SID

Spot ışıklarının odak noktasında: Zion Williamson

Spot ışıklarının odak noktasında: Zion Williamson

13/06/2019 @ 18:50Güncellendi 13/06/2019 @ 18:51

2019 NBA Draftı’na sayılı günler kala bir numaradan seçilmesine kesin gözüyle bakılan Duke oyuncusu Zion Williamson, yarattığı etkiyle draft'ın önüne geçmiş durumda. Eurosport Türkiye ekibinden Kuzey Kılıç, genç yıldızı kaleme aldı.

Zion Williamson’a dair söyleyebileceğimiz en önemli şey; getirisi çok yüksek olan bir kumar. Sosyal medyada smaç ve blok videolarını izlemeye doyamadığımız genç yıldız, barındırdığı özellikler ile komple bir süperstar. Ancak Zion için her zaman sakatlık sorunu kafalarda yer almalı. Hatırlanacağı üzere üç ay önce ayak bileğinden sakatlanmış ve uzun bir süre parkelere dönememişti. Sakatlık sırasında ayakkabının dikişlerinin açılması, asıl odaklanılması gereken yeri gölgede bırakmıştı. Ayakkabının da pozisyonda tabii ki rolü vardı ancak Zion’ın dizinde doğuştan yer alan içe dönüklük problemi dile getirilmedi.

Kilosunun getirdiği risk bir yana; Zion Williamson’ın dizlerinde dışa dönük olması gereken kemiklerin içe dönük olması stop dripling (hızlı bir penetre açısı verip ani frenleme yapma, ardından tekrardan penetre etme) hamlesini zorlaştırıyor. Tabii smaç, blok gibi patlayıcı atletizm gerektiren konularda da bazı sorunlar yaşatması muhtemel. Bunlar kumarın riskli tarafları, peki getirisini bu kadar yükselten şeyler ne?

Golden State Warriors Koçu Steve Kerr, 21 Aralık’ta ESPN mikrofonlarına ‘’LeBron James bu lige geldiği zaman onun bir lütuf olduğunu düşünmüştüm; Tanrı’nın basketbola bir lütfu. Ama işe bakın Zion Williamson diye bir çocuk çıkageldi.’’ demecini vermişti. Evet, herkes onu LeBron ile kıyaslamaya başladı bile. Bu kıyaslamaların somut nedenlere dayanması için tabii ki zamana ihtiyaç var, ancak ilk etapta genelgeçer nedenleri de unutmamamız lazım.

Kolej takımı olan Duke Blue Devils’in, Notre Dame veya Georgia Tech ile oynadığı maçları az da olsa izleme şansı yakaladıysanız Zion Williamson’dan etkilenmemeniz biraz zor. Dip çizgide topu aldığında önce şut aldatmacası ardından da saliselik reverse hareketi ile topu potaya ters turnikeyle bırakması, dezavantaj gibi görünen kilo defosunu yamalar nitelikte. Veya topu tepede aldığında seri hareketlerle penetre açısı bulması, maç içinde ilk seçeneği olmasa da forvetlerden isabetli üç sayı yüzdesi yakalaması, topu aldığında potaya "Russell Westbrook patlayıcılığı" ile gitmesi veya ters eşleşmeyi yakaladığında yürüyerek sayı bulması hücum silahlarını oluşturuyor. Tabii pick & roll ve izolasyon oyunlarını da eşsiz bir şekilde oynayabiliyor. Bu söylediklerimizi istatistik verileriyle biraz daha destekleyebiliriz. Zion Williamson, sayılarının %18,9’unu açık saha oyunları, %31,8’ini orta mesafe ve üç sayılık şutlar, %15’ini pick & roll oyunları, %9.6’sını izolasyon oyunları, %9.3’ünü post oyunları ve %15.4’ünü de hücum ribaundları üzerinden buluyor. Bu yüzdelerin hepsinde ulusal olarak ilk 10’da yer alan genç yıldız, özellikle açık saha oyunlarında ortalamaların çok çok üstünde.

Hücum silahları çeşitli olan ve bu çeşitliliği doğru yerlerde kullanan Zion, savunmada da bir o kadar başarılı. Günümüz NBA’inde temel şart olarak kabul edilen switch savunmasını aşırı fizikli pivotlara karşı başarıyla yapması onun için "X faktör" anlamına geliyor. Ayrıca yan ve dikey bölüm savunması, -tecrübesizliğinden dolayı faul yapsa da- ivmelenen kısaları durdurabilmesi ve blok tehdidi ile potaya giden oyuncuyu adeta iki kez düşündürmesi onu ayrı kılıyor.

Denver Nuggets’ın yıldız oyuncusu Nikola Jokic’in en büyük dezavantajı olarak yavaş ayakları gösterilir. Oyun tarzıyla Jokic’i andıran Williamson, hızlı ayaklarını çevik müdahalelerle birleştirerek takım oyununu tamamlıyor. Tabii ki şu aşamada Jokic’ten daha iyi değil ancak gelecek adına verdiği ışık oldukça yüksek. Tabii her oyuncuda olduğu gibi onun da bir şansızlığı var: Zamanlama.

NBA’in aktif efsanelerinden Vince Carter, "Zion Williamson harika bir oyuncu. 2000 doğumlu bir çocuğun bu vücuda sahip olması ve fiziğini bu denli kullanabilmesi inanılmaz. Smaç vuruyor, blok yapıyor, dripling, orta mesafe… Birçok silahı var ama eksik noktası üç sayılık atışlar. Onu da ileride düzeltecektir." ifadelerini kullanmıştı. Carter’ın kısa ve öz demecinde Zion’ın artılarını ve eksilerini bir bakıma görebiliyoruz. Aslında burada bahsedilen şey, lige giriş süresi. Bir örnek verecek olursak; LeBron James'in lige girdiği 2003 yılında basketbol, boyalı alan hücumlarıyla geçiliyordu. Üç sayılık atışlar yaygın değildi ve small ball denilen kısa ve hızlı pasa dayalı yüksek tempolu oyun düzeni yaygındı. Yani Kral’ın doğuşu için güzel bir ortam vardı ancak Zion için işler biraz daha zor olacak.

Zion Williamson

Genç yıldızı analiz ederken öncelikle "kumar" olarak görülebilecek sakatlık konusuna değinmiştik. Sayısız artılarına karşın geliştirilebilecek bir defosu var; üç sayı. Yıl 2019 ve üç sayılık atışların temel felsefeye dönüştüğünü, oyuncuların da bu felsefe bağlamında çalıştıklarını görüyoruz. Buna en güzel örneği Milwaukee Bucks pivotu Brook Lopez üzerinden verebiliriz. Kariyerinin ilk altı senesinde üç sayı isabeti bulamayan Brook Lopez, Bucks’ın en keskin şutörüne dönüştü. Bu sezonun ilk dört ayında ligin en yüzdeli şut atan oyuncusu olan Lopez, kritik anlarda üçlük seti çizilen bir uzuna dönüştü. Zion Williamson ise 100 maça çıktığı lise kariyerinde 158 defa üç sayılık atış denedi ve 40 isabet buldu. NCAA’deki yüzdesi de %31.4. Bu oranlar, ortalamanın biraz altında kalıyor.

Bu sorunun önemini daha iyi kavramak için bir örnek daha verebiliriz; Philadelphia 76ers’ın yıldızı Ben Simmons, hücum silahlarının etkinliğine rağmen yaşadığı üç sayı problemi nedeniyle takımını oldukça zora sokuyor. Eğer Zion buna benzer bir olay yaşamak istemiyorsa yüzdelerini biraz daha yukarı çekmeli. Yüzdelerini yukarı çekerken de doğru bildiklerinden şaşmamalı.

"Kolejden sınıf arkadaşlarım bana 'Zion, seni Bulls istiyor dostum', 'Zion, Los Angeles’a git', 'Zion, New York’ta yaşamalısın' gibi ifadeler kullanıyor. Bunlar anlamsız; beni kim isterse orada olacağım, seçmek istemiyorum. Tek amacım NBA'de oynamak."

NBA’deki draft sıralamasının belli olduğu tarihten 76 gün önce bu demeci veren Zion, 20 Haziran’daki draftta büyük bir ihtimalle, ilk sıra seçim hakkı elinde olan New Orleans Pelicans oyuncusu olacak. Tabii son haftalarda Zion’ın Pelicans forması giymek istemediği de konuşulanlar arasında. Ancak yukarıdakine benzer sayısız açıklama yapan Zion’ın sorun çıkaran bir karaktere dönüşmesi biraz hayalci bir yaklaşım.

Defosu, artıları, yamaları, karakteri, oyunu, kıyaslamaları… Draft heyecanının başrolü olan Zion; getirisi de, götürüsü de uçlarda olan bir kumar. Eğer sakatlıklardan olabildiğince kaçınır ve şut gelişimini kademeli olarak sürdürürse hem kendisinin hem de takımının kazancı yüksek olur; aksi halde… Spot ışıklarının odağında olan bir oyuncu için olumsuz düşünmeyi biraz daha geçe bırakabiliriz. Zion Williamson, NBA’in yeni yıldızı…