Eurosport

İspanya vs Avustralya: Bir sürpriz olur mu?

İspanya vs Avustralya: Bir sürpriz olur mu?

12/09/2019 @ 11:27Güncellendi 12/09/2019 @ 11:30

Bir tarafta basketbol tarihi uluslararası başarılarla dolu olan İspanya, diğer tarafta turnuvanın en sempatik takımlarından olan Avustralya. Peki, bu iki takım birbirlerine karşı ne yapacak?

Boğalar

1984 Los Angeles, 2006 Japonya, 2008 Beijing, 2012 Londra… Dünya basketbol tarihinde önemli bir basketbol felsefesi bulunan İspanya, işin madalya tarafında da öne çıkan ülkelerden birisi. Ayrıca İspanyolların, milenyum Amerikan basketbolunun Avrupa’daki en büyük temsilcilerinden olduğunu söylemek mümkün.

İspanya’nın bu turnuvadaki karnesi kâğıt üstünde gayet iyi görünüyor. Boğalar, grup maçlarında fire vermeden bir üst tura yükselmişti. İtalya ve Sırbistan gibi iki önemli takımı devirdikten sonra çeyrek finalde Polonya’yı 90-78 geçerek adını yarı finale yazdırdı. Peki, takımın bu süreçteki performansı nasıldı?

İlk olarak şu söylenebilir: İspanya gerçekten çok sıkıcı bir basketbol oynuyor ancak neticede kazanıyor. Gruptaki düşük profilli kadroların ardından İtalya ve Sırbistan’ı mağlup etmeleri rakipleri zayıftı” açıklamasını çöpe atıyor. Çünkü koç Sergio Scariolo, gayet basit ve etkili bir hücum stratejisi uyguluyor.

Sergio Scariolo

Marc Gasol’ün perde oyunlarında hem devrilip roll oyuncusu olabilmesi hem de pop rolünü edinip tepeye çıkması Scariolo için bulunmaz bir nimet. Zira NBA’in son şampiyonu Toronto Raptors’ın koç kadrosunda yer alan Scariolo, bu taktiğe epey alışık. Gasol içeriye devrildiği zaman ikili baskı gelirse Sergio Llull veya Victor Claver gibi etkili penetre tehdidi bulunan isimler, Gasol’ün olduğu bölgeye kat ederek topu alıyor ve pozisyonu bitiriyor. Gasol tepeye çıktığında ise forvetlerdeki arkadaşlarıyla pas bağlantısı kuruyor ve rakibin savunma geometrisinde boşluklar açılmasını sağlıyor.

Tabii sadece bu kadar değil. Ricky Rubio’nun tam saha hücumlardaki hızı ve set hücumlarındaki muazzam basketbol aklı; Hernangomez kardeşlerin mikro işleri yapması; Rudy Fernandez, Sergio Llull, Victor Claver, Pau Ribas’ın hareketli oyunda şut tehdidi yaratmaları İspanya’nın hücum değerini arttırıyor. Yani klasik yavaş tempodaki setler ve perde temelli oyunlar... Sıkıcı ama oldukça etkili.

Boomers

Asya ve Okyanusya’daki milli turnuvalar dışında önemli bir başarısı bulunmayan Avustralya, bu etiketten kurtulmak için harika bir şansa sahip. Zira onlar, İspanya’nın genel oyun planının antiteziyle oynayabilirler.

Patty Mills. NBA’in en iyi görev adamları arasında yer alan Mills, liderliğin tamamıyla kendisinde olduğu bir süreçte de neler yapabileceğini gösteriyor. Üç sayılık atışlardaki çok yüksek ritminin yanı sıra hücumdaki organizasyonları adeta bir orkestra şefi gibi yönetiyor. Savunmada agresif, ribaundlarda aktif ve daima liderlik görevini üstleniyor. Ayrıca bu görevlerini maçın en kritik anlarında bile aynı seviyede yapabiliyor.

Patty Mills

Joe Ingles’ın hem orta mesafede hem de üç sayı çizgisinin gerisinde iyi bir şutör olması; Matthew Dellavdeova’nın savunmadaki enerjisi ve hücumdaki saf skorer katkısı; Aaron Baynes, Andrew Bogut ve Nick Kay üçlüsünün boyalı alanda devleşmesi; Jock Landale’in ve Chris Goulding’in topsuz oyundaki rollerini en iyi şekilde yerine getirmeleri ve en önemlisi de koç Andrej Lemanis’in takımdaki tılsımı koruması Boomers’ı

Turnuva Avustralya adına, Senegal’e karşı oynadığı maç haricinde, oldukça hararetli geçiyor. Kanada’ya karşı yakaladıkları büyük farkı koruyamayıp daha sonradan geri düşmeleri ancak maçı kazanmaları; Litvanya’yı beş, Dominik Cumhuriyeti’ni altı, Fransa’yı yalnızca iki sayı farkla yenmeleri, çeyrek final maçında Çek Cumhuriyeti’nin direncini uzun bir süre kıramamaları, bunun en net göstergesi.

Son Sözler

Eğer ki Avustralya, Mills odaklı oyununu en üst seviyede kullanır ve yan parçalarından verim alırsa İspanya’ya karşı galip gelebilir. Aksi bir durumda İspanyolların ekstra bir şey yapmayıp kendi rutinlerinde bir maç oynamaları, Boğaları finale taşıyabilir.

Hazırlayan: Kuzey KILIÇ