Eurosport

Paris-Nice: ''Güneşe doğru yolculuğun kısa tarihi''

''Güneşe doğru yolculuğun kısa tarihi''

04/03/2017 @ 16:10

80 yılı aşan Paris-Nice'in 75. edisyonu bu sene düzenlenecek. Yarış tarihine kazınan 1984 senesinde yaşananları ve turun bugünlere geliş hikayesini Erman Öner anlatıyor...

Sıra dışı pek çok anı içinde barındıran bisiklet tarihinin başlıca ikonlarından biri şüphesiz ki literatüre ''The Punch'' olarak geçen 1984 Paris-Nice'in beşinci etabında yaşananlar...

Başrollerde Bernard Hinault ve tersane işçilerinin yer aldığı bu olayda her şeyi başlatan ilk kibrit Hinault'nun genel klasmanda gerisinde olduğu rakibi Robert Millar'a, Col de l'Espigoulier'in inişinde atak yapmasıyla çakılır. Britanyalı Millar'ın Hinault'un atağıyla oluşan 20 kişilik kaçış grubuna cevap verememesiyle ise kıvılcımlar yerini çoktan yangına bırakmıştır. Millar'la zaman farkı gittikçe artarken Hinault yarışı kazanacak konuma da gelir ancak lider gruba ulaşan haber Fransızların sevgilisi Bernard Hinault'nun tüm planlarını altüst edecek cinstendir.

Kaçış grubuna ulaşan ilk bilgi La Ciotat tersanesi işçilerinin toplu işten çıkarmaları protesto etmek için bitişe 35 km. kala yarışın geçiş güzergahındaki yolu bloke ettiğini doğrulamaktadır. Miramas'tan La Seyne-sur-Mer'e uzanan etapta 20 bisikletçiden oluşan kaçışın, eylemin olduğu noktaya ulaştığında frenlere asılarak yavaşlamaktan başka çaresi yoktur; yalnız bir kişi hariç!

" Paris-Nice'in çaresizce ellerinden kayıp gitmesine sessiz kalamamış ve kişiliğini de yansıtan bir yöntemle öfkesini dışa vurmuştur"

La Vie Claire'in renkli mayosu içindeki Hinault durmak yerine protestocu grubun içine girerek, en yakınındaki göstericiye yıllar sonra bile hatırlanacak o meşhur yumruğu atmayı tercih eder. Bisiklet fotoğrafçılarının da yakaladığı bu imaj zamanla bisiklet tarihinin kült karelerinden birine dönüşecektir. O günü, ''Millar'la arayı açmıştım, belki de Paris-Nice'i kazanacaktım, tabii protestocular yolu işgal etmeselerdi...'' diye anlatan Hinault, Paris-Nice'in çaresizce ellerinden kayıp gitmesine sessiz kalamamış ve kişiliğini de yansıtan bir yöntemle öfkesini dışa vurmuştur. Çünkü kariyeri zaferlerle dolu beş sarı mayo sahibi Bernard Hinault için 1984'teki Paris-Nice öylesine bir yarış değildir.

Paris-Nice'in 80 yıllık serüveni
Mini Fransa Turu olarak da bilinen Paris-Nice'in ilk startı için 1930'ların başlarına gitmek gerek. Albert Lejeune adındaki Fransız, döneminin hem okurları hem de reklam verenleri tarafından ilgi gören ve söz sahibi kabul edilen iki önemli gazetenin sahibidir. Bunlar Paris merkezli Le Petit Journal ve Nice merkezli Le Petit Niçois'dir. Bu iki gazetenin bulunduğu kentler arasında coğrafi bir bağ kurmak isteyen Lejeune'nin aklına zamanının gazeteler tarafından sıklıkla başvurulan yöntemlerinden biri gelir; iki şehir arasında organize edilecek bir bisiklet turu.

Le Petit Journal

Andre Ledueq, Antonin Magne, Georges Speicher ve Rene Vietto gibi 30'ların ulusal yıldızlarına sahip Fransa'da bisiklet sevgisi tarif edilemez boyutlardadır. Ancak Lejeune farklı bir şeyler yapmakta ısrarcıdır. Öyle ki halihazırda Avrupa'da zaten sayısız tek günlük yarış mevcuttur. Buna karşılık başlarını Fransa, İtalya (İspanya da 1935'te dahil olacak), Katalunya ve Bask gibi haftalık turların çektiği yarışlar ise nadirdir ve zaten Lejeune'nin de Paris ile Nice arasındaki bağlantıyı kurabilmesi için bir günden fazlasına ihtiyacı vardır.

Fransız gazeteci Lejeune yarışın konseptini oluştururken özellikle kış aylarında çok meşhur olan altı günlük pist yarışlarından esinlenmiştir. Pistteki drama ve popülariteyi asfalta taşıma düsturuyla hareket eden Lejeune böylece takvim yaprakları 13 Mart 1933'ü gösterdiğinde Paris'teki Place d'Itale'de bulunan Rozes kafenin önünden ''the Six Jours de la Route'' adıyla ilk Paris-Nice'in startını verir.

