ortega, ariel, fenerbahçe - AA
 
Makale
yorum
Futbol > Süper Lig

Fenerbahçe'nin unutulmaz Galatasaray galibiyetleri

Fenerbahçe'nin unutulmaz Galatasaray galibiyetleri

Eurosport tarafından
Son güncelleme Önceki gün -
Eurosport tarafından - Önceki gün
Fenerbahçe’nin Galatasaray’la oynadığı derbiler her zaman özel olmuştu. Skor 0-0 olduğunda da 6-0 olduğunda da bu böyleydi. İşte Fenerbahçe’nin ezeli rakibi karşısında oynadığı unutulmaz maçlar…

Kadıköy'de halay - 06.11.2002
Ve tarih 6 Kasım. Fenerbahçe, çubuklu formasıyla Şükrü Saracoğlu’na çıktığında Kadıköy yanıyordu! İlk kurşunu Ortega’nın kornerini kafayla filelere gönderen Tuncay Şanlı sıkmıştı. Erken gelen bu gol, iki takımın hücum ağırlıklı kadroları da göz önüne alındığında beklentilerin daha maçın ilk dakikalarında tavana vurmasına neden olmuştu. Aslan sonrasında Brezilyalı forveti Fabio Pinto’nun şutuyla beraberliğe yaklaşsa da sonuç alamamıştı. Derken sarı-lacivertliler ikinci golü bulmuş, orta sahadan atağı başlatan Ariel Ortega, Ümit Özat’ın sağ kanattan ortasını kafa vuruşuyla ağlara göndermişti.

İlk yarı 2-0 Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle sona ermişti. Motivasyonuyla ünlü Fatih Terim’in soyunma odasında söyledikleri takımı canlandırmış ancak skor tabelasına etki edememişti. Belki de futbol tanrıları o gün Fenerbahçe’nin kazanmasını istemişti. Ergün-Pinto-Arif ekseninde gelişen atak Rüştü Reçber’in eldivenlerinde eriyivermiş, sonrasında gelişen bir başka hücumda Hasan Şaş’ın dillere destan pasına gelişine vuran Arif’in şutu bu defa direkten geri gelmişti. Bir leoparın kuyruğunu sakın tutma, tuttuysan da asla bırakma! Belki bu ünlü söz Fenerbahçeli futbolcular için söylenmişti!

Eurosport

Üst üste kalesinde gördüğü ataklarla neye uğradığını şaşıran Werner Lorant’ın öğrencileri, 58’de Ortega’nın gördüğü kırmızı kartla sanki moral bulmuştu! Olaylar, çıkan kırmızı karttan 10 dakika sonra Galatasaray için dönülmez bir yola girmişti. Sağ kanattan Miroslav Stevic’in kestiği topa atılan ‘Kadıköy Boğası’ Serhat Akın temiz bir dokunuşla farkı üçe çıkarmış, ikinci golündeyse meşin yuvarlağı bu defa Mondragon’un beşliğinden filelere yuvarlamıştı. Art arda gelen goller, Galatasaraylıların aklına “acaba tarihi bir fark mı yiyoruz” sorusunu getirmişti! Ümit-Serhat paslaşmasının doğurduğu boş koridoru dolduran Ceyhun Eriş’in golü bu soruya sanki bir ipucu vermişti. Sinirleri alt üst olan sarı-kırmızılıların ruh hali, 84. dakikada yaşanan pozisyonda gözler önüne serilmiş; Emre Aşık, genç Tuncay’ın sırtına çivili kramponlarla masaj yapınca doğrudan kırmızıyı görmüştü. Taraftarına unutulmaz bir zafer yaşatan Fenerbahçe’nin son golünde sahnede Ümit Özat vardı. Stevic’in sağ dışla bıraktığı pasa kusursuz şekilde deplase olan defans oyuncusu, meşin yuvarlağa sol ayağının üstüyle dokunduğunda, topa Vedat’ın yetişemeyeceği süratte bir hız da vermişti.

