Çağrı Develioğlu geride kalan hafta sonunun gündemini yorumluyor, Pazartesi'nin sıkıntısını dağıtıyor.
Bu hafta bunlar konuşuldu!
Nerede o eski basın toplantıları?
Boksu sevme nedenlerinden biri de, maç öncesi ya da sonrası “thrash talk” adı verilen beyanatlardı bir dönem. Muhammed Ali bunun erbâbı, en nadide uygulayıcısıydı. “Eğer beni yenmeyi hayal ediyorsanız, uyanıp özür dileseniz iyi edersiniz” gibi ancak kendisine yakışacak bu cümlenin benzerlerini rakiplerine bizzat söylemekten de beis duymazdı. Anımsayalım...Ezeli rakibi Foreman için, “George Foreman'ı gölge boksu yaparken gördüm. Gölge kazandı.” demişti Efsane Foreman bırakın boksu, hayata küsmüştü.
Eskilerden geriye pek bir şey kalmadı... Unutulmaması icap edilen şeyler yitip gitti. Chisora’nın Vitali Klitschko’ya sayıyla kaybettiği maçın ardından yapılan basın toplantısı. 28 yaşındaki Chisora, 40 yaşındaki tecrübeli eldivene kaybetmiş, açıklamalar yapılıyor. 2011’de Klitschko’ya unvanı kaptıran David Haye’ye laf dokundurma gereği duyan Chisora, “David Haye bir yüz karası. Eğer gerçek bir boksörse benimle dövüşür” dedi. Haye gerekeni yaptı. İki insan azmanı kameraların önünde, çocuk ve kadınların da bulunduğu salonda birbirine girdi.
Yüzünde bir tane çizik olmayan Chisora “Haye kafama şişeyle vurdu. Onu öldüreceğim. O ‘kahrolası’ ödleği vuracağım” dedi, Haye’nin antrenörü Adam Booth kanayan kafasıyla birlikte kadraja girdi. Gözaltına alınan Chisora şimdilik salındı ancak boks kariyeri tehlikede. Ceza alma olasılığı çok yüksek. Haye mi? O şu anda ortalarda yok ve İngiltere’de bir basın toplantısı düzenleyeceğine dair iddialar var. Profesyonel boksu bırakan Haye için geri dönüş şansı!
Jeremy L’out, İlyasova In
NBA’de son haftalara damga vuran bir isim varsa o da kuşkusuz Jeremy Lin. Kobe Bryant’a da kendini tanıtan bu genç adam, mükemmel performansıyla New York’u ayağa kaldırdı, rockstar olma yolunda beş yılda atılacak adımı, 10 günde attı.
Sabaha karşı oynanan maçta ise Ersan ondan rol çaldı. Milwaukee Bucks gibi ‘kötü’ diye tabir edilecek bir takımda bile Scott Skiles isimli zeka küpünün çoğu zaman yedek bıraktığı Ersan, New Jersey Nets karşılaşmasında ilk beş başladı, Skiles’i de utandırdı. Tam 29 sayı atan ve 25 ribaund (13’ü hücum) toplayan milli basketbolcu, kariyer rekorunu kırmayı başardı. Amerika sınırları dahilinde manşete çıkamamış olması onun suçu mu? Tabii ki hayır! New York kırk yılda bir adam çıkartmış, Ersan onların neyine...
Gallerde bir Çinli
Galler Açık’a ses veren Eurosport’un başarılı spikerlerinden sevgili Mehmet Ali Yaman’la çeyrek finaller sonrası sohbetimiz şampiyonluk için Ronnie O’Sullivan’ı işaret ediyordu. Hatta Ding Junhui elenecek, Trump’ı tarumar eden ‘Roket’ şampiyon olacaktı... Ancak şampiyonada ters köşeye yatırdı bizi bu sevimli Çinli.
2009’dan bu yana sıralama turnuvası zaferine hasret kalan Ding, dünya bir numarası Mark Selby’yi ilk seansta oynadığı muazzam oyunla 9-6 yendi, Britanya’yı fethetti.
Brighton’ı severiz, havasından ötürü
Brian Clough’u seven, Colm Meaney’nin harikalar yarattığı, The Damned United isimli şaheserine de bayılır. Clough’un 44 günlük Leeds macerasını geriye dönüşlerle anlatan bu başyapıtta ufaktan da olsa yüzünü gösteren Brighton & Hove Albion da İngiltere’nin kasvetli havasına başkaldıran güneşiyle kontrast oluşturmakla yükümlüdür.
İşte bu ufak kasabanın, düşük bütçeli takımı, Federasyon Kupası beşinci turunda Liverpool’la karşı karşıya geldi. Her ne kadar Liverpool’u sayıp sevsem de böyle eşleşmelerde gönlüm her zaman zayıf olanın yanındadır. Ancak o da bir yere kadar...
Lua Lua 1-1’i yakaladığında Anfield’dakilerin içine bir korku düştü. Ancak Bridcutt, “Siz zahmet etmeyin ben atarım” dedi, kendi ağlarını sarstı. Bu daha başlangıçtı! 71’de yine aynı isim saçmalıklar silsilesi bir hata sonucunda yine topu ağlarına gönderiyor; 74’te Brightonlı Dunk, Takoz Recep’e öykünüyor, saydıra saydıra kendi ağlarına giriyordu.
Bu komik görüntüler sonrası aklıma buna benzer komik anlar geldi. Örneğin birinde yine Liverpool’a rakibi kıyak geçiyordu. 1967 yılında Leeds United kalecisi Gary Sprake topu elinden çıkarmak niyetiyle ileri göndermeye çalışmış, ancak top ne hikmetse (!) kendi ağlarına girmişti. Peki ya 149-0 biten ve galip takımın tek bir gol bile atmadığı karşılaşmaya ne demeli? Hakeme kızan Stade Olymique L’Emyrne oyuncuları hunharca kendi ağlarını sarsıyor, karşı takım Adema ise çılgıncasına top tepen rakiplerini sakinleştirmeye çalışıyordu.
Twitter'dan beni takip etmek için tıklayın.






















You are logged in as administrator