Resmi Siteden Alınmıştır

İnan Özdemir yazdı

Euroleague: Bardak dolu mu boş mu?
Eurosport

25/11/2011 @ 18:00Güncellendi 25/11/2011 @ 18:14

Euroleague'de altıncı hafta geride kaldı. Rekorların ve çekişmeli maçların damga vurduğu haftayı İnan Özdemir değerlendirdi.

Bir zamanların ünlü lafıydı "Galiptir bu yolda mağlup" Vedalaşalı, yerine sığınacak yeni klişeler bulalı çok oldu. Peki bu şanlı ifadenin tersi mümkün mü? Elbette hem de temsilcilerimizin sağının solunun belli olmadığı bu dönemde hiç olmadığı kadar mümkün.

Kısa bir özet: Anadolu Efes kazanmak zorunda olduğu bir haftada kazandı. Galatasaray Medical Park hedef maçlarından birinden düşe kalka galip ayrıldı. Fenerbahçe Ülker pek kimsenin galibiyet çıkarmasına imkan vermediği Caja Laboral deplasmanında uzatmada yıkıldı. Yıldızlar çıldırdı, rekorlar kırıldı. Detaylar için danışmana...

Kronolojiye uygun ilerleyelim, arkada boş yer var. Anadolu Efes'in Partizan karşısında yaptığı savunma etkileyiciydi. İlk yarının sonlarında başlayan çılgınlık, dördüncü periyotun başına kadar rakibin zorlukla potaya bakmasına neden oldu. Takım öyle bir havaya girdi ki Cenk Akyol bile jeneriklik bir blok yaptı. Buraya kadar her şey harika. Sezon başından beri Galatasaray özelinde övdüğümüz "hırs, istek ve direnç" Efes'in biyografisinde de şık durdu. Fakat kâbustan farksız hücumlar, herkesi iddialı laflar etmekten alıkoyuyor.

Soru ya sorun şu: Efes'in gerçekten bir hücum planı var mı? Kerem Tunçeri sahadayken belirli bir düzen sağlandığı ortada, ikili oyunlarla uzunları besliyor, şutörlere düzgün kanallar açıyor. Vedat Milör'ün ifadesiyle "Bir structure var" Fakat Tunçeri'in kenara geldiği anlarda gerçek sınav başlıyor. Sasha Vujacic kendini havaya sokacak şutu ararken şu güzel ortamı bozuyor (Bu hafta bozmadı) llievski, Avrupa Şampiyonası'ndan kalan Makedonya sempatisini silmek için elinden geleni yapıyor; kenardan gelen oyuncular, savunma direnci getirdiği kadar zorlama hücum da getiriyor...

Efes kazandı, harika. Savunmasıyla kazandı, buna da söz yok. Fakat basketbol denen spor, takımların bir noktada organize hücumlar yapmasını da gerektiriyor. 12 Dev Adam'ın Litvanya serüvenleri fazla uzaklaşmış olamaz, hafızalarda taze. Aynı yolun yolcusu olmak lacivert-beyazlılara pek bir şey kazandırmayacak, Ufuk Sarıca'ya kazandırmayacağı gibi.

AA


İpin üstünde dakikalar
Galatasaray Medical Park için D Grubu'nda bazı hedef maçlar var. Barcelona karşılaşması bunlardan biri değildi. Daha çok dondurmanın üstüne konan ekstra sos gibiydi; olursa şahane, olmazsa ne alâ. Asseco Prokom maçı ise tam ters istikametteydi, kazanmak zorunda olduklarından.

Polonya temsilcisinin tek bir isteği var rakiplerinden: "Siz top kaybedin, biz koşalım" Gerisi kolay. Gözlerini kapıyor, vazifelerini yapıyorlar. Galatasaray da nefis bir misafirperverlik sergiledi maç boyu. Sezon başından beri farklı oyun tarzlarıyla çeşitlilik sağlayan kısalar, basit top kayıplarıyla şaşırttı. Fakat boyalı alanı savaş alanına çeviren uzunlar Aslan'ı oyunda tuttu. Bitime altı dakika kala 14 sayı geride olan Cimbom, uzatmaya giden maçı kazanmayı başardı. Darius Songaila harikaydı, geldiğinden beri çoğu zaman haklı olarak eleştirilen Litvanyalı, topun el yaktığı anlarda müthiş bir karakter gösterdi. En kritik anda Lafayette'in kaçırdığı turnike ise "şans" kelimesiyle alâkalı aforizma arayanları bu hafta da yalnız bırakmadı: "Şans bazen...

Yakın bitti, Kanarya uzak kaldı
A Grubu'nda hayatta kalmak çok zor. Apocalypse Now'un çekim günlükleri gibi. Kimin kime patlayacağını ölçmek imkansıza yakın. Fenerbahçe Ülker'in bu ahvâl ve şart altında Caja Laboral deplasmanından galibiyet çıkarması sürpriz olur muydu? Geride kalan beş haftada oynanan basketbola bakarsak evet, gruptaki dengelere bakarsak hayır.

Rakamların diliyle konuşan adam: Fenerbahçe Ülker, beş maç sonunda istatistiklerin çoğunda dip noktadaydı. Kimseyi ikna etmeyen üç maçlık galibiyet serisi, istatistikleri de pek etkilememiş gibiydi. Caja Laboral maçı, bazı şeylerin iyi yolda olduğunu gösterdi. Bogdanovic, Sefolosha ve Oğuz, şut yüzdelerinin burun kanatmayan çizgilere gelmesine sebep oldu. Savunmada çabuk eller, hücumda güzel seçimler üçüncü periyottan itibaren Fenerbahçe'nin skorda üstünlüğü ele almasını sağladı. Uzatmaya giden maçta sonucu ufak detaylar belirledi. Yakından savunmadığın adamdan yediğin bir üçlük, yorgunluk, atmosfer. Kazanırken ikna etmeyen Kanarya, yenildiği haftada umut verdi.

Haftanın Takımı: Uzatmalar, rekorlar kitabı ve bizim çocuklar
Enteresan bir hafta geride kaldı. Muhtemelen şu ana kadar gördüklerimiz içinde en iyisi, en heyecanlısıydı. Tam altı maç altı sayı ve daha az farkla belirlendi. Bunlardan dört tanesinde galibi iki sayı fark belirledi. Üç süperstar takımını galibiyete taşırken Euroleague kariyerindeki en yüksek rakama ulaştı. Juan Carlos Navarro 2000'de kurulan organizasyonun tarihindeki en skorer isim oldu. Kerem Tunçeri, 400 asist barajını aşan 11. oyuncu oldu.

Haftanın beşi
Kerem Tunçeri - Vassilis Spanoulis - Fernando San Emeterio - Nenad Krstic - Josh Heytvelt