Getty Images

Yol bisikletinin yükselen değeri: Mathieu van der Poel

Yol bisikletinin yükselen değeri: Mathieu van der Poel

05/04/2019 @ 10:18Güncellendi 05/04/2019 @ 10:57

Mathieu Van Der Poel, Hollanda ulusal yol bisikleti şampiyonu ve Avrupa yol bisikleti ikincisi. Bu yıl yolda olduğu sekiz günün üçünden galibiyetle ayrıldı. Kros bisikletinden yol bisikletine geçiş yapan genç bisikletçinin hikayesini Eurosport Türkiye spikeri Can Ayhan yazdı.

Bir sporcunun ailesinde, kendisinden önce büyük başarılara ulaşmış isimlerin olması avantaj mı yoksa dezavantaj mı sürekli tartışılır. Olumlu tarafı her istediğinizde danışabileceğiniz profesyonel mentorluk hizmeti, olumsuz tarafı ise medya ve izleyiciler tarafından üzerinize yüklenen baskıdır. Kimisi bu yolda baskılara boyun eğer ve yok olup gider. Kimisi ise elindeki imkanları kullanarak sporunun yıldızı olur.

Raymond Poulidor kariyerinde sekiz kez Fransa turunda podyum görmüş bir isim. Jacques Anquetil ve Eddy Merckx ile o yıllarda mücadele eden Poulidor, bir türlü sarı mayonun kalıcı sahibi olamamıştı. Fransız sporcunun kariyeri genelde kaybettiği rekabetlerle anılır fakat 1964 yılında Vuelta kazanmış, Milan – San Remo gibi prestijli tek günlük yarış galibiyeti elde etmiş bir bisikletçiden bahsediyoruz. Adri Van Der Poel ise kros bisikletinde dünya şampiyonu olmuş, künyesinde Ronde Van Vlaanderen ve Liège–Bastogne–Liège gibi anıtsal yarışlar bulunduran bir sporcu.

Raymond Poulidor’un torunu, Adri Van Der Poel’un da oğlu olan Mathieu Van Der Poel’in yeteneği genlerinden geliyor. 1995 doğumlu Van Der Poel kros bisikletinde gençler kategorisindeki yarışlarda kusursuz bir karneyle ön plana çıkmıştı. 2011 yılında gençlerde dünya ve Avrupa kros bisikleti şampiyonu olmayı başarmış, bir sonraki sene alt yaş kategorisinde dünya şampiyonluğu unvanını koruyan ilk sporcu olmuştu. Bu süreçte yol bisikletiyle de dirsek temasında olan Mathieu Van Der Poel, 2013 yılında gençlerde yol şampiyonluğu yaşayan isimdi. Devamında ise Van der Poel için genelde ilk basamaktan pek aşağıya düşmediği bir kros bisikleti kariyeri gördük. Bir diğer parlayan yıldız Wout Van Aert ile olan yakın mücadelesiyle birlikte iki ismin özellikle yol bisikletinde yakalayacakları başarılar fazlasıyla konuşulmaya başlanmıştı. Wout Van Aert, özellikle geçtiğimiz sezon yol bisikletinde yakaladığı Strade Bianche podyumuyla, Gent Wevelgem ve Ronde ilk onlarıyla dikkat çekti. Mathieu Van Der Poel ise yaz sezonuyla birlikte form grafiğini yukarıya çekecekti.

Van Der Poel ve Wout Van Aert

2018 yol bisikleti sezonunda yaz ayına Ronde Van Limburg galibiyetiyle giren Van Der Poel ilerleyen yarışlarda tıpkı babası gibi Hollanda yol şampiyonluğuna uzandı. Güne kaçış grubunda başlayıp sonrasında pelotonun grubu yakalamasıyla son sprintte şansını denedi genç yıldız. Van der Poel, Ramon Sinkeldam ve Danny Van Poppel gibi profesyonel pelotonun iki önemli ismini geride bırakırken üzerine konuşulacak bir yarış zaferine imza attı. Hollanda ulusal yol yarışından yaklaşık bir ay sonra bu sefer Avrupa Şampiyonası için pedallar çevrildi. Matteo Trentin’in kazandığı yarışta podyumun ikinci basamağında kendisine yer bulan Hollandalı bisikletçi, yol bisikletine iyiden iyiye ısındığını herkese gösterdi. 2018 sezonunu Norveç’in Arctic yarışında kazandığı iki etap ve puan mayosuyla kapatan Mathieu Van Der Poel, gelecek sezon “beni dikkatli bir gözle izleyin” mesajı veriyordu.

