Eurosport

Karantinadaki bir bisikletçinin günlüğü

Karantinadaki bir bisikletçinin günlüğü

25/03/2020 @ 14:45

Groupama-FDJ bisikletçisi Jacopo Guarnieri, İtalya’da karantinada olmaya dair izlenimlerini anlatıyor. Tifosi Blog, Rouleu'da yayımlanan yazıyı çevirdi.

13 Mart:

Bugünlerde İtalyan bisiklet dünyası oldukça değişken. Dün doğru olan bir şey bugün, bugün doğru olan bir şey ise yarın doğru olmaktan çıkıyor. Buna uyum sağlamak için yaşamımızdaki bazı şeyleri değiştirmeliyiz.

İki hafta önce Birleşik Arap Emirlikleri’nden döndüğümden beri ailemi sadece bir kez görebildim. Onlar için bir şeyler almaya gitmiştim ve onlarla görüşürken bile aramızda bir pencere vardı.

“Ya taşıyıcıysam ve virüsü onlara bulaştırırsam?”

Artık her zaman virüsü taşıyormuş gibi davranıyorum. Korkunun bize kazandıracağı tek şey bencillik. Yapmanız gereken ise virüsü taşıdığınızı varsayıp diğerlerine bulaştırmamaya çalışmak, sizin kadar güçlü olmayan insanlara.

Benim için her şey iki ay önce başladı. İlk Covid- 19 haberleri ben Avustralya’da Tour Down Under ve Cadel Evans Great Ocean Race’te yarışırken ortaya çıktı. Bunun bir salgına dönüşebileceği konuşuluyordu ama Çin ile sınırlı kalacağı düşüncesi hâkimdi. Tek düşündüğüm şey İtalya’ya dönebilmekti. Dürüst olmak gerekirse bunun hızlı ve acısız atlatılacağını düşünmüştüm.

Filmi üç hafta ileri sarıyoruz ve ben ilk beş etabı tamamlamış halde Abu Dabi’deki otel odamdayım. O günkü yarış oldukça olaylı geçmişti. Biz de (Groupama-FDJ) rüzgârdan yararlanarak echelonlar oluşturmak için çabalamıştık. Bir sonraki günü de sabırsızlıkla bekliyorduk: 160 kilometre, sadece iki dönüş ve bolca rüzgâr.

Gece yarısında gelen bir mesajla yarışın iki şüpheli vaka nedeniyle durdurulduğunu öğrendik.

“Tamam, ben kimseye dokunmadım, ellerimi yıkamayı ihmal etmedim… Ben iyiyim. Kimsenin panik yapmasına gerek yok, testlerden sonra evlerimize dağılacağız.” Sabah beşte testler yapıldı ve sonrasında yataklarımıza döndük.

Birkaç saat sonrası, hepimiz otelde dolanıyoruz. “Bütün testler negatif çıktı,” diye düşünüyor insan doğal olarak. 24 saatlik bir bekleyişin sonrasında herkesin ayrılabileceği söyleniyor, benim takımım dâhil üç takım dışında.

Lanet olsun!

Bütün bu haberlerden önce uçağıma yetişmek için kurduğum alarm sabah çaldığında sportif direktörümü aradım ve ne yapmam gerektiğini sordum. Nedenini anlamasam da, “Gidebilirsin” dedi. Takım arkadaşlarımın da döneceğini düşünerek hemen havaalanının yolunu tuttum.

Dönemediler. Orada sekiz gün daha geçireceklerdi.

Koronavirüs, Strade Bianche ile sezonu herkes için mahvetmeye başlarken biz o deneyimi çoktan yaşamıştık. Evimde oturup Tirreno-Adriatico için hazırlanıyordum ama liderim Arnaud Demare, Orta Doğu’daki bir otelde sıkışıp kalmıştı. Onsuz ne yapabilirdim ki? Hadi buna bir çözüm bulduk, Sanremo’da ne yapacaktık?

Karantina hayatı

Ardından İtalya’da da işler kötüleşmeye başladı. İlk önce kırmızı bölge ilan edildi. Ardından ise benim yaşadığım yeri de içinde bulunduran sarı bölge. Hasta sayısının artışıyla kaçınılmaz karar verildi. Sportif, dini ve sanatsal her etkinlik durdurulmalıydı.

Aklımdaki yarış programının uygulanmayacağını anladığım an neredeyse hiç acı hissetmedim. Çünkü bu bir anda beliren bir durum değildi. Kreşendo bir şekilde Avustralya’dan eve dönememe korkusu BAE’deki karantinaya, oradan da İtalya’daki kaosa evrilmişti. Bunu öğrendiğimde beynimin bir yerinde bunu daha önceden bildiğimi anladım.

Her ne kadar 12 yıllık kariyerimde aksilikler yaşamış olsam da bazı yıllar istediğim gibi geçmese de her zaman yarışabileceğim bir yarış vardı. Şu an ise takvimde hiçbir yarış yok. Belirsizlik hâkim. Ne zaman yarışılacak? Daha da önemlisi, yarışılabilecek mi?

Açıkçası duruma verdiğim tepkiye şaşırdım. Hedefimi hemen değiştirebildim. Tirreno ve Sanremo ertelendiğinde “Tamam, Nokere ve Denain’de yarışıp oradan Ronde’ye geçeriz. Her şey yolunda.” diye düşünüyordum.

İhtiyacım olan şey biraz kafamı dinleyip bir çizgi çekmekti. Geçmiş ile geleceği ayıran bir çizgi. Buna deneyim mi demeliyiz? Veya bilgelik mi? Şu an her şeyi bir bisikletçiden ziyade bir insan olarak görebildiğim için mutluyum.

Arkadaşlarıma sarılmayı özlemiyorum çünkü şu an daha önemli bir durum var ve o, bunu ertelemem gerektiğini söylüyor. Eğer Milano-Sanremo için Eylül’e kadar bekleyeceksem, kapıma yumurta bırakan 80 yaşındaki komşuma teşekkür etmek, arkadaşlarımla bira içmek veya şehirde bir gezintiye çıkmak için de bekleyebilirim. Sabır... Bisikletin bana öğrettiği derslerden en iyisi.

Yazının orijinal hâli: https://journal.rouleur.cc/jacopo-guarnieri-pro-cycling-coronavirus-quarantine/