Nice kenti ilk kez vitrinde
Kısa sürede halk arasında büyük ilgi çeken yarış, bahar sezonuna hazırlık için bisikletçilerin uğrak bir noktası haline gelirken aynı zamanda Nice'in önde gelen siyasileri tarafından da memnuniyetle karşılanmıştır. Keza çekimleri St.Tropez'de yapılan ve başrollerini Brigitte Bardot ile Roger Vardim'in paylaştığı, vizyona girmesiyle Nice'i kasaba hüviyetinden kurtaracak olan 1956 yapımı ''Ve Tanrı Kadını Yarattı'' filminin gösteriminin yapılmasına henüz 20 seneyi aşkın bir süre vardır ve Nice için tur 30'larda değerli bir ticari araçtır.

Turun bu prestijinin de sayesinde önünde pek çok kapılar açılan Lejeune, 1939 yılında bugün L'Equipe adıyla yayın hayatına devam eden Tour de France'ın kurucusu L'Auto gazetesinin haber müdürü olur. 1941 yılında aynı gazetenin yöneticiliği statüsüne kadar da yükselecek olan Lejeune için sonun başlangıcıysa Almanların Fransa'yı işgal etmesiyle başlar.

''Güneşe Doğru Yarış''
Savaş sona erip de Alman işgali 1946'da bittiğinde geride 1940-45 arası organize edilememiş bir tur ile Nazilere destek verdiği gerekçesiyle yargılanıp idam cezasına çarptırılan bir Lejeune vardır. Lejeune'in infazının ardından 1946'da tekrar pedallanacak olan ''Güneşe Doğru Yarış'' , 1951'de Paris-Cote d'Azur adıyla bir kez daha düzenlenene kadar ki üç seneyi kimsenin sahip çıkmadığı, gözden düşmüş bir tur olarak geçirir.

1954'te nihayet nihai ismi Paris-Nice'i alan tur 50'lerin önemli yarış organizatörü Jean Leulliot'un kanatları altına girince adeta yeniden doğar. Fransa turundaki ilk kadınlar yarışı, son 3 km. kuralı, amatörler için mini-Fransa turu gibi bisikletteki pek çok yeniliğin öncüsü olan Leulliot'nun 1982'de ölümünün ardından yarışın patronluğunu bu sefer kızı Josette üstlenir.

İki Tour de France şampiyonu Laurent Fignon 1993'te emekliliğini açıkladığında artık bisikletle işinin bittiğini düşünüyordu. Ancak aradan geçen aylarda hayatındaki boşluğu doldurmakta zorluk çeken profesör lakaplı Fignon bisikletle olan ilişkisine Paris-Nice'i satın alarak geri dönmeye karar verir.

Laurent Fignon

Ancak altı günlük turun direktörlüğüne soyunan Fransa şampiyonu için yeni işi sandığından daha zordur. Belediyelerle gerekli anlaşmalar, polis eskortları, sponsorlarla protokoller... 2010'da kanserden hayata gözlerini yuman Fignon için organizatörlük fazla karmaşık ve streslidir. Bunu fark etmesi ise çok zaman almayan Fignon başarılı tur patronluğuna rağmen yarışı bugünkü organizatörü ASO'ya satar ve günümüzün Paris-Nice'inin temelleri böylece atılmış olur.

Podyum Col d'Eze'den geçer
Paris-Nice'i bu kadar sembolik yapan onun biricik doğası. Çoğunlukla prologla başlayan, güneye inildikçe hava şartlarının iyileştiği yarışın son günüyse yazdan kalma bir hava eşliğinde genel klasmanın nihai sonucuna varacağı geleneksel Col d'Eze tırmanışıyla son bulur.

Paris-Nice'in en fazla kazananı unvanıysa elde ettiği toplam yedi şampiyonlukla Sean Kelly'ye aittir. Bu klasmanda İrlandalı bisikletçiyi beş zaferle Jacques Anquetil takip ederken, Merckx 52 etap galibiyetiyle yarışa farklı bir alanda damgasını vurmuştur. Ancak içlerinden biri başarılarıyla değil, kaybettikleriyle yarışa izini bırakır.

Tıpkı elde ettiği onca klasiğe rağmen yarı klasik Omloop Het Nieuwsblad'ı kazanamamış Boonen ya da Tour de France'ın aksine İspanyol olarak Vuelta'da mutlu sona ulaşamamış Indurain gibi Bernard Hinault'un da başarılarla dolu kariyerinin eksik parçası Paris-Nice şampiyonluğu olmuştur. Tam da bu yüzden 1984 turundan kazanmaya daha önce hiç olmadığı kadar yaklaştığında bu sefer kaybetmemek için her şeyi göze almıştır, yumruk dahil.

Erman Öner