fumogeni roma lazio - Eurosport
 
Makale
yorum
Futbol > İtalya Ligi

Bülent Timurlenk: Klişeler Liverpool Limanı’na götürür

Bülent Timurlenk: Klişeler Liverpool Limanı’na götürür

Eurosport tarafından
Son güncelleme Önceki gün -
Eurosport tarafından - Önceki gün
İtalya’da yarın Roma-Lazio arasında oynanacak olan maç öncesinde Sabah Gazetesi editörü ve Lig TV yorumcusu Bülent Timurlenk ile derbi ve İtalyan futbolu üzerine bir söyleşi yaptık.

Roma-Lazio denilince akla gelen ilk şey Lazio tribünlerinin sağ, Roma’nın ise sol eğilimli olan tribünleri. Sizce de bu derbiyi farklı kılan bu mu?
Derbilerin tarihini zıtlıklardan tarif etmek her zaman kolaydır. Ancak bu artık doğru mudur? Örneğin River Plate zenginlerin, Boca Juniors fakirlerin; Galatasaray aristokrakratların, Fenerbahçe halkın takımı değiller artık. Roma-Lazio derbisinde de sağ-sol tartışması geçmişte kaldı. Bugünkü İtalya da Avrupa da artık çok farklı.

Geçmişe dönecek olursak Mussolini’nin emri ile Lazio toparlanmıştır, her zaman aşırı sağ görüşlü bir takımdır. Taraftarlar ilk siyahi oyuncu Liverani’nin transferini yürüyüşle protesto ettiler. Roma’nın tribünlerinin sol eğilimi ise bugünlerde yok denecek kadar. 90’lar başından bu yana statta çok az bir yer kaplar oldu sol eğilimli Romalılar. Bu sadece bu iki takım için söylemek de haksızlık olur, 1990 sonrasında baskı ile İtalyan taraftar gruplarının kendilerini ifade etmesi gittikçe zorlaştı.

Bu iki takımın rekabetinde de en önemli yapı taşı kimin gerçekten Romalı olduğudur. Bu argüman da başkentin aldığı göçlerden sonra tarihe karıştı. Her derbide olduğu gibi başkent derbisinde de klişeler mevcuttur ama hepsi de kırılmaya yakın. Bir tarafı tutmak için siyasi anlamlar aramak yerine, bir oyuncuya bir antrenöre bakmak daha doğru olur yoksa bu klişeler silsilesi bizi Liverpool Limanı’na götürür.

AFP


Dünya derbilerini sıralamak her zaman futbolseverlerin arasında popülerdir, siz bir liste yapsanız Roma-Lazio’yu kaçıncı sıraya koyarsınız?
İtalya’da bizden farklı bir sosyolojik yapı var. İtalyan olmak alt kimliktir. Sicilya’ya giderseniz Palermo-Catania, Toscana’da bu soruyu sorarsanız Fiorentina-Siena cevaplarını alırsınız. İtalya yerel derbilerin heyecanını yaşayan bir ülke.

40 yıl öncesinde bir gazeteci İtalya’nın derbisi en çok kupa kazanan iki takımın derbisidir demiş, o zamanın en başarılı takımları da Inter ile Juventus. Ama İtalya'nın derbisi Juventus-Inter demek pek gerçekçilikle bağdaşmaz. Dediğim gibi bu tip klişeler mevcut, ben bu popülerlik sıralamalarına inanmıyorum. Önemli olan hikâyeler değil, sahadaki oyun. Ondan keyif almak keyif almamız lazım yoksa isimler kişiden kişiye değişir.

İtalyan tribünlerini nasıl tanımlarsınız bize biraz daha yakın değil mi?
Bizim tribün kültürümüz parça parça, her yerden biraz var. İtalya ise ayrı bir alt kültüre sahip.Kareografiler örneğin, Milan’ın liderlik ettiği bir İtalya tribün güzelliği. Bunda San Siro’nun köşeli yapısının da payı var tabii ki. Kuzeyde görseller varken, güneyde meşale ve sopalı bayraklar revaçtadır. Roma-Lazio derbisi denildiğinde benim aklıma meşaleler gelir.

