Raketlerin dili yok demeyin, onlarla konuşabilen bir adam var.
İstanbul Günlüğü: Olasılık hesapları
Türkiye ne zaman uluslararası bir organizasyona katılsa, grup aşamalarında olmadık maçlar kaybeder, imkansız maçlar kazanır ve genelde son maça kadar gruptan çıkıp çıkamayacağını kimse bilemez. Bu kertede herkes kağıdı kalemi elibe alır Türkiye'nin gruptan nasıl çıkacağını hesaplamaya başlar.
Lisede 3 beyaz, 4 kırmızı, 2 sarı top bulunan bir poşetten sarı gelme olasılığını hesaplarken alnından terler boşalan bir ulusun iş milli maçlara geldiğinde matematik profesörüne bağlaması hakikaten bir araştırma konusu...
Bugün farkımız yoktu yine. Beyaz Grup neyse de Kırmızı Grup'ta o bunu şu kadar sette yenerse şu kadar oyun alan bilmemkim eleniyormuş diye başlayan muhabbette beyinler pelteye dönüşürken, izlediğimiz maçtan dahi zevk alamaz hale geldik.
Gün Azarenka - Li maçıyla başlarken ben ve sevgili dostum Ata Atay, Dulko-Pennetta ikilisi ile aynı ortamda 10 dakika durmanın yarattığı sarhoşluğu üzerimizden atamamıştık. O röportajı da bugün Eurosport.com Türkiye'den okuyabilirisiniz. Azarenka'ya dönecek olursak Kvitova ile birlikte turnuvanın yıldızı konumunda. Li'ye istediğini yapma şansı vermedi ve yarı finale çıkan ilk isim oldu.
Beyaz Grup'tan çıkacak ikinci isim için bir gün daha bekleyecektik. O zaman neden Kırmızı Grup ile kafa patlatmayaydık. Önce Kvitova geldi. Sanki bu turnuvaya ilk kez katılan o değilmiş gibi rahatlıkla oynadı, dünya 1 numarasının tansiyonlarını yerinden oynattı, Piotr'un başını ellerinin arasına düşürdü ve Wozniacki'nin gruptan çıkma şansını mucizelere bıraktı. Kendisi de son dört isim arasına adını yazdırdı.
Günün son maçı Wozniacki'nin gruptan çıkıp çıkmadığının da cevabı olacaktı. Polonyalı Radwanska'nın çok az oyun kaybederek yenmesi gerekiyordu. Ha bir de bir set vermesi. O bir seti kaybetti, hatta maçı da kazandı ama Polonya kökenli dostunu kurtaramadı.
Bu maçın özellikle son seti o kadar zevkliydi ki o an salonda bulunan kimsenin aklının derbide olduğunu düşünmüyordum. Ta ki Fenerbahçe 2-2'yi yakaldığı an "Gooool" diye bağıran birini duyana kadar.
Seyirci sayısı yine 11 binin üstünde açıklandı. Derbiye rağmen, Euroleague maçlarına rağmen yine müthiş bir sayı. Bekle bizi ATP.
Beni Twitter’da takip edin: @onurakmeric






















Sanirim teniscilerle ayni ortamda bulunmak yazarimiza pek yaramamis. WTA turnuvasi hakkinda yazmasina ragmen, yazisini "Bekle bizi ATP" diye bitirmesi de oldukca aci.Önceki gün