Eurosport

Basketbol evriminin bir parçası: Derinleşen istatistikler

Basketbol evriminin bir parçası: Derinleşen istatistikler

23/05/2019 @ 12:53Güncellendi 23/05/2019 @ 13:08

NBA’de büyük veri bazlı gelişmiş istatistik dünyası son yıllarda çok önemli boyutlara ulaştı. NBA basketbolu, bir nevi sayıların oyunu olmaya başladı. Bu gelişimin öncü kurumlarından olan BBall Index’in yaratıcılarından Jacob Goldstein, Eurosport Türkiye ekibinden Kuzey Kılıç’ın sorularını yanıtladı.

Oyuncuların kalitesi ve kadro mühendisliğinin etkisi tabii ki ön planda ancak NBA’in istatistiksel açıdan getirdikleri de ortada. Bu gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz?

Bana kalırsa istatistikler, basketbol stratejisini sahaya en doğru şekilde yansıtmak için harika bir yardımcı. Özellikle maç izleme verilerinin gelişmesi ile oyuncunun ve koçların, hangi oyun planında neler yaptığına dair öğrenebileceğimiz harika detaylar var. Oyuncuların şut tercihlerindeki eğilimleri tahmin etmek, rotasyonların dakikasını öğrenmek, oyun tarzlarının verimliliğini ve yüzlerce oyun setinin performansını ölçmek mümkün. Ayrıca oyunu genel bir perspektiften ziyade mikro düzeylere indirgeyerek birebir karşılaştırma yapmak ve en uygun stratejileri görmek istatistiklerin bize sağladığı diğer yararlar.

BBal Index’te ilginç analizler yapıyorsunuz. Özellikle burada ‘’Player Plus-Minus’’ adlı bir artı eksi analizi kullanıyorsunuz. Bu sistem nasıl çalışıyor?

Genel olarak iki tür istatistik vardır: Prediktif dediğimiz, öngörülü istatistikler ve betimsel olarak adlandırdığımız somut gözleme dayalı istatistikler. Benim artı/eksi analizim ise prediktif sisteme dayanıyor. Oyuncuların geçmiş verilerini biriktirerek gelecekteki performanslarını öngören bir sistem. Oyuncunun gelecekteki skor katkısı, maçlara etkisi ve kazanma yüzdesini tahmin edebiliyoruz. Bunun en net örneğini box-score (oyuncunun bir maçtaki bütün istatistiklerini barındıran skor tabelası) ile görebiliyoruz.

Verilerin, oyununun güzelliğine olan etkisini nasıl yorumlarsın?

Verilerin, oyun tarzı üzerinde olumlu bir etki yarattığını düşünüyorum. NBA’deki analitik eğilim 2000’lerin ortasında başlayarak bugünkü hâlini aldı. Post-up merkezli bir oyundan; serbest hücumlara, daha fazla açık alana ve yeni savunma optimizasyonlarına geçildi. Bana kalırsa bunların hepsi oyunun güzelliğini arttırdı. Hücum sayıları arttı, oyuncuların felsefesi değişti… Bunların temelinde analitik yapılar var. Analitik gelişmenin en ilginç etkilerinden biri takımdaki her personele biraz daha fazla derinlik katması ve teknik ekibin görev dağılımını dahi değiştirmesi.

James Harden vs. Golden State

Üç sayı atışlar, hızlı hücumlar, savunma setleri… Son beş yıldaki oyun felsefesini nasıl yorumlarsınız?

NBA’de son beş yıl gerçekten de ilginç geçti. Takım yeteneğini her kademede üst düzeye çıkarmak ve scout (oyuncu gözlemleme ekibi) takımını güçlendirmek temel felsefeleri oluşturdu. Bunları veri analizleriyle en başarılı bir şekilde birleştiren takımların Golden State Warriors, Cleveland Cavaliers, San Antonio Spurs, Houston Rockets, Boston Celtics ve Philadelphia 76’ers olduğunu düşünüyorum. Bu takımlar büyük veri bankaları ile kadro yapılanması arasındaki dengeyi güzel bir biçimde ayarlıyor. Ancak teknik ekibin buradaki rolünü unutmamak lazım. Eğer elinizdeki avantajları güzel bir şekilde değerlendiremezseniz franchise’a büyük bir dezavantaj yaratırsınız.

Peki yeni oyun felsefesinin nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?

Yeni stratejilerin yine üç sayı ile alakalı olacağını düşünüyorum. Üç sayı çizgisinin gerisinde kendinizi iyi konumlandırarak savunmaların yönünü değiştirmek ve gereken penetre kanallarını yaratmak önemli olacak. Yani üç sayının biraz daha bireysel ve opsiyonel hali. Houston Rockets bu değişimi ilk kullanan takım oldu. Portland Trail Blazers’da Damian Lillard ve Milwaukee Bucks’ta Brook Lopez ikilisi de bu sistemi kullanıyor. Artık yalnızca üç sayı atmak önemli değil, sahada kendinize geniş alanlar yaratmak ve pas kanalları veya penetre alanları yaratmanız lazım.