Getty Images

Kuzey’in kralı, Yunan tanrısını mağlup etti

Kuzey’in kralı, Yunan tanrısını mağlup etti

26/05/2019 @ 12:14Güncellendi 26/05/2019 @ 12:24

Kültür değişimi, takaslar, antrenörler, sorunlar, karşılarına çıkan LeBron James engeli… Son yıllarda NBA Finali’nin kapısından dönen Toronto Raptors, Milwaukee Bucks’a karşı 2-0 geriye düştüğü seriyi 4-2 kazanarak tarihinde ilk kez NBA finaline yükseldi. Heyecan dozunun bir an olsun düşmediği seriyi Kuzey Kılıç analiz etti.

MVP: Kawhi Leonard. Birebir hücumlar, forvet kanalları, savunma sertliği, posterlik smaçlar ve bloklar… Play-offla birlikte vitesi iyice yükselten Leonard, ustalık eserlerinden birisini konferans finalinde göstererek takımını finale çıkardı.

Gölgede Kalan: Kyle Lowry. Kawhi Leonard’ın şaşalı performansı, Pascal Siakam’ın hızlı yükselişi ve Norman Powell & Fred VanVleet ikilisinin önemli katkıları tabii ki çok önemli. Ancak kariyeri boyunca play-off performansı sürekli olarak eleştirilen Kyle Lowry, Bucks’a karşı hem istatistiksel açıdan hem de oyun olgunluğu bakımından bambaşka bir seviyede oynadı. Hayallerini uzun zamandır süsleyen NBA finaline yükseldi.

Hayal Kırıklığı: Nikola Mirotic. Kışın sona eren takas döneminde Milwaukee Bucks, Nikola Mirotic’i kadrosuna katmıştı. Çoğu kişiye göre bu hamle, şampiyonluk adına kritik oldu zira Mirotic’in şutör özelliği ile Antetokounmpo’ya alan yaratma ihtimali takımın oyununa katkı yapabilirdi. Normal sezonda ve play-offun bu aşamasına kadar her şey beklenildiği gibi gitti ancak ilk maç dışında Mirotic’in gösterdiği performans tam bir hayal kırıklığı yarattı. Beşinci maçta sayı atamadı, altıncı maçta süre dahi alamadı.

Nikola Mirotic

Final sıfatı taşıyan bir seriden ikonik anlar beklersiniz. Unutulmaz bir smaç, seri içinde hikayeler, bloklar, imkansız şutlar vs. Bunların hepsi Milwaukee Bucks ile Toronto Raptors arasındaki seride vardı.

Saha avantajının verdiği coşku, sezon genelinde gösterilen oyun açlığı ile birleşince ilk iki maçı domine eden bir Milwaukee Bucks izledik. İlk maçta Brook Lopez’in 12/21 ile oynayarak 29 sayı atması ve Bucks rotasyonunun Raptors rotasyonuna ezici bir üstünlük sağlaması galibiyeti getirdi. İkinci maçta ise Giannis Antetokounmpo’dan maksimuma yakın katkı alan ve bench’inden toplam 54 sayı bulan Bucks, seriyi 2-0’a taşıdı.

Bu ilk iki maçın teknik detaylarında ise şunlar yaşandı: Toronto, Antetokounmpo’yu ilk aşamada Boston taktiği ile savunmaya çalıştı. Yani yakınına bir savunmacı (Kawhi veya Siakam) vererek boyalı alana ikili ya da üçlü hat çekti. Ama bu taktiği Boston’a karşı da çözen Antetokounmpo, Toronto karşısında da aynı çözümü uyguladı. Her penetre edişinde ilk adımdan sonra topu tepeye çıkaran Yunan yıldız bazen arkadaşlarına boş şutlar yarattı, bazen de topu tekrardan alarak Toronto’nun savunma kaymalarını dengesizliğe uğrattı. Toronto’nun hücum kısmında ise repertuvar çok kısıtlıydı. Marc Gasol’ün pick&pop’larından beklenen verimi alamayan ve Siakam’ın tecrübesizliğinden dolayı zaman zaman sorun yaşayan Raptors ilk maçta Kyle Lowry’den ekstra katkılar alsa da Kawhi Leonard’ın yanına net bir destek bulamayınca kendi evine 2-0 geride döndü.

