Raketlerin dili yok demeyin, onlarla konuşabilen bir adam var.
İstanbul Günlüğü: Kazanan seyirci
Yanlış analoji Bağdat’tan döner. Bundan 10 yıl önce, Türkiye’de bir tenis turnuvası düzenlense seyircileri futbol taraftarlarına benzer olacak diye düşünürdüm. Önce İstanbul Cup öyle olmadığını gösterdi. Ama orada da bir eksik vardı. Bin eksik vardı. Tribünlerde binlerce insan yerine binlerce koltuk vardı.
Bu şampiyona İstanbul’a ilk verildiği zaman, endişelerimin başında tribünleri dolduramamak geliyordu. Fakat üç sene içinde, spor basının içine daha da girince ve aslında ne kadar çok insanın tenise ve tenisçilere meraklı olduğunu görünce bu kaygılarım yerini rahatlamaya bırakmıştı.
Geçtiğimiz üç sene boyunca Doha’da izledik Sezon Sonu Turnuvası’nı. Bomboş tribünleriyle hayalet turnuvaydı. İstanbul’da öyle olmayacağını biliyordum. Bundan emindim. Dolacaktı Sinan Erdem. Ama inanın bu doluluk oranını ben bile beklemiyordum. Bu kadar güzel bir seyirci beklemiyordum. Tenisçilerin aldığı güzel sayılardan sonra tribünlerden çıkan ses tüylerimi diken diken etti.
WTA’in açıkladığına göre ilk gün seyirci sayısı 10.500 civarında. Gerçekten iyi bir sayı bu. Ve kuru, ilgisiz ve bilgisiz kalabalık da değildi. Evet puan sırasında yürüyenler vardı, evet bazen çok heyecanlanıp ralli sırasında çığlık atanlar oldu, evet flaşlı fotoğraf makinası kullanıldı… Bunlar asırlık tenis kültürü olan Fransa ve İngiltere’de de oluyor. Hani derler ya bir insan için, “Oturmasını, kalkmasını biliyor”, işte arada bazı fertler bunu bozsa da genel anlamda bugün Sinan Erdem’deki kalabalık öyleydi.
Zaten yabancı meslektaşlarımın yazdıkları ve tenisçilerin basın toplantılarında söyledikleri de bunu doğrular nitelikte. Genelde nezaketen seyirciye teşekkür eden sporcular bugün cidden öyle düşündükleri için oradaki tenisseverleri övdü. Umarım beş gün daha aynı kalitede gider tribünlerin seyri.
Korttaki mücadeleye gelecek olursak…
Kariyerinde ilk defa bu turnuvaya katılan Petra Kvitova büyük bir özgüvenle ve çok agresif bir şekilde oynadığı maçta Vera Zvonareva’ya fazla şans tanımadı. Wimbledon şampiyonluğundan sonra bocalayan Petra, geçen hafta Linz’de gelen şampiyonlukla toparlanmış gibi. Servis ve forehand ikilisi iyi çalıştı bugün. Vera ise omzundan rahatsızmış gibi gözükse de basın toplantısında “Petra çok iyiydi, omzumla bir ilgisi yok” dedi.
Kırmızı gruptaki diğer maçta dünya 1 numaramız Wozniacki, uzaktan vatandaşı Agnieszka Radwanska’yı heyecan dolu maçta üç set sonucu mağlup etti. Med-cezir dalgalarını hatırlatan git-gelleriyle ve uzun uzun rallileriyle günün heyecan kotasını dolduran tek maçıydı. Radwanska’ya Tokyo-Pekin dublesi pek yaramamış gibi.
Ben bu maçtan sonra röportaj peşinde koştururken Masha ile Sam korta çıkmış. Çıkmakla kalmamış ilk seti bitirmiş. 27 dakika süren ilk seti Stosur 6-1 kazanınca Sharapova’nın ayağındaki sakatlık acaba iyileşmedi mi diye düşünmeye başlamıştım. 1 aydır mücadeleci tenisten uzak kalmak köreltmiş Rus tenisçiyi. İkinci sete daha iyi başladı ancak sonradan kronik servis rahatsızlığı nüksetti. Sevgilisi Sasha’nın saha kenarından verdiği destek de havada kaldı.
İkinci gün de aynı seyirciden ve biraz daha kaliteli tenis istiyorum.
Beni Twitter’da takip edin: @onurakmeric






















You are logged in as administrator