Getty Images

Son deneme

Son deneme

08/09/2019 @ 11:34Güncellendi 08/09/2019 @ 11:39

O beklenendi… Bir sonrakiydi… Oyundaki değişimi bile geciktirebilirdi ama olmadı. Los Angeles Lakers’la sözleşme imzalayan Dwight Howard’ın tepe taklak giden kariyerini Eurosport Türkiye ekibinden Melih Cavkaytar kaleme aldı.

Yeni sezonu beklerken canı sıkılan NBA ahalisi, yeni bir tartışma konusu aramakla meşgul. Geçen günlerde de sıra son 10 yılın en iyi beşine geldi. Liste hazırlanırken Lebron James, Stephen Curry gibi isimler kolayca ağızlardan döküldü ama bir pozisyonda herkes farklı fikirler ortaya attı. Birkaç sene öncesine kadar basketbolun en dominant pozisyonu olan pivot bölgesine gelindiğinde ise her kafadan farklı bir ses çıkıyordu. O adaylardan biri olan Dwight Howard’ın ismi kulaklara dokunduğu anda yüzler hoş olmayan bir ifade alıyor, karşı çıkan cümlelerin söylenmesi pek zaman almıyordu. Oysa bir zamanlar tartışmasızdı, onun hakkında kötü konuşmak çok zordu.

Onun özel olacağının ilk kanıtı,hikâyenin başlangıcında yatıyordu. Anne Sheryl tam yedi kez düşük yaşamıştı, ta ki o doğana dek. Spora düşkün olduğu kadar dini inançlarına da bağlı bir ailede yetişen Dwight, lise yıllarını oldukça popüler bir Hristiyan okulunda geçirdi. Bu dönemde basketbol sahasında sergilediği yeteneklerle ülkenin en iyi lise oyuncusu olarak anılıyordu. Gelen ödüller de bu yakıştırmanın boş olmadığını gösteriyordu. Liseden direkt NBA Draftı’na katılmak onun için doğru tercihti.

2004 NBA Draftı’nın birinci sırasında Orlando Magic tarafından seçildiğinde hikâyenin gidişatı daha da oturmuş oldu. Taraftarlar onu bir silüete benzetiyordu; bu silüet 1992’de aynı formayı giyerek kariyerine başlayan Shaquille O’Neal’dan başkası değildi. Shaq, sorgulanabilecek çalışma etiğine rağmen ligi kasıp kavurmuştu ve onun üzerinden Howard’a bakıldığında genç oyuncu “çöpsüz üzüm” gibi kalıyordu. İlk sezonunu lige alışmakla geçirse de double-double ortalamalarıyla bitirmişti ki, bu ortalamalar geçen sezona kadar istikrarlı bir şekilde devam edecekti. Bir sonraki sezona kas kütlesini arttırarak giren genç pivot, bundan sonra deyim yerindeyse arkasına bakmadı. NBA tarihinde peşpeşe üç kez Yılın Savunmacısı Ödülü’nü ve çok daha fazlasını kazanacağı bir periyoda giriyordu. O, bu ligin beklediği sıradaki uzundu. Öyle ki rakipleri onunla eşleşmenin sonsuz bir ızdırap olduğundan dem vuruyor, o ise sahadaki mücadelelerini potanın gerçek anlamda üstünde devam ettiriyordu. Zorlu rakiplere rağmen bu döneme bir de final serisi sıkıştıyordu.

Her şey yolunda gözüküyordu fakat bu başarılı dönem onu bir yandan değiştiriyordu. Saha dışında inancına rağmen evlilik dışı bir ilişki sebebiyle baba olan, saha içindeyse hakemlerle gereksiz tartışmalara girip sürekli teknik faul alan bir Howard vardı artık. Bütün bunların üstüne kapalı kapılar ardında kovulmasını istediği Stan Van Gundy’yle medya önünde hiç sıkıntı yokmuşçasına ona sarılması son damla olmuştu. Şampiyon olması için Shaq gibi bu takımdan ayrılmalıydı ve hikâyeleri burada da benzerlik gösterecekti.

Dwight Howard ve Andrew Bynum

2012 yazında Los Angeles Lakers, simge oyuncuları Kobe Bryant’a o çok istediği altıncı yüzüğü kazanması için en büyük hediyeyi veriyordu: Bir sonraki Superman olan Howard’ın ta kendisi. Kobe de takasta gönderilen Andrew Bynum’a teşekkür ederken, Howard’ı kendinden sonraki veliaht olarak gösteriyordu. Bütün beklenti yüzüktü ama o sezon hiçbir şey yolunda gitmeyecekti. Sezon sonunda kontratı biten Dwight, Lakers yönetiminden Kobe’nin gönderilmesini istiyordu. Buna olumsuz cevap alınca tercihini Houston Rockets’tan yana kullandı ve iddialı açıklamalarda bulundu. Rockets’ta James Harden’la iyi bir ikili olacakları düşünülürken, kendi sakatlıkları ve takımın yeteri kadar güçlü olmaması sebebiyle NBA finallerine ulaşamıyordu. İstatistikleri düşüyordu, başarısız bir oyuncu olarak algılanmaya başlamıştı. Burası da olmamıştı, artık kendine gelmeliydi ve bunun için doğup büyüdüğü yerden daha doğru bir adres olmayabilirdi. Ancak bir sezon geçirdiği ve evi dediği Atlanta’da da tutunamadı.

Sezon öncesi videolarda üçlükler sokan ve yine iddialı açıklamalar yapan Dwight, sezon içinde belirli bir katkı verebildiyse de başarılı değildi. Bir sonraki sezon takaslandığı Charlotte Hornets’te güzel istatistikler yakalasa da, artık o rakamların altını tam manasıyla dolduramıyordu. İnsanlar çoğunlukla onu umursamıyorlardı çünkü onlara umursanacak herhangi bir şey göstermiyordu. Hornets’te de bir sezondan fazlasını göremeden Brooklyn Nets’e takaslandı. Nets hiç vakit geçmeden onun kontratından çıktı. Geçen sezona gelindiğindeyse Washington Wizards’la kendisi için cüzi bir rakama anlaştı. Yine ortaya antrenman videoları düşüyor ve yine Howard geri döneceğini iddia ediyordu.

Dwight Howard, Washington Wizards formasıyla

İddia sadece dokuz maç sürecekti. Sakatlık sebebiyle sezonu kapattı ve taraftarlar için iyiden iyiye dalga konusu oldu. Ne kadar bilincindeydi bilinmez ama eski performansı ligde gerçekleşen değişimi erteleyebilecek düzeydeydi. Shaq ile paralel bir yolculukta ilerledi fakat Shaq bu yaşına geldiğinde çoktan üç şampiyonluk yüzüğü kazanmıştı. Lige girerken gayet mütevazi olan karakteri seneler içinde değişime uğradı. Bu zamana kadar beş ayrı kadından beş tane çocuğu oldu. Kimi zaman çocuklarının anneleriyle başı belaya girdi. Howard belki de kendine rol modeli olarak Shaq’ten ziyade evlilik dışı çocuklar konusunda böyle bir üne sahip olan Shawn Kemp’i seçmiş olabilir.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Demarcus Cousins’ın sezon kapatan sakatlığı belki de onun son şansı oldu. Los Angeles Lakers ona son bir şans verdi. Verilen şansın pek büyük olduğu söylenemez. Zira Howard’ın kontratı garanti değil. Kadroda kalabildiği her gün için belirli bir ücret alacak. Kontratı imzaladıktan sonra yaptığı açıklamalarda geçmişinden pişman olduğunu, artık değiştiğini ısrarla belirtti. Döneminin tartışmasız en iyi pivotundan magazin figürüne dönüştü, herkesi ikna etmesi için çok uğraşması gerekecek.