AFP

Parkenin dışındakiler | Matt Babcock – Özel Röportaj

Parkenin dışındakiler | Matt Babcock – Özel Röportaj

20/03/2020 @ 16:53

Amerika Birleşik Devletleri’nde koronavirüsün yankıları, Giannis Antetkounmpo’nun keşfi, NBA’de menajer olmak… Kuzey Kılıç, bir dönem menajerlik şirketlerinde NBA temsilciliği yapan Matt Babcock’la konuştu.

“Parkenin dışındakiler” adlı röportaj serimizde basketbol dünyasından asistan antrenörler, malzemeciler, menajerler, oyuncu gözlemcileri ve daha birçok gizli kahramanla röportajlar yapacağız. İlk konuğumuz Babcock Hoops’un sahibi olan ve bir dönem menajerlik şirketlerinde NBA temsilciliği yapan Matt Babcock.

İlk olarak nasılsınız? Amerika Birleşik Devletleri’nde koronavirüs etkisi nasıl hissediliyor?

Biraz değişik bir durumdayız. Bildiğin gibi buradaki bütün spor organizasyonları iptal edildi veya askıya alındı. Bu fazlasıyla dramatik bir durum. Ailecek market, eczane gibi temel ihtiyaçlar dışında evden çıkmamaya özen gösteriyoruz. Bunu tercih edip sosyal mesafelenmeye uyuyoruz. Restoranların birçoğu kapandı yalnızca arabaya servis ve eve teslimat seçenekleri uygulanıyor. Sinema salonları gibi sosyalleşmeyi içeren işletmeler de kapandı. Koşulları göz önüne bulundurduğumuz zaman iyiyiz. Umarım her şey düzelir.

Sizce NBA’de sezonun geri kalanı nasıl şekillenecek?

Bu konuda gerçekten de çok fazla belirsizlik var. Ama sanırım Temmuz ayında play-off’lar oynanabilir ve ardından Ağustos ayında NBA Draftı ve serbest oyuncu dönemi başlayabilir. Bunu umuyorum. Dediğim gibi bu net bir bilgi değil, yalnızca dilek. Açıkçası şu an kimse bu konuda net bir fikir sahibi değil. İşler karışık ama elbette bir şeyler olacak.

Özel hayatınıza geçelim. Basketbolla tanışma hikâyenizden bahseder misiniz?

Babam ve iki amcam, ben doğmadan çok önce basketbolun içindeydiler. Orada çalışıyorlardı. Yani anlayacağın tamamen basketbolla dolu bir ailede dünyaya geldim ve bu sporla tanışıp ona ayak uydurmam pek zor olmadı. Bütün hayatım boyunca basketbola bağlanmayı, bu dünyanın içinde olmayı istedim. Ancak bu kendiliğinden oldu yani ailemden veya başka birinden baskı görmedim. Basketbol… Bu oyuna âşık olduğum günü bile hatırlamıyorum çünkü gerçekten de doğduğumdan beri onunla iç içeyim.

Babanız Dave, Milwaukee Bucks yönetiminde 21 yıl boyunca çalıştı. Onun Bucks’taki günlerine dair neler hatırlıyorsunuz?

Babam, 13 yaşıma geldiğimde hâlen daha bir kolejde basketbol antrenörlüğü yapıyordu. Bu nedenle kendimi bir koçun oğlu olarak görüyorum. Bundan gurur duyuyorum. Öte yandan o, Milwaukee Bucks için çalışmaya başladığında NBA’le tanışma şansı yakaladım. Bütün organizasyonu öğrenmeye başladım. Babamın ofisi ve takımın antrenman tesisleri, evimizden uzaktı. Fakat orası benim ikinci evim hâline gelmişti. Ray Allen, Glenn Robinson, Sam Cassell gibi dönemin Bucks yıldızlarıyla tanışıyordum. Onlardan basketbol hakkında bir şeyler öğreniyordum.

Peki, ondan işe dair neler öğrendiniz?

Aslında bu konuya nasıl başlayacağımı bilmiyorum çünkü dediğim gibi babam, hem teknik hem de idari olarak çalışıyordu. Muhtemelen daha mental ve temel bir şey söyleyebilirim. Basketbolda özellikle NBA gibi bir acımasız rekabetçiliğin olduğu ortamda çok çalışmanın yanı sıra iyi bir insan olmanın öneminden bahsederdi. Karakterimizin önemini vurgulardı. Daha da önemlisi hem kendimi hem de oyuncuları aynı anda profesyonel bir şekilde idare etmeyi öğretti. Dürüst olmak gerekirse, bütün bu kazandırdığı deneyimler ve dersler için ona yeterince teşekkür edemediğimi düşünüyorum. Karakter, disiplin, çalışma… Bunlar basketbolun çekirdeğinde yer alan şeyler. Basit ama herkesin göz ardı ettiği şeyler.

Babanız Giannis Antetokounmpo’nun keşfinde yer alan ekipteydi. Bu konu hakkında neler konuşuyorsunuz? Giannis’in gelişimine dair neler düşünüyorsunuz?

Babam, Bucks’ın ön bürosunda onlarca işle ilgileniyordu ancak asıl sorumluluğu NBA Draftı’na dairdi. Bu onun odak noktasıydı. En iyi yaptığı şeydi. 2013 NBA Draftı’ndan önce Giannis’i seçmeleri biraz gizemli bir olasılıktı. 18 yaşında olan ve Yunanistan’ın alt liglerinde oynayan bir oyuncuyu seçmek riskliydi. Babam ve Bucks’ın oyuncu gözlem ekibi, Giannis’in gelişim potansiyelini değerlendirmek istediler. Onun hakkında çok fazla bilgiye sahip olmamalarına rağmen bu kumarı oynamak istediler. Yurt dışı konuşmaları, video izlemeleri, onlarca karar gecesi ve en sonunda seçim. Bugüne baktığımızda ise Antetokounmpo, dünyanın en iyi oyuncusu. Babam, o ekipte kilit rol oynadığı için gururluyum.

Giannis Antetokounmpo | Milwaukee Bucks

Amcalarınız Pete ve Rob, NBA’de çalıştı. Onların kariyerleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Pete, 1970’lerin sonunda New Orleans Jazz için gönüllü oyuncu gözlemciliği yapıyordu ve böylece ailemizde basketbolla ilişki kuran ilk kişi olmuştu. Yaptığı hamlelerle ligde yükseldi. Saygınlık kazandı ve 2000’lerin başına kadar Denver Nuggets ile Atlanta Hawks’ta genel menajerlik yaptı. 42 yıl sonra kariyerini bitirmeye karar verdiğinde Cleveland Cavaliers’la NBA yüzüğü kazanmıştı, o takımın oyuncu izleme ekibindeydi. Pete amcam, Nuggets’ta genel menajerken Rob’u oyuncu izleme ekibine dâhil etti. Sonrasında Rob amcam, Minnesota Timberwolves’ta çalıştı. Birçok takıma değerli oyuncular kazandırdı ancak geçen sene pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

Sizin basketbol dünyasındaki rolleriniz nelerdi?

FIBA ve NBA organizasyonlarında Wasserman, Excel Sports, ASM Sports’ta çalıştım ve şu an kendi kurduğum Babcock Sports’ta görevliyim.

Şirketinizden bahsedebilir misiniz?

Açıkçası bir dizi olayın ardından tamamen kendi işime odaklanmaya karar verdim ve aile kökenlerimle benzerlik kurmak adına bu şirketi kurdum. İlk yıllarda bir şirkette NBA’e oyuncu tavsiyesi bulunmak için gönüllü olarak çalıştım. Ardından Sports Illustrated için NBA Draft sürecinin ön hazırlıklarıyla ilgili makaleler hazırladım. Ertesi yıl bütün bilgileri yayımlayabileceğim bir basketbol sitesi olan Babcock Hoops’u kurmaya karar verdim. Burada NBA Draftı’na dair birçok içerik üretiyoruz. Eski oyuncu gözlemcileri ve antrenörler başta olmak üzere birçok uzmanla çalışıyoruz. Kendi dosyalarımızı özel bir çalışma süreci sonrasında hazırlıyoruz fakat diğer şirketlere kıyasla en önemli farkımız, bunların neredeyse hepsini sosyal medyada paylaşmamız. Ne diyebilirim ki bu işi seviyorum!

Ve draft… Oyuncuları izlerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Oyuncuları izlerken beni diğerlerinden ayırdığını düşündüğüm bir kriterim yok. Tabii ki bir oyuncunun NBA’e uygunluğunu belirlemek adına bazı atletik ve teknik becerilerine dikkat ediyorum ancak asıl değer verdiğim şey onların kişilikleri, aileleriyle olan ilişkileri ve saha dışı hayatları. Günün sonunda tekniği, oyuncunun karakteriyle birleştirip karar vermeye çalışıyorum. Bir nevi bireysel anlamda örgütsel bir başarı arıyorum.

Bu seneki draft sınıfı hakkında neler düşünüyorsunuz?

Birçok insan bu senenin oyuncu havuzuna eleştiride bulunuyor. Oyuncuların tavanını çok düşük görüyorlar ama ben o kadar da kötümser değilim. Tim Duncan, Zion Williamson veya LeBron James gibi yıldızlar olmasa da yine de iyi bir ortalamaya sahip olan oyuncular var. Bence birçok potansiyel yıldıza ve iyi rol oyuncularına tanıklık edeceğiz.

Sizce modern dönem basketbolunda bir sonraki adım ne olabilir?

Kısa vadede oyun tarzıyla ilgili önemli bir değişiklik yaşanacağını sanmıyorum. Açık alan hücumları, boyalı alanda boşluk yaratma ve üçlüklerin artması gibi trendler devam edecektir. Şu an Giannis Antetokonmpo, Luka Doncic gibi yaş ortalaması düşük olan bir grup genç yıldıza sahibiz. Tabii Zion Williamson ile Ja Morant gibi çaylak yıldızlar da var. Teknikten ziyade bireysel değişimlere odaklanmak gerekebilir. Bence oyunun en heyecanlı yıllarını yaşıyoruz!

Umarım koronavirüs pandemisini en az hasarla geçip basketbola dönebiliriz ama tabii ki sağlık çok daha önemli. Bir basketbol aşığı olarak umuyorum ki en yakın zamanda parkelerdeki heyecanı yeniden yaşamaya başlayacağız!

Son olarak menajerlik kariyerinizde unutamadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?

2015 NBA Draftı’nda Lousiana Eyalet Üniversitesi’nden Jordan Mickey’i temsil ediyordum. Benimle anlaşmadan önce ikinci turun ortalarından seçilmesi bekleniyordu. Sonrasında anlaştık. Draft döneminde Michael Jordan’ın inanılmaz çabası ve uygun stratejik planıyla Boston Celtics, Mickey’i 33. sıradan seçti. Daha sonrasında NBA tarihinde ikinci turdan seçilen bir oyuncudan alınan en kazançlı sözleşmeyi elde ettim. Bu bir menajer olarak asla ama asla unutamayacağım bir şey.