2019 Gent – Wevelgem’in ve Ronde’nin “wildcard” listesi açıklandığında yedi takım arasında Corendon-Circus ekibi de yer alıyordu. Böylesine önemli bir yıldız adayını (belki de artık yıldızı demeliyiz) takımınızın kadronuzda barındırırsanız yüksek seviye yarışlara davetiye alabilmek için elinizi güçlendirmiş oluyorsunuz.

Hemen yukarıda saydığımız yarışların yanına Amstel Gold Race ve Dwars door Vlaanderen’i de eklediğimizde yoğun bir gündemle yola geri dönmüş oldu Mathieu Van Der Poel. Antalya turuna gelerek sezona giriş yaptı ve bu senenin kendi adına ilk etabını Beşkonak – Antalya arasında kazandı. Genç sporcunun ayrıca Antalya Turu’na ekstra bir medya ilgisini çektiğini de belirtmek gerekiyor. Yaklaşık bir ay sonra kendi adına sezonun üçüncü yarışında Denain Grand Prix’yi kazanan Van Der Poel, ilk kez yarışacağı büyük tek günlük yarışlar öncesi ciddi mesajlar vermişti.

Van der Poel

Bisiklette taşlı klasikler ya da büyük turlar kazanmak için yarış tecrübesine ciddi anlamda ihtiyaç var. Bu tarz önemli mücadelelerde geçilen yolları bilmenin, takımların uyguladıkları taktikleri önceden kestirebilmenin önemi büyük. Fakat Mathieu Van Der Poel zirvenin uzağına alışık bir sporcu değil. Hollandalı “World Tour” seviyesindeki sadece ilk yarışında Gent-Wevelgem’de dördüncülüğü elde etti. Van Der Poel, kariyerinde ilk defa bu kadar uzun mesafeli bir yarış koşuyordu. 250 kilometrelik bir serüveni atlatıp ilk beş yapması sporcunun dayanıklılığı konusunda bize önemli göstergeler sundu. Hemen üç gün sonra ise bu sefer ikinci World Tour yarışında Dwars Door Vlaanderen’da pedalladı genç isim. Mücadelenin 182 kilometre olması uzunluk anlamında daha alışık olduğu bir seviyeydi. Buna rağmen kimse favorileri gösterirken Fernando Gaviria, Arnaud Demare, Yves Lampaert gibi isimlerin üzerine Van Der Poel’u yazmıyordu. Fakat yarış günü geldiğinde önümüzde bambaşka bir senaryo vardı. Son bölüme önde beş kişilik bir ekiple gelindi. Tiesj Benoot ve Anthony Turgis ataklarıyla sonuca ulaşmaya çalışsa da yarışın galibi sprintte rahat bir şekilde kazanan Mathieu Van Der Poel oldu. Genç Hollandalı, sadece ikinci World Tour yarışında çizgiden ilk sırada geçmenin haklı mutluluğunu yaşadı.

Adri Van Der Poel’un, oğlu için “Ronde’yi kazanacak seviyede” demesi, iki kez Ronde şampiyonu Stijn Devolder’ın “böyle bir yeteneği daha önce hiç görmedim” şeklindeki açıklaması, hiç kuşkusuz henüz sadece 24 yaşında olan Mathieu için onur verici olmalı. Aile bağları sebebiyle üzerinde oluşan beklentiyi kros bisikletinde fazlasıyla karşılayan Van der Poel, yol bisikletinde de seviyeyi günler geçtikçe arttırmaya devam ediyor. Peki bundan sonra önünde ne var? Bir anıtsal yarış zaferi mi? Böyle bir galibiyeti alabilir demek için belki çok erken ama Mathieu Van Der Poel’un çıtayı yükseklere koymaya alışık olması da bir gerçek.