Fenerbahçe, o gün elde ettiği 6-0’lık skorla, sonraki maçlar için de çıtayı hayli yükseğe koymuş, “daha iyisi yapılana kadar en iyisi bu” demişti. İki ezeli rakip arasında ilk kez biri 6-0’lık skorla kazanmış, derbide bir dönüm noktası yaratmıştı.

Böyle geri dönüş yok - 3 Mayıs 1989
Türk futbolunun unutulmaz geri dönüşlerinden biri. Türkiye Kupası çeyrek finali rövanşı oynanırken sarı-kırmızılı formayla hat-trick yapan Tanju Çolak ilk yarının skorunu belirliyordu. 3-0’ın rehavetiyle gevşeyen Galatasaray karşısında Aykut Kocaman farkı ikiye indiren golü atıyor, Hasan Vezir ise, Tanju Çolak’a nazire yaparcasına sıraladığı gollerle durumu 4-3 getiriyordu. İşte o gün üç golle kariyerinin en unutulmaz performansını ortaya koyan Hazan Vezir; Schopenhauer, Heidegger, Sartre gibi filozofların uğraştıkları ‘ben neden varım’ sorusuna sportif bir karşılık veriyordu. Tecrübeli golcü sonraki sezon ‘Galatasaray’a kaçtı’ haberleriyle de Türk futbolunun en sansansoyal transfer haberlerinden birinde başrol oynamıştı.

Müthiş zafer - 9 Eylül 1996
Fenerbahçe, Ali Sami Yen’de o gün tarihi bir zafere daha imza atacak, dört golden ikisinin altında Elvir Bolic’in ıslak imzası bulunacaktı! Ligin dördüncü haftasında Galatasaray’a konuk olan sarı-lacivertliler, rakibini Saffet Sancaklı, Jay Jay Okocha ve Elvir Bolic’in golleriyle 4-0 yenecekti. O maçta ilk gol ise daha bir gün önce Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye transfer olan Saffet’ten gelecekti.

35 pas ve gol - 22 Nisan 2006
Ezeli rakiplerin kozlarını Şükrü Saraçoğlu’nda paylaştığı aynı zamanda “35 pas ve gol” efsanesinin doğduğu o unutulmaz maç. Denizli’yle 1-1 berabere kalarak tarihinin belki de ilk büyük travmasını yaşayan Fenerbahçe’nin o sezonu her ne kadar bir facia olarak hatırlansa da, 14 Mayıs 2006’dan dört hafta önce sarı-lacivertliler ezeli rakiplerini 4-0 mağlup ederek, taraftarına erkenden şampiyonluk havasına sokmuştu. Türk futbol tarihinin en unutulmaz sayfalarının yazıldığı o gecede Anelka’nın sol çaprazda attığı çalımlarlar ve son vuruşu, direkten gelen top… Luciano’nun golünde Alex’in sağ açıkta attığı beşlik ve ‘al da at’ diye uzattığı meşin yuvarlağın ceza alanında süzülüşü, Tuncay’ın şutunda Mondragon’un kurtarışı… 35 pas sonrasında gelen dördüncü gol… Tüm bu akış, şampiyonluk yolunda Fenerbahçe’nin döşediği taşlar olarak algılanmıştı. Kanarya, ezeli rakibini 4-0’la geçmiş ancak üç hafta sonra Denizli’yle 1-1 sona eren o son maçın ardından şampiyonluk Galatasaray’ın olmuştu.

Tanju Fenerli oldu - 22 Nisan 1992
Tanju Çolak’ın forma rengi artık sarı-lacivertti. Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye transfer olduğu ilk yılında eski takımına karşı harikalar yarattı altın ayakkabı! Sezonun ilk yarısında 2-0 biten maçta tek başına takımını sırtlayan Tanju, 5-2 kazanılan rövanşa hat-trick ile damga vurdu.