Eurosport

Hesap Günü: Bir Obradovic - Spanoulis hikayesi

Hesap Günü

20/05/2017 @ 13:26

Euroleague tarihinin iki efsanesi Zeljko Obradovic ve Vassilis Spanoulis arasındaki soğuk rüzgarların hikayesini Levent Leventçi kaleme aldı.

An itibariyle Avrupa basketbolu her ne kadar oyun kalitesi açısından soru işaretlerine sahip olsa da yarattığı hikayeler yıllarca kulaktan kulağa yayılmaya devam edecek. Pazar akşamı belki de o hikayelerden en epik olanını izleyeceğiz. İyi kariyerlerini, zor yolu seçtikten sonra efsane statüsüne yükselten iki isim. O efsane statüsünü 20 yıl arayla İstanbul’da kazanan iki isim ve daha önemlisi 21 Haziran 2010’dan beri birbiriyle hiç konuşmayan iki isim. Avrupa basketbolunun gördüğü en büyük koç Zeljko Obradovic ile Avrupa’nın gördüğü en büyük winner Vassilis Spanoulis; yılların hesabını pazar günü, efsane statüsüne geçtikleri İstanbul’da kapatacaklar.

21 Haziran 2010 öncesi
Zeljko’nun oyuncu olarak gayet tatmin edici bir kariyeri vardı. 31 yaşında Partizan’ın oyun kurucusu olarak Yugoslavya Milli Takım kampında olduğu sırada ona Partizan’ın koçluğu teklif edildi. Zeljko önündeki EuroBasket ile koçluk fırsatı arasında bir tercih yapmak zorundaydı, koçluğu seçti. Bunu Zeljko’dan başka yapacak kaç insan var kestirmek zor. Zeljko devraldığı Partizan’ı yaş ortalaması 22’nin de altında olan bir kadro ile İstanbul’da Euroleague şampiyonu yaptı. Hem de kimsenin şans tanımadığı bir dönemde. Djordjevic’in son saniye basketi sadece Partizan’ı Avrupa’nın en büyük kulübe yapmadı, Zeljko’yu da 32 yaşında bir efsaneye dönüştürdü. Daha sonra Badalona ve Real Madrid ile madalya koleksiyonunu geliştiren Zeljko 1999 yılında, daha sonra 2. evi olarak göreceği Atina’ya gitti. 1999’da başlayan serüven, 2000 yılında ilk meyvesini verdi. Euroleague finalinde Maccabi’yi yenen Panathinaikos şampiyon oldu. 1 sezon sonra mevcut karışıklıklar yüzünden Suproleague’de mücadele eden Panathinaikos bu sefer finalde Maccabi’ye kaybetti. 1 sezon sonra ise Euroleague tarihinin en kaliteli finalinde Messina’nın Bologna’sını yenerek madalya koleksiyonunu genişletti Zeljko. O yaz Bodiroga’yı Barcelona’ya kaptıran Panathinaikos’ta duraklama dönemi başladı. Bodiroga’nın Pesic ile Barcelona’yı ilk sezonunda şampiyon yapması, daha sonra Pesic’in takımda istemediği Saras’ın Maccabi’ye geçmesi ve Gershon önderliğindeki Saras-Parker-Vujcic üçlüsünün Avrupa’yı domine etmesi, Zeljko’yu her zaman gördüğümüz sahneden uzaklaştırdı. Yerel ligde sürekli Panathinaikos dominasyonu vardı ama Avrupa’da alıştığı günlerden uzaktaydı

