AFP

Kırılgan bir savaşçı: Luis Ocaña

Kırılgan bir savaşçı: Luis Ocaña

24/05/2019 @ 11:56Güncellendi 24/05/2019 @ 13:37

Cyclingnews.com’dan, “Reckless: The Life and Times of Luis Ocaña” kitabının yazarı Alasdair Fotheringham, intiharının üzerinden 25 yıl geçen ve bisiklet tarihinin en ikonik yarışçılarından biri olan Luis Ocaña’ya dair Eurosport Türkiye ekibinden Mustafa Kavgacı’nın sorularını yanıtladı.

Dillere pelesenk olan "Tarih kazananlar tarafından yazılır." sözü spora ne ölçüde uyarlanabilir? En azından bisiklet sporu için bu önerme pek de geçerli değil. Eddy Merckx'in hegemonyasıyla geçen 70'li yıllarda ona defalarca meydan okuyan Luis Ocaña, 1973'teki Fransa Bisiklet Turu zaferinden ziyade Merckx karşısında uğradığı mağlubiyetlerle hatırlanır. Aktif sporculuk kariyerinde şanssızlıkları, emekli olduktan sonraysa ciddi sağlık sorunları ve finansal problemleriyle hatırlanan Ocaña, 19 Mayıs 1994 tarihinde henüz 48 yaşındayken intihar ederek hayatına son verdi. Genç yaşta ailesiyle göç ettiği Fransa'da bir bisiklet jenerasyonuna ilham kaynağı olan İspanyol sporcunun hayatı, 2014 yılında kitaplaştırıldı. Geçtiğimiz günlerde ölümünün 25. yılını geride bıraktığımız Luis Ocaña'ya dair detayları, "Reckless: The Life and Times of Luis Ocaña" kitabının yazarı Alasdair Fotheringham'dan öğreniyoruz.

Luis Ocaña’yı bisiklet tarihinde nereye koyarsınız?

Bisiklet tarihinde tüm zamanların en iyisi olan Eddy Merckx’e en büyük yenilgisini tattıran Luis Ocaña, en şanssız ve aynı zamanda en cesur bisikletçilerden biri. Diğer taraftan, başarısızlıklara zemin hazırlayan kusurlu bir kişiliğe ve inişli çıkışlı bir hayata sahipti.

Kariyerindeki istikrarsızlık biraz da Ocaña’nın dillere destan şanssızlığıyla ilgili. Öyle ki, kariyerinin en büyük zaferini kazandığı 1973 Fransa Bisiklet Turu’nda bile, ilk etaplarda yola bir köpek atladı ve Ocaña’ya çarptı. Bir diğeri, 1971 Fransa Bisiklet Turu'nda yarıştan çekilmesine neden olan Col de Mente’taki düşüşü. Teker değişimi için takım aracı bir metre solda ya da sağda beklese geriden gelen bisikletçiler ona çarpmayacak ve bu kaza yaşanmasa Ocaña turu kazanacaktı. Takım arkadaşı Michael Wright’ın tanımıyla, Ocaña lanetli gibiydi. Eşi Josiane, radyoda ne zaman bir yarışta kaza olduğunu duysa Ocaña’nın da o kazaya karıştığından emin olduğunu söylüyordu.

Luis Ocana

Fakat o yine de her zaman kötü şansına karşı koymaya çalıştı. Pek çok spor gazetecisi, sporcuların yenilgilerden sonra kazanmayı öğrendiklerini, stratejilerini değiştirip daha başarılı olduklarını anlatmayı sever. “İki adım ileri, bir adım geri”; bu bir süreçtir. Fakat Ocaña o sporculardan değildi. Her zaman bir sonraki sefer işe yarayacağını düşünerek aynı ölümüne ataklarını tekrar tekrar yapardı. Zaman zaman bu ataklar mükemmel sonuçlar vermiş olsa da çoğu zaman işe yaramadı.

Dolayısıyla hep aynı şekilde yenilmeye devam etti, aynı hataları tekrar etti, çoğumuzun günlük hayatta yaptığı gibi. David Bowie’nin şarkısındaki gibi “hep aynı arabaya” çarpıyordu.

