Olympic Games London 2012 Torch - Reuters
 
Makale
yorum
Olimpiyat Oyunlari

Olimpiyat sembolleri

Olimpiyat sembolleri

Eurosport tarafından
Son güncelleme Önceki gün -
Eurosport tarafından - Önceki gün
Londra 2012, bugün resmi olarak açılacak. Peki Olimpiyat Oyunları'nın sembolleri nereden geliyor? Ali Murat Hamarat yazdı.
 

Olimpiyat mottosu: Citius, Altius, Fortius. “Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü” anlamına gelen bu sözcükleri, Modern Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin'in eski bir arkadaşı olan rahip Didon öğretmenlik yaptığı okulun bayrağına yazdırmıştı. Baron, atletizm tutkunu bu rahipten etkilenerek oyunların ruhuna uygun bulduğu bu sözcüklerin Olimpiyat mottosu olmasını istemişti.

İlk defa 1894'te Baron tarafından Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) toplantısında ortaya atılan motto, zamanla oyunlarla anılmaya başlanmıştı. Bir sporcunun yapabileceğinin en iyisine ulaşması için söylenmiş olsa da, 1908’de önemli olanın katılmak olduğu vurgulanarak, kazanmak adına yapılabilecek her şeyin meşru olamayacağının altı çizilmek istendi. Daha dopinglere belki çok vardı lakin insanoğlunun doğasını tarif etmeye gerek yoktu…

Olimpiyat bayrağı: Olimpiyat Oyunları’nın bayrağı; beyaz zemin üzerine iç içe geçmiş beş ayrı renkteki beş halkadan ibarettir. Ülkelerin dostluk ve sevgi duyguları içinde birbirine bağlamayı simgeleyen bu halkalardan üçü üstte, ikisi alttadır. Üstteki üç halka soldan sırasıyla mavi, siyah ve kırmızı; alttakiler ise sarı ve yeşildir. Bu renkler önceleri kıtalara göre değerlendirildiyse de, daha sonra Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu renklerin Olimpiyat Oyunları’na katılan üye ülkelerin bayrak renklerini simgelediğini açıklamıştır. Olimpiyat bayrağının hikâyesine bakacak olursak, 1912 Stockholm Olimpiyatları’na beş kıtadan ülkeler katılmış, bunun üzerine de Baron Coubertin’in kendisi tarafından bu halkalar çizilmişti. Baronun 1913 yılında yazdığı bir mektubun üzerinde de dikkat çekmekteydi. 1916’da Berlin’de yapılması planlanan Olimpiyatlar, I. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamayınca, olimpiyat bayraının insanlıkla tanışması bir sonraki olimpiyata kalmıştı.

Olimpiyat yemini: Açılış töreni sırasında oyunlara katılan bütün sporcular, Olimpiyat Yemini’ni ediyor Bu yemini, organizatör ülkenin ünlü bir sporcusu, bütün sporcular adına söylüyor: “Olimpiyat Oyunları’nda ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.”

Bu yemin de 1920 Antwerp'te Olimpiyat tarihinde yerini alır. Yemini ilk kez Belçikalı ünlü eskrimci Victor Boin etmiştir. 1972 Münih Yaz Oyunları’ndan beri hakemlerin de yemin ettiğini anımsatmalı.

Olimpiyat madalyası: Antik Yunanda birincilerin başına zeytin dalı takılırken, ikinci ve üçüncülere bir şey verilmezdi. Modern zamanlarda 1896 Atina'da birincilere gümüş madalya verilmişti. İki Olimpiyat geçtikten sonra madalyalar da bugün bildiğimiz hâlini aldı: Birinciliği kazanan sporculara altın, ikincilere gümüş, üçüncülere de bronz madalyalar verilmeye başlandı. 60 milimetre çapında ve üç milimetre kalınlığındaki bu madalyaların bir yüzünde, 1928'den beri İtalyan sanatçı Giuseppe Cassioli tarafından çizilen, elinde zafer çelengi tutan Zafer Tanrıçası Nike’ın kabartması yer alıyor. Madalyanın arka yüzünde ise, Olimpiyatı düzenleyen ülkenin amblemi bulunuyor.

LaPresse

Olimpiyat marşı: İlk kez 1896 Atina Olimpiyatları’nda çalınan Spyros Samaras’ın Kostas Palamas’ın sözleri üzerine yaptığı bestesi, 1958 yılında yapılan bir IOC toplantısında Olimpiyat marşı olarak kabul edilir. O güne kadar açılışlarda değişik müzikler duyulduysa da, 1960 Roma Olimpiyatları’ndan beri her olimpiyatta bu marşı dinlemeye devam ediyoruz.

Olimpiyat meşalesi: Olimpiyat Meşalesi, Yunanistan’ın Olimpos Dağı’nda, güneş ışığından dev mercekler vasıtasıyla tutuşturulur. Meşale, oyunların yapılacağı ülkeye kadar elden ele teslim edilmek suretiyle geçtiği ülkelerin atletleri tarafından taşınmakta ve olimpiyat yapılacak stadyumdaki dev meşale bu meşaleyle tutuşturulmaktadır. Açılış töreninde yanan meşale kapanış töreni sonuna kadar sönmez.

Meşale, 1936 Berlin Yaz Oyunları ile tarihine girmişti. Alman Millî Olimpiyat Komitesi Başkanı Carl Diem tarafından ortaya atılmıştı ilk defa. Yüzyılların unutulmuş geleneği Almanya'da tekrar canlanmıştı. Yedi ülke ve 3075 kilometre kat edecekti meşale Berlin Olimpiyat Stadyumu’na kadar. Yolculuk biraz maceralı olmuştu doğrusu. Viyana civarında koşunun önü kesildi. Avusturyalı naziler Anschluss (İlhak) çığlıkları atmışlardı. Seslerinin duyulmasına sadece bir buçuk sene vardı.... Prag'da ise bu sefer Nazi karşıtı gruplar ayaklanmıştı. Ne zamanki meşale Çekoslovakya sınırını aştı, asıl propaganda o zaman başlamıştı. Binlerce gamalı haç yükselmişti sınırda. Sallanan bayraklar ve söylenen zafer marşlarının eşliğinde meşale bir günde Berlin'e getirilmişti.

Her ne kadar, modern zamanların ilk Olimpiyat meşalesi, Nazilerin propagandasına sebep olduysa da, oyunların sembollerinden biri olarak tarihte yerini aldı, vazgeçilmezlerden biri oldu.