Panathinaikos. 2005/2006 sezonu öncesi gidişatı değiştirmeye kararlı gözüken Panathinaikos; Maroussi ile Yunanistan Ligi’nde adeta şov yapan 23 yaşındaki Vassilis Spanoulis ile anlaştı. Alvertis, Tomasevic gibi veteranların yanına Diamantidis, Lakovic, Spanoulis gibi potansiyelli ve enerjik kısaları monte eden Panathinaikos, TOP 8’in son maçında Serkan Erdoğan’ı durduramadı ve TAU’ya elendi. Bu Obradovic’in TOP 8 kariyerindeki ilk ve hâlâ tek seri mağlubiyeti. Bunun travması ağır oldu. Taraftarın sevgilisi Lakovic, Final Four’un 2007 yılında OAKA’da yapılacağını bilmesine rağmen takımdan ayrılıp Barcelona’ya gitti. Hem GATE 13 hem de Zeljko Obradovic, Lakovic’i asla affetmedi. Aynı dönemde Spanoulis de takımdan ayrılıp Houston ile NBA şansını denedi. Spanoulis’in NBA kariyerinden akılda kalan tek şey Jeff Van Gundy ile olan efsane diyaloğuydu.

Spanoulis: ‘’Koç ben Avrupa’nın T-MAC’iyim, bana daha fazla süre vermen lazım.’’

Jeff Van Gundy: ‘’Ben zaten gerçek Tracy Mcgrady’e sahibim.’’

Yaşanan önemli ayrılıklara rağmen Panathianikos, OAKA’da Avrupa şampiyonu olmayı başardı. Obradovic 5 yıl sonra yine zirvedeydi ve bu sefer yanında Bodiroga değil Diamantidis vardı. 2007/2008 sezonu öncesi Spanoulis NBA kariyerini kısa kesip, Panathinaikos’a döndü. Hem de yanında Avrupa basketbolunun en önemli guardlarından Sarunas Jasikevicius da onunla birlikte geldi. İlk sezon büyük bir hayal kırıklığı oldu ve TOP 8 dahi oynayamadan elendiler. 2008/2009 sezonu ise her anlamda muhteşemdi. 3 guardlı sistemiyle Avrupa’da çığır açan Obradovic, dönemin süper gücü olan Messina’nın CSKA’sını yenerek şampiyon olurken Vassilis Spanoulis ise Final Four’un en değerli oyuncusu seçildi. 2009/2010 sezonu ise yine büyük bir hayal kırıklığına sahne oldu. TOP16’da Navarrolu Barcelona ve Vujosevic’in Partizan’ı ile aynı gruba düşen Panathinaikos yine erken havlu attı. Ancak bu süreçte Panathinaikos’un ligdeki dominasyonu sürekli kupalarla taçlandı.

2010 yazında serbest kalacak Spanoulis’e 3 yıllık gayet yüklü bir kontrat teklif etti Panathinaikos. Taraflar kontratın kusursuz olduğuna emindi ancak 21 Haziran 2010’da Spanoulis son prosedürleri düşünmek için kardeşinin düğününden sonra 2-3 güne ihtiyacı olduğunu söyledi Obradovic’e. Hikayenin 21 Haziran 2010’a kadar ait olan kısmı daha çok Zeljko Obradovic ve başarılarıyla ilgiliydi. 21 Haziran 2010 sonrası ise Avrupa basketbolunun kaderini başka biri çizmeye başladı.

21 Haziran 2010 sonrası
Obradovic’in beklediği telefon bir türlü gelmedi. Panathinaikos’ta aradığı duygusal ortamı bir türlü bulamayan Spanoulis; menajerinin de etkisiyle bir başka Yunan devi Olympiacos’a transfer oldu. GATE13 ve Obradovic; Lakovic’ten sonra yine ihanete uğramıştı. Spanoulis ise 10 yılı aşkın süredir yaptığı tonla harcamaya karşın ligi ya da Euroleague’i kazanamayan bir rakibe gitmeyi tercih etmişti. İlk sezonda yani 2010/2011 sezonunda Olympiacos ağır favori olarak girdiği seride Siena’ya elenirken, Obradovic ve Diamantidis müzeye bir Euroleague kupası daha ekledi. Spanoulis tamamen kaybeden pozisyonunda gözüