Eurosport

Houston, bir sorunumuz var

Houston, bir sorunumuz var

11/05/2019 @ 11:23Güncellendi 11/05/2019 @ 11:35

Houston Rockets, bu sabaha karşı oynanan Golden State Warriors maçından yenilgiyle ayrılarak sezonu noktaladı. Kuzey Kılıç; Texas ekibinin kabus gibi başlayan normal sezonunu, James Harden’ın tarihi performansını ve Golden State Warriors serisindeki mağlubiyeti kaleme aldı.

Ay görevlerinin biricik misyon serilerini içeren Apollo, 11. seferinde yakaladığı başarıyla hedefine ulaşmış ve Beyaz İnci’nin tabanına insanoğlunun ayak izlerini bırakmasını sağlamıştır. Apollo 11, yarattığı bu havayla dünya tarihine geçen bir görev olsa da iki jenerasyon sonra düzenlenen 13. misyon gündelik hayatımızda sıkça duyduğumuz tarihi bir söze tanıklık etmiştir. Yaklaşık 49 yıl önce Ay’a giden üçlü Jim Lovell, Jack Swigert ve Fred Haise yörüngeye çıktıktan kısa bir süre sonra ölümle burun buruna gelmiş ve astronotlardan Jim Lovell’ın meşhur “Houston, bir sorunumuz var” cümlesiyle yer istasyonuna bildirdiği arızalar son derece dramatik bir mücadele örneğini tetiklemiştir. Görevin büyük bir bölümü başarısız olsa da bu üçlü, araç içinde yaşanan patlamaya rağmen gösterdiği azimle hayatta kalmayı ve dünyaya dönmeyi başarmıştı.

Clyde Drexler, Elvin Hayes, Moses Malone ve Hakeem Olajuwon gibi efsanelerle ilk misyonlarını oluşturan Houston Rockets, son iki üç sezonda yakaladığı ivmeyle yeni misyonun sağlam temellerini atmayı başardı. 2015/2016 sezonunda gelen başarısızlığın ardından koç pozisyonuna Mike D’Antoni getirilirken kadronun önemli bir kısmında da kültür değişikliğine gidilmişti. Kısaların daha fazla ön planda olduğu devirde geleneksel bir uzundan ziyade çok pozisyonlu forvet tercihleri yapan Rockets, 2016-2017 sezonuyla ivmesini yakalıyordu. Geçtiğimiz sezon 65-17’lik dereceyle gelen konferans birinciliği şampiyonluk adına büyük bir umut verse de konferans finallerinde Golden State Warriors’a karşı yedi maçta elenmekten kurtulamadılar. Serinin yedinci maçında art arda kaçırılan üçlükler ve genel anlamda yaşanan minimal problemler Teksas ekibinin umudunu bir sonraki sezona bırakmıştı.

Yaz arasında Luc Mbah a Moute ve Trevor Ariza ikilisinin takımdan ayrılması rotasyon derinliği ve savunma setleri bakımından sorun yaratacak gibiydi. Öyle de oldu. James Harden’ın normal hücum performansı devam ediyordu ancak Chris Paul’ün sezon başındaki formsuzluğu ve rotasyondan sınırlı katkı gelmesi D’Antoni’nin işini oldukça zora soktu. Mağara adamı basketbolu olarak adlandırdıkları oyun felsefelerini iyiden iyiye yavaşlatan ve birebir setleri daha fazla kullanan Houston, takvimler 9 Aralık’ı gösterirken 11-14’lük sezon derecesiyle playoff potasından uzak konumdaydı. Tam da o zaman ‘’Houston bir sorunumuz var’’ sloganı dillendirilmeye başlandı; ancak James Harden, takımı adeta elleriyle zirveye taşıdı.

James Harden

O tarihte alınan Dallas Mavericks yenilgisinin ardından oynanan 12 maçta yalnızca iki mağlubiyet alan Houston’da Chris Paul kendine ait olan dümenin başına geçmiş, Clint Capela boyalı alanın en tehlikeli oyuncularından birisi haline gelmiş, Eric Gordon’ın şut performansı ve PJ Tucker’ın muazzam savunması da ortalama bir seviyeye çıkmıştı. Ama James Harden… Oynana her maçın ardından yeni bir rekor kıran Harden, tarihin en özel bireysel performanslarından birisine imza atıyordu. 61, 45, 41, 50, 58, 57… Akla gelebilecek her türlü sayı kombinasyonuna imza atan ve adeta Fibonacci sayı dizisi oluşturan Harden, takımını zirveye taşıyordu.