Ocaña’nın kırılgan bir kişiliğe sahip olduğu biliniyor. Sizce yoksul geçen çocukluk yıllarının bu duruma ne denli etkisi vardır?

Bunun bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Fakat kişisel ve ekonomik istikrarsızlıkları, neden bisiklet yarışçısı olduğunu açıklıyor. Özellikle İspanya’da geçen çocukluk yıllarında, ailesi iş bulabilmek için sürekli olarak taşınıyordu. Bu yoksulluk onun bisiklet kariyerini, kendi kaderini belirlemek için bir fırsat olarak görmesini sağladı.

Aynı zamanda son derece fevriydi. Profesyonel bir bisikletçi olmasında, bir önceki işinde marangoz olarak çalışırken bir tartışma sırasında patronuna çekiç fırlatıp kovulmasının da etkisi vardı.

Ocaña çocuk yaştayken ailesiyle birlikte Fransa’ya taşındı. Fakat uzun yıllara rağmen Fransa’da da çok benimsenmedi. Bu durum onu nasıl etkiledi?

Ocaña’da uzun süreli sürgüne gönderilmenin tipik etkileri vardı. Eşi Josiane’in gözlemlediği gibi. göçtükleri ülke olan Fransa’da İspanyol, İspanya’da ise Fransız olarak görülüyordu.

Öte yandan birçok İspanyol, İspanya İç Savaşı sonrası ekonomik ve politik nedenlerle Fransa’ya göçmüş ve orada çoğu zaman iyi karşılanmamışlardı. Özellikle de güney bölgelerde.

1971 Fransa Bisiklet Turu’nda 14. etapta liderken Col de Mente’ta bir kaza yaşadı. Bu onun için ne anlama geliyordu?

Alpler'de, Orcieres Merlette etabında Merckx’e büyük fark atarak ona "en büyük mağlubiyetini" tattırmış olsa bile, Merckx'in gücünün doruğunda olması, Ocaña’nın Fransa Turu’nda galip gelemeyeceği anlamına geliyordu.

Eddy Merckx, Luis Ocana, Raymond Poulidor

Bu kaza Ocaña’yı, Merckx’i geçip turu kazanmak için daha kararlı hâle getirdi. Fakat daha sonra bunun imkânsız olduğu kanıtlandı. Net bir fırsatı vardı ancak bunu kullanamadı.

Ocaña ve Merckx rekabeti, Ocaña’nın psikolojik durumuna zarar verdi mi?

Tabii ki bu durum Ocaña’nın kafasını meşgul ediyordu. Ocaña’yı en çok etkileyen antrenör Pierre Cescutti’ye göre, onu hem kesin bir şekilde tanımlayan hem de diğerlerinden ayıran özelliği, kariyeri boyunca boyunca Merckx’i ele alış biçimiydi. O, Merckx’i yenilmesi gereken kişi olarak görüyordu. Diğerleri ise onun üstünlüğünü kabullenmişti.

Ocaña aynı zamanda kendi kendini yıpratan mizaçta biriydi. 1971’deki turdan sonra Merckx’i yenme arzusu o kadar yüksekti ki bu durum 1972’deki turda onun ağır şekilde hastalanmasına yol açtı. Doktorlar ona kariyerinin bittiğini söylediler ve yarıştan çekilmek durumunda kaldı. Aynı Ocaña bir yıl sonraki turu kazandı; fakat en önemli ayrıntı, o yarışta Merckx’in olmamasıydı.

Belki Merckx’e karşı yarış kazanamadı ancak o yine de bir şampiyondu. Bir yarışçı olarak ana silahı neydi?

Onun sık sık hafife alınan özelliği, çok kabiliyetli bir zamana karşıcı olmasıydı. Merckx’in en büyük mağlubiyeti olan Orcieres-Merlette’teki etapta Ocaña en fazla zamanı düzlüklerde kazanmıştı. Bu onun zamana karşı yarışlardaki gücünü gösteriyor.

Fakat en büyük özelliği tahmin edilemezliği, atak yapma arzusu ve rakiplerini ataklarla rahatsız etmesiydi. Ünlü takım direktörü Maurice de Muer’ün söylediğine göre, bir defasında sırf pelotondan kaçabileceğine dair kendi kendine iddiaya girdiği için atak yapmıştı.

