AA

Kadıköy’de kazanma yolu

Kadıköy’de kazanma yolu
Eurosport

17/03/2012 @ 10:49Güncellendi 17/03/2012 @ 13:14

Yazarlarımızdan Uğur Karakullukçu, Kadıköy’deki Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde iki takımın muhtemel kazanma yollarını ve reçetelerini değerlendirdi.

Kadıköy ve Galatasaray derbisi denildiğinde son 10 yıllık dönem sarı-lacivertliler için bayram deyimiyle eşdeğer. Bu bir taraftar söyleminden artık resmi görüş olarak yöneticilerin, kaptanların ağzından duyulur oldu ki ev sahibinde algının bu şekilde olduğu kesin. Galatasaray ise tam tersine bu algıyı kırmak adına hırslanan ve bu maçı “kazanmak zorunda olan” taraf ve bu zorunluluk Kadıköy’de her zaman kırılgan ve açık vermeye müsait psikolojisiyle klişe tabirle Fenerbahçe’yi 1-0 önde başlatan sebep. Galatasaray’ın bu 10 yıl zarfında iyi oynarken dahi 2-1 kaybetmesinin bir sebebi var ve bugünkü mücadele işte tam bu sebeple sarı-kırmızı cephe açısından farklı gelişebilir.

Galatasaray’da reçete: Pres

Bugüne kadar “oynamaya” çalışan Galatasaray, 5-1’lik 2005 Türkiye Kupası finali de dahil olmak üzere yakın tarihte hiçbir maçta ortaya koyamadığı dominasyonu ilk yarıdaki Türk Telekom Arena’da sağlaması tesadüf değil. Elbette artan kadro kalitesi ve daha kaliteli yabancı oyuncuların galibiyette payı büyüktü ama sahadaki zaferi getiren uçan kaçan oyunculardan ziyade cılız Emre Çolak’ın da dahil olduğu orta saha dörtlüsünün Elmander ve Baros’tan da destek aldığı başarılı presi sayesinde yaşanmıştı. Zaten defansında Bilica gibi bir saatli bombaya sahip Fenerbahçe, bırakın ileride top tutmayı, topu ileri aktarmayı dahi bu yoğun preste başaramadı ve bunun sonuncu olarak henüz birinci bölgede kaptırılan toplar Galatasaray tehditlerine dönüştü. Volkan Demirel gibi formda olduğunda özel performanslar ortaya koyabilen, derbilere ayrıca bilenen bir kaleci bile maçın adamı konumundayken kalesinde iki gol görmüştü bile.

Fatih Terim, Kadıköy’e dair en büyük hayal kırıklığını yaşayan hoca. 6 Kasım 2002’de neden kaybettiğinin hesabını en iyi bilen isim ve Kadıköy’de rest demenin neleri yol açtığını birinci elden deneyimledi. Kadıköy’de kazanmanın forveti çoklamaktan çok kontrollü oynamaktan geçtiği yakın tarihin en kötü Galatasaray’ının Gheorghe Hagi ile Anadolu yakasından puan çıkaran takım olması aslında yolu gösterdi, Telekom Arena’da kazanan takımın yolu da benzer çizgide ilerledi. Kadıköy’de Fatih Terim’in muhtemelen yapacağı ve yapması gereken yine presi öne alan bir orta saha dörtlüsünü ön alan presini harika yapan Elmander ile güçlendirmek ve Fenerbahçe’nin oyununu bozmak olacaktır. Galatasaray kazanmak istiyorsa önce sarı-lacivertlileri durdurmak, hücum planını bozmak zorunda. Çıkarma yapanlar her zaman daha çok kayıp vermeye mahkumdur ve her daim kahraman olma hayalleriyle Kadıköy’e ayak basan parçalı formalılar ligde kendilerini başarıya taşıyan yolla Kadıköy’deki şansını arttıracak gibi görünüyor.

Arena’nın anti-tezi

Fenerbahçe’nin Kadıköy’deki başarısı yadsınamaz ve geçen sezonki beraberliğe karşın taraftarından futbolcusuna, yönetimine kadar ne kadar büyük bir özgüvene sahip olunduğu somut bir gerçek. 3 Temmuz sürecinin birlikteliği arttırması, safları sıklaştırması da psikolojik açıdan bir başka önemli etken. Sarı-lacivertliler sezon boyu neredeyse her golden sonra bağırdıkları, ironi dolu “şike şike!” tezahüratını hiç bu kadar yüksek sesle yapmayı istememişti muhtemelen. Bu motivasyon da yadsınamaz fakat bunu başarmak için öncelikle Türk Telekom Arena’daki maça dönmek gerek. Derbi fatihi Fenerbahçe nasıl olmuştu da Arena’da büyük bir bozguna uğramış, 3-1’in de ötesinde ağır bir psikolojik yara almıştı?

Öncelikle şok presi kıracak bir direnç gösterilememesi kadar bunu teknik açıdan yetersiz oyuncularla denemek de Aykut Kocaman’ın hem hatası hem de zorunluluğuydu. Esas işi arkayı iyi süpürmek, rakip takımın hücumcusunu tutmak olan Fabio Bilica ile bunu yapmaya çalışmak olunca Fenerbahçe’nin zaafına dönüşmüştü. Keza Henri Bienvenu de zaten çok seyrek öne gelen topları o bölgede tutma, tempoyu düşürme ve arkadaşlarına öne çıkma açısından zaman kazandırma yolunda pek yardımcı olamamıştı. Bu kez eldeki malzeme bu presi kırmaya daha uygun. Serdar Kesimal ayağı daha düzgün bir oyuncu ve Moussa Sow gibi elit bir forvet takıma katılmış durumda. Özellikle kendi takım arkadaşlarına pas yolları açabilen Sow’un katkısı epey fark yaratacaktır. Öte yandan pas oyununu Galatasaray’a kabul ettirme amacı gütmesi beklenen Aykut Kocaman için en kritik elemanların tümü merkez orjinli dört parçalı orta sahaya karşı Emre Belözoğlu ve Cristian Baroni’nin ortaya koyacağı performansın önemi de büyük.

Bunun haricinde kaptan Alex’in git gide uyum sağladı Sow’la bir kademe daha atlaması, zaten psikolojisini artık ezbere bildiği Galatasaray maçlarında kendini en doğru ana saklaması beklenenlerden. Miroslav Stoch’un da Galatasaray beklerinden zayıf olanı Hakan Balta karşısına konacak olması ve o bölgede göstereceği muhtemel performans da Fenerbahçe’nin kazanma yolunu açabilir. Ya da Eboue’nin öne çıkışlarını engelleme adına Stoch’u oraya gizli bir tedbir olarak koymak da Kocaman’ın yapabileceği satranç hamlelerinden.

İki tarafın da çeşitli üstünlükleri, avantajları mevcut ve kesin olan yine bizleri keyif dolu bir maçın, gündemin beklediği… Galibiyet yolunu kimin nasıl açacağı maç öncesi kadar sonrasının da konusu. Fatih Terim ve Aykut Kocaman’ın tahtanın başında neler yapacaklarını merakla bekliyoruz.