basit; indiriyorsunuz, yürüyorsunuz, harita üzerinde kat ettiğiniz her dört km için – sizden önce biri aynı yerde yürümüşse altı km'de bir – 10 m2'lik bir deniz alanı temizleniyor. Ne kadar yürürseniz o kadar temizliyorsunuz denizi. Yakınınızda yaşayan insanlarla yarışmak da cabası. Bu uygulamayla kullanıcılar tarafından son iki sene içerisinde 140.000 km'lik bir alan kat edilmiş. Bu mesafe, dünyanın çevresinin tam 3.5 katı.

Organizasyonun sunumunda dikkat çeken noktalardan biri şuydu: Eğer yaşayışımızı, atık anlayışımızı değiştirmezsek 2050 yılında denizlerde balıktan çok plastik olacak.

Sporun kurucusu Erik Ahlströn; önce insanın hareket etmek için yaratıldığını ve oturarak, hatta ayakkabı giyerek doğamıza ve benliğimize hakaret ettiğimizi anlattı. Evrenden kopuk yaşamanın çevrenin bizden nasıl olumsuz etkilendiğini anlamamızı engellediğini söyledi. Ha tabii sunumu da çıplak ayakla ve bir yandan dinleyen herkese ısınma hareketleri yaptırarak gerçekleştirdi.

Madde madde plogging'in neden gerekli olduğundan bahsetti İsveçli aktivist. İşin çevresel, insani, ekonomik boyutları gibi bildiğimiz boyutlarından ayrılırsak; en çok ilgi çeken yönlerden biri kendisinin kırık cam teorisi oldu. “Ben orada yaşarken, New York'un en tehlikeli mahallelerini yerlerdeki kırık camlardan anlardınız” diyor Erik. “Sürekli hırsızlık olduğu için yerler araba ve ev camlarıyla dolu olur, o mahallede insanlar herkesten çekinirdi. Sonra oradaki cam parçaları ve kırıklar düzenli olarak temizlenmeye başladı. Mahalleler, daha sakin ve nezih görünmeye başladı. İnsanlar birbirileriyle iletişim kurmaya başladı, o mahallelerden geçenlerin halini korkudan çok sakinlik bürüdü. Benim teorim de buradan geliyor. Çevrede fazla çöp gördüğünüzde orada olmak, oraya girmek, orada zaman geçirmek istemezsiniz. Pis bir tuvalet gibi. Ancak etraf temizse oradaki haliniz ve tavrınız değişir. Eğer etrafımızı temizlersek dünyadaki yaşamımızdan daha büyük keyif alacağız, eminim.”

Sunum sona erdi. Eldivenler ve çöp torbaları alındı, uygulamaya geçildi. Gümüşsuyu’nda plogging yapmaya başladık. Çöpleri toplayıp yürürken sohbet etmeyi ihmal etmedik.

Plogging

Erik, “Stockholm'e geldiğimde yaptığım ilk koşu antrenmanımda oradaki çöplerin inanılmaz derecede fazla olduğunu fark ettim. Düşünün, Stockholm'de günde üç milyon sigara izmariti çıkıyor. Sadece bu bile rezalet” diyor. Özellikle Balkanlarda çok kullanılan “Türk gibi sigara içmek” deyimini hatırlatarak bizim de sorunlarımızın en büyüğünün izmaritle olduğunu hatırlattık. “İsveç'in çoğur bölgesinde olduğu gibi, Türkiye’de, özellikle İstanbul'da da birçok bölgede deniz var. Çevrede gördüğünüz her plastik, her atık denize gidiyor, özellikle izmaritler. Oradaki canlıları öldürüyorlar veya canlarını yakıyorlar. Sonrasında belki plastik atık yemiş bir balığın atmosfere kazandırdığı partiküller, soluma yoluyla bize karışıyor. İddia ediyorum, hepimizin içinde yıllardır mikroplastik var. Yani dünyadaki tüm canlılar risk altında!” Yerdeki izmarit sayısı bir süre sonra Erik'i de şaşırttı.

Erik, plogging'in aslında çocuklara yayılması gerektiğini düşünüyor. “Çocukların enerjisi, onlara çevre için güzel bir şey yaptırmakla birleşince... Düşünsenize! Bugüne kadar en büyük keyfi çocuklarla çalışmaktan aldım. Çünkü onlara plogging'i öğretmek, aslında geleceğimizi kurtarmak demek. Onlar bunu bir oyun gibi görüyor. Eğer daha fazla çöp toplayanı birinci ilan edersek belki de hayattı boyunca çevreci olacak birini kazanmış olacağız.”

Plogging'i yetişkinlere yaymak ise sanıyoruz pek kolay değil. Özellikle “Bravo gençler, duyarlı çocuklar” diyen amcanın bizi alkışlarken sigarasını yere atıp ezmesinden bunu anlamak mümkün. Yine de Gümüşsuyu-Galata boyunca yaptığımız plogging çok ilgi ve çok büyük onay gördü. İnsanlara durumu anlattığınıza hissettikleri şeyler aşağı yukarı bize benzer. Orası açık.

Plogging

Erik’e kendisini bir sporcu mu, yoksa bir aktivist olarak mı gördüğünü soruyoruz. Uzun süre düşünüyor. Şüphesiz bunda 40 dakikadır 25 derece bir havanın altında plogging yapıyor olmanın da yorgunluğu var. “Aktivist demem gerek.” diyor. “Artık amaç benim için spor değil. Kırık cam teorisinde de anlattığım gibi, biz artık bir şeyleri değiştirmeli, etrafımızı temizlemeye başlamalıyız. Biz diğer canlıların hayatını etkiliyoruz, belki de sonlandırıyoruz. Bu durum sonunda bizim için yok olmak anlamına gelecek.”

Spor onun için ikinci planda ancak plogging grubundaki herkesi kıpkırmızı görmek mümkündü. Hem İstanbul'daki çöp bolluğu – büyük ölçüde şişe kapağı, sigara paketi ve izmarit ağırlıklı– hem de sıcak dolayısıyla yaklaşık 45 dakika süren plogging tam olarak koşularak yapılmasa dahi katılan herkes için çok iyi bir egzersiz oldu. Her ne kadar bir plogging aktivitesi olsa da bu resmi bir “plogging event” değildi. Erik'e planları arasında bir plogaton (plogging maratonu) olup olmadığını soruyoruz. Bunu sorarken verdiğimiz Wings for Life koşusu örneği ise gözlerini parlatıyor: “Gerçekten hiç aklıma gelmemişti. Bütün dünyanın aynı anda başlayacağı ve çöp toplayacağı bir plogging maratonu. Harika olurdu. Yeni bir şey plogging ve şu anda sadece McDonalds bana destek veriyor. İleride sponsor bulursam bu fikrinizi gerçekleştirmeye çalışacağım. İnanılmaz bir fikir!”

Spor yapmak yorucu olabilir ama hem insanın kendisini iyi hissetmenizi sağlıyor, insanıdaha sağlıklı hale getiriyor. Plogging ise bu hislere “iyi bir şeyler yapmış olmanın verdiği mutluluğu” ekliyor. Erik Ahlström'ün de anlattığı şey biraz da bu: “İnsanlığın doğasından gelen bir görevimiz var ve bu görevimizi çok uzun süredir aksatıyoruz. Artık bir şeyler yapmanın zamanı!”

Hazırlayan: Ozan Can SÜLÜM ve Melis ÖZTEK