Sezon yarılanmaya doğru giderken denk gelen takas dönemi, usta GM Daryl Morey’nin eserine bir dokunuş yapması için fırsattı. Austin Rivers, Iman Shumpert ve Kenneth Faried üçlüsü takıma getirilmiş ancak kâğıt üzerinde belli bir gelişme kaydedilmemişti. Ancak Apollo 11 görevindeki ateşleme sorununu bir tükenmez kalemle çözüldüğünü göz önüne alırsak beklenmedik oyunculardan beklenmedik katkılar geleceğini düşünmek mümkün olur. Normal sezonun geri kalanında Harden büyülemeye devam ederken Rivers’ın belli dönemlerde skor yüküne katkılarda bulunması, Shumpert’ın beklenen seviyede olmasa da katkı vermesi ve Faried’in gençlik dönemlerinden esintiler sunması Morey’i az da olsa sevindirmişti.

Houston Rockets Genel Menajeri Daryl Morey

Anthony Davis’in takas dedikodularına hiç karışmayan ve sorunlardan olabildiğince uzak kalan Houston, bahara doğru yakaladığı ivmeyi Mart ayında da sürdürerek playoff’a en büyük şampiyonluk adaylarından birisi olarak girdi. İlk turda Utah Jazz’i eleyen Houston’ın neler yaptığına kısaca bir göz atalım.

Houston Rockets’ta James Harden beklenildiği gibi düşük viteste başladı. Yoğun geçen normal sezonun ardından enerjisini korumak isteyen Harden, seri boyunca takım arkadaşlarını oyuna sokmak için çalıştı. Takımın en skorer ismi olsa da özellikle hücumda boyalı alana yönlendirdiği toplar ve dip perdelerinden sonra yaptığı asistler göze çarpıyordu. Bunun dışında PJ Tucker’ın iyiden iyiye form yakalaması ve Paul’ün de belli bir çizginin altına düşmemesi bir sonraki tur adına olumluydu. Bir sonraki turda rakip Golden State Warriors idi.

Stephen Curry, Golden State Warriors

Bir sezon önceden kalan hesaplarını kapatmak isteyen Rockets oyuncuları, seride ilginç performanslar sergiledi. İlk iki maçı kaybeden Rockets, evine umutla dönüyordu. Sezon boyunca ortalama bir oyun oynayan Eric Gordon’ın bir anda yıldızlaşması ve Chris Paul’ün iyice form yakalaması iştahları arttırırken James Harden, bildiğimiz gibiydi. Evinde oynadığı iki maçı kazanan Teksas ekibi, ilk olarak Oracle Arena’da, sonrasında ise kendi evinde kaybederek sezona nokta koydu. Her ne kadar son maçta oynayamasa da Kevin Durant’in ilk dört maçta gösterdiği inanılmaz performans, Draymond Green’in üst düzey savunması, Steph Curry ve Klay Thompson’ın rollerini üstlenmesi, Houston Rockets sezonunun beklenilenden önce kapanması anlamına geliyordu.

Rockets adına misyonun gerçekleşmesini engelleyecek büyük bir problem yaşanmamıştı ama karşılarına çıkan takımın apoleti ve hali hazırda gerçekleştirdikleri ortada. Houston milenyum çağında kendi Apollo 11’ini gerçekleştirememiş olsa da Apollo 13’ün temel felsefesi olan ‘’Başarısızlık var evet ama ortaya konan mücadele gelecek adına ümit verici.’’, onların geleceğini tayin eder gibi. Zira Apollo’lardan Voyager’lara geçen süreçler bizleri SpaceX ve Blue Origin çağına taşımış durumda. Houston Rockets, elindeki mürettebatı korur ve birkaç önemli ekleme yapabilirse misyonuna ulaşabilir.