Geldik üçüncü maça... Bir NBA takipçisine Antetokounmpo, Middleton ve Bledsoe üçlüsünün yalnızca 32 sayı üretebildiği söylenilse, o kişi maçı rakip takımın rahatlıkla kazanacağını düşünür. Evet, maçtan galip ayrılan Toronto oldu ancak iki uzatma sonucunda. Bench’ten Malcolm Brogdon ve George Hill ikilisinden muazzam katkı alan Bucks, ana yıldızlarını işin içine sokamadı. Toronto yıldızlarının üzerine düşeni yapması ve üstüne bench’ten gelen Norman Powell’ın 19 sayılık katkısı Raptors’a serideki ilk zaferini getirdi.

Dördüncü maç ise oyun içi aksiyon planlarında önemli değişimlere sahne oldu. İlk üç maçta Antetokounmpo’yu bahsettiğimiz taktik ile savunan Raptors, bu maçtan itibaren farklı bir yola gitti. Antetokounmpo’yu yalnızca Kawhi Leonard ile savunmayı seçtiler. Drive etmeye başladığı an daha adım atmadan Yunan yıldızın karşısına geçen Leonard, kulaç açıklığı ve el/ayak koordinasyonunun kendisine verdiği avantajlarla savunmada önemli işlere imza attı. Tabii boyalı alandan Serge Ibaka ve Pascal Siakam ikilisinin zaman zaman getirdiği yardımlar da kritik oldu. İşin hücum kısmına Norman Powell’ı dahil eden Raptors; Serge Ibaka, Marc Gasol, Fred VanVleet üçlüsünden de katkı alarak seriyi eşitledi.

Marc Gasol (Toronto Raptors), Giannis Antetokounmpo (Milwaukee Bucks)

Giannis Antetokounmpo’yu bir nebze de olsa durdurmayı başaran Toronto, sahanın diğer tarafında işleri yoluna koyuyor gibiydi. Normal sezonda takımın önemli parçaları olan ancak play-off sürecinde beklenen seviyeye çıkamayan oyuncular iyiden iyiye ritim yakaladı. Üçüncü maçta Norman Powell, dördüncü maçta Serge Ibaka ve Marc Gasol’den verim alan koç Nick Nurse, beşinci maçta ise Fred VanVleet’den elmas değerinde katkı aldı. 7/9 ile üçlük atan ve toplam 21 sayı üreten VanVleet, seri başında yerle bir olan performansını inanılmaz bir seviyeye çıkarmayı başardı. Milwaukee Bucks cephesinde ise savunma düzeni birebirler üzerinden giderken yapılan minimal hatalar, perde sonrası rakibe doğru müdahale edememe ve boyalı alanda kritik açıklar verme gibi durumlar yüzünden büyük zorluklar yaşadı. Her ne kadar hücumda işleri belli bir seviyeye çıkarsalar da Kawhi Leonard’ın yanına eklenen verimli performanslara cevap veremediler ve seride 3-2 geri düştüler.

Serinin altıncı maçı… Drake her zamanki gibi saha kenarında yerini almış, Yunan Tanrısı ile Kuzey’in Kralı tamamen odaklanmış ve yeni hikayeler yazılmayı beklemeye başlamıştı. Maçın ilk 30 dakikasını serinin ilk iki maçı gibi oynayan Bucks, serinin son 18 dakikasını ise mağlubiyet aldığı maçlardaki gibi oynadı. Farkı çoğu zaman çift hanelerde tutan Bucks, kritik anlarda yapılan hataların bedelini NBA finaline gidemeyerek ödedi. Kawhi Leonard’ın maç içinde Antetokounmpo üzerinden yaptığı smaç, ikilinin birbirine yaptığı bloklar, büyük kültür değişimi yaşayan Toronto, Nick Nurse ile Mike Budenholzer’ın satranç savaşı… Kilometrelerce uzaklıkta olsa da Air Canada Center’da yaşanan duygu yoğunluğunu adeta yanımızdaymış gibi hissettik.

Belki bu seri basketbol kalitesinin görünen kısmında bize inanılmaz şeyler vermedi veya unutulmaz performanslar izlettirmedi. Ancak serideki teknik rekabet, Antetokounmpo ile Leonard’ın olağanüstü çekişmesi, seri içinde yükselenler veya inenler; kısacası bir seriden bekleyebileceğimiz pek çok şeyi aldık. Peki şimdi ne var? Tarihinde ilk kez NBA finaline yükselen Toronto Raptors ile NBA finalininin gediklisi olmuş, şampiyonluklara alışmış bir Golden State Warriors’ın NBA tarihinde yerini almaya aday bir final serisi...