AA

Adana Demirspor 70 yaşında

Adana Demirspor 70 yaşında
Eurosport

10/01/2011 @ 18:31

Memleketin futbol kültüründe her dönem farklı bir yere sahip Adana Demirspor, 2010 yılıyla beraber 70 yaşını da geride bırakıyor.

1940 yılında Demirsporlar seferberliği sürecinde, Demiryolcu işçiler ve çalışanlar tarafından kurulmuş olan mavi-lacivertli ekip, kardeşleri arasında yaşamayı başarmış ve futbolumuzda yer edinmiş bir ekip olarak önemli bir dönemeci aşıyor.

Her ne kadar uzun yıllardır alt liglerde mücadele ediyor olsa da Adana Demirspor, gerek tribünü gerekse de geleneği ile, futbolseverlerin zihninde ve gönlünde anılmaya devam ediyor. En son 2009 Eylül’ünde, (rahmetli başkan Bekir Çınar’ın yoğun çabasıyla organize edilen) Livorno ile yaptığı dostluk maçıyla ülke gündemine bir kez daha kendini hatırlatan Demirspor, aynı yılın yaz aylarında İtalya’da düzenlenen Irkçılık Karşıtı Dünya Kupası’na katılan taraftarları ile de bir ilke imza atmıştı. Son dönemlerde, tribün şovları, yaratıcı tezahüratları ve pankartları ile Demirspor taraftarı, kulübünün çok ötesine geçmiş durumda. “Tribünde bizsek, sahada sensin” diyen Demirspor taraftarı, yeşil sahaya “bize dünümüzü getirin, size yarınlarımızı verelim” diye seslense ve “soylu kavga”larını kentin ve ülkenin çok ötesine taşısa da takımına kademe atlatmayı başaramadı.

En son 1994’te futbol liglerimizin en üst basamağında kendini gösteren Demirspor, 1999’da 3.lige düşerek dip noktasına düştükten sonra, biraz kıpırdanıp kendine gelse de halen üsten üç, alltan ikinci ligte (2. Lig Kırmızı Grup) mavi-lacivert bayrağı dalgalandırıyor. Kurulduğu 1940 yılından itibaren yerel liglerde şampiyonluğu kimseye kaptırmayan Adana Demirspor, ardından 20 yıllık sürede, bir Türkiye üçüncülüğü (1951) ve Türkiye Şampiyonluğu (1953) kazandıktan sonra 1960’da milli lige kabul edilmişti. Ki bu durum da bir ilki temsil ediyor: İstanbul-Ankara ve İzmir dışından milli ligte oynayan ilk takım. Efsane kaptan (Fofo) Muharrem Gülergin, (Füze) Selami Tekkazancı, Kartal Yaşar, (Coral) Ali Hikmet Aydınoğlu, (Met) Ahmet Arıboğan gibi isimlerin damgasını vurduğu ilk dalga başarıların ardından, 1970’lerde tekrar yükselişe geçen takım, 1978’te Türkiye Kupası finali ve Başbakanlık Kupası macerası yaşamıştı. Bu dönemlerde İstanbul takımlarının korkulu deplasmanı haline gelen Demirspor maçları, her daim şenlikli, tantanalı, bol muhabbetli olmuştu. İkinci başarı dalgasında, (Paşa) Hüseyin Çelik, (Kasap) Burhan Sürer, Eser Özaltındere, Rasin Gürcan adları anılmalı… Tabii, Adana Demirspor’dan yetişen ve 1973’e kadar mavi-lacivertli formayı giyen Fatih Terim de (Demirsporlular için kırgın bir şekilde anılsa da) camianın futbola kazandırdığı isimlerdendir. 1980’lerde, Adana’nın siyasi, sosyal ve kültürel düşüşünün takipçisi olarak, Adana Demirspor da eski başarılarını bir daha yakalayamadı. 1990’lardan itibaren, kente hakim olan Aytaç Durak imparatorluğundan, olumlu-olumsuz, çokça etkilenen Adana Demirspor, 2007 ve 2008’te üst üste kaybettiği ekstra-playoff finalleriyle 1. Lig’in kapısından döndü ve bu travmatik finaller kulübün de taraftarın da benliğinde silinmiş değil.

Esasen yeşil sahadan çok tribündeki kitleselliği ile futbol kültürümüzde yer edinen Adana Demirspor, her daim çalkantılı bir camia olmuştu. Bu çalkantılar, kulübün kente önemli bir cazibe merkezi olması, buna bağlı olarak da kulübün içinde (veya dışında) yer almanın bir iktidar ve imaj sembolü haline gelmesi, Demirspor’un istikrarlı bir yönetim altında olmasını her daim zorlaştırmıştı. Kentteki rakibi Adanaspor da, Demirspor’un bu girdabından çıkanların/kurtulanların eseridir. Futbol alanında her zaman Demirspor’dan başarılı olan Adanaspor’un, özellikle “Vilayetspor”ların patlak verdiği ve lig statülerinin değiştiği 1960’larda yükselişe geçmesi, Demirspor’dan farklı olarak iyi yönetilmesinin bir sonucu olduğu söylenebilir. Adanaspor-Adana Demirspor gerginliği/rekabeti/muhabbetini, geçen yıl İletişim Yayınları’ndan çıkan “Sıcağıyla, Acısıyla Adana Futbolu” kitabında farklı boyutlarıyla ele almıştık.

Adana Demirspor, gittikçe mekanikleşen, sayısallaşan, ihale bedellerinin, bol sıfırların uçuştuğu futbol alanımızda farklı bir “anlam”ı ifade ediyor. Kuruluş felsefesi, birlikte olmanın, ortak olanı kurmanın, “biz” olmanın yollarını arama güdüsüne dayanan bir kulübün bu geleneğini, halen tribünleri başarıyla yerine getiriyor. 1940’tan bu yana, önce yöresinde ardından tüm memleket futbolunda sistemli futbol anlayışının temellerini atan, örnek alınan ve peşinden gidilen Adana Demirspor’un, eski günlerine dönmesi için, köklerini ve geleneğini hatırlaması, oradan feyz alması gerekli. Bunun öncüsü olması açısından, örgütlü bir güce sahip tribünlerin kulübün gidişatında daha aktif rol oynaması beklenebilir.

* Yavuz Yıldırım, İletişim Yayınları'ndan çıkan "Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu" kitabının yazarı