İntiharının temel nedeni ne olabilir? Sağlık sorunları mı yoksa yaşadığı finansal güçlükler mi?

İkisi de. Muhtemelen bir üçüncüsü daha vardı; söylentilere göre pek yolunda gitmeyen, karmaşık bir gönül ilişkisi de vardı. İş hayatında ciddi sorunlar yaşıyordu. Sağlık sorunları da ölümcül boyutlardaydı.

Arkadaşı, rakibi ve iki kez Fransa Turu galibi olan Bernard Thevenet’ye göre Ocaña’nın intiharı, onun kendi yoluyla kaderi son bir kez daha yenmeye çalışmasıydı. Tıpkı Fransa Turu’nda Merckx’i yenmeye çalışması gibi. Yenileceğini biliyordu fakat bunu kendi istediği şekilde yapıyordu.

Bisiklet sporu açısından ondan geriye nasıl bir miras kaldı?

Fransız bisikletçiler tarafından sık sık bir ilham kaynağı olarak görüldü. Antrenörü Cescutti, nasıl bir etki bıraktığını göstermek amacıyla yıllar sonra Ocaña’yı Fransaya, amatörken mensubu olduğu kulübe çağırmış. Orada, Marc Madiot gibi üst düzey bisikletçiler Ocaña’ya çok büyük hürmet göstermiş. Öyle ki, o gün Ocaña’nın oturduğu sandalyeyi bir daha kullanmamışlar, hatta silmemişler bile.

Luis Ocana

İspanya’da ise nispeten daha az etkisi vardı. Muhtemelen Fransa’ya göçmeleri nedeniyle hiçbir zaman Fransız bisikletçiler üzerindeki etkisi İspanya’da söz konusu olmadı.

Sizi Ocaña’nın hikayesini yazmaya iten şey neydi?

Anlayamadığım şekilde daha önce Ocaña’nın hayatını tam anlamıyla kimse yazmamıştı. Sıra dışı bir bisiklet yarışçısı olması ve imkânsız bir görev olmasına rağmen Merckx’i yenme arzusu hoşuma gitmişti. Onun sporu aşan, Shakespeare oyunlarındaki trajik kahramanların özelliklerini taşıyan bir yönü olduğunu düşünüyorum. Bir taraftan vahşi duygularla dolu basit bir adam, ama aynı zamanda çok karmaşık bir yapıya sahip. Örneğin çok az insan onun oldukça iyi bir ressam olduğunu bilir. Uzun süredir İspanya’da yaşayan bir Britanyalı olarak onun sürgün hayatını yazmak da ilgi çekici bir başka yöndü benim için.

Peki, yakın zamanda sizden yeni bir kitap beklemeli miyiz?

Hayır. Son olarak İspanya’nın gelmiş geçmiş en iyi yarışçısı Miguel Indurain hakkında yazdığım birçok kitap sonrası biraz ara vermeyi tercih ettim. Gazeteciliğe daha fazla yoğunlaştım. Fakat gelecekte yeni kitaplar olacak.

Son olarak, devam eden Giro d’Italia ile ilgili kısaca tahminlerinizi ve değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Giro, Primoz Roglic için çok iyi başladı. Dağlık etaplarda zorluk yaşasa da Roglic hâlâ favori görülüyor. Fakat Giro’nun en güzel tarafı, tahmin edilmesinin çok zor olmasıdır. Geçen yıl gördüğümüz üzere, Simon Yates gibi bir bisikletçi iki hafta boyunca yarışı kontrol altında tutabilir ve bir anda her şey değişebilir.

Ben, Vincenzo Nibali’nin Roglic’e ciddi zorluklar çıkarabileceğini düşünüyorum. Herkesin söylediğinin tersine Roglic’in çok büyük bir şansı olduğunu düşünmüyorum. Diğer taraftan Yates de Roglic’in işini zorlaştıracaktır ancak Nibali’nin Roglic’i geçme ihtimalini yüksek buluyorum. Karışık bir cevap olabilir ancak Giro, Fransa Turu’nun aksine çok karmaşık bir yarış.