Bir de bayrak adamlık konusu var. Roma’da Totti orada durur, Lazio’da ise bu isim devamlı değişir bu konuda dikiş tutturamazlar. Hattâ Roma tribünleri zamanında sizin bayrak adamlarınız bunlar mı diye bir pankart açmışlardı rakipleri ile dalga geçmek için. Yıllar önce Tribün Dergi’de bayrak adamlar için bir yazı yazmıştım çoğu gitti ama Totti hâlâ orada duruyor.

Reuters


Bu sezona dönecek olursak derbiden önce iki takımın durumunu nasıl değerlendirirsiniz?
Bu iki takımın durumuna bakmadan önce İtalyan futbolunu değerlendirmek gerekli. İspanya ile birlikte Avrupa Birliği’nden en çok zarar gören ülke olan İtalya’da sanayinin çöküşü futbolun dibe vurmasına neden oldu. Serie A’daki bu düşüşü sadece şike skandalları ile açıklamak yeterli olmaz, futbola eskisi kadar para girmiyor. Ne medya patronu Berlusconi eskisi kadar güçlü ne de Eto’o’yu satan Moratti.

Ayrıca ürün satışlarından da para kazanamıyor İtalyan takımları. Tüm Avrupa’yı giydirirken kendi taraftarlarını giydiremiyorlar çünkü tribünlerde forma kültürü yok, maça atkılarını alıp geliyorlar. Bir zamanlar maçlara Kappa eşortman giyip giderlerdi. Hattâ Liverpoollular, bir deplasman maçında bu modayla tanışmış, sonradan da bunu Ada'ya taşımıştı.

Lazio ve Roma da şampiyonluğu kazandıkları yıllardaki kadar para harcamıyorlar bu nedenle. Lazio 2000, Roma 2001’de şampiyon olduğunda iki yayıncı kuruluş vardı. Bu iki firmanın rekabeti sayesinde kısa dönemde kazananlar oldu. Şimdi ise yolsuzluk nedeniyle Lazio erime noktasına geldi, Roma’da da Franco Sensi’nin vefatının ardından emaneti alan Rosella Sensi hisselerini sattı; kulüp sırtını Amerikan sermayesine yasladı. Başkentin iki temsilcisi kuzey takımlarına karşın ekonomik olarak yetersiz durumda.

Buna rağmen Lazio’nun Klose transferi turnayı gözünden vurmak gibi oldu. İnişli çıkışlı bir grafik çiziyorlar. Yaşanan sakatlıklar Cisse’nin ayrılması, Atletico’ya karşı koyamamaları Edoardo Reja’nın istifa edip geri dönmesi gibi birçok sorunla boğuşuyorlar.

Imago


Roma ise radikal bir karar aldı. Bana göre İspanya dışında başarılı olmaları çok zor olan İspanyol bir antrenör olan Luis Enrique’yi biraz da Pep Guardiola etkisi ile sadece Barcelona B takımında yaptıklarını referans alarak takımın başına geçirdiler. Takımın tüm transferleri de tartışmaya açık. Osvaldo, Bojan ve Pjanic şampiyonluğa oynayan bir takımın kadrosuna katacağı isimler değil. Ama Enrique bu zorlu virajı dönerek değişimin ilk adımını başarıyla atlattı. Şunun da altını çizmek lazım Franco Sensi başkanlığa devam ediyor olsa çoktan işine son verilmiş olurdu.

Son olarak okuyucularımızla paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?
Şunu da ekleyeyim, herkesin gözü Real Madrid-Barcelona derbisinde. Oysa Roma-Lazio maçının biletleri pahalı değil, yine erkenden alınacak ucuz bir uçak bileti ile bu derbiyi gidip kendi gözleri ile uygun bir fiyata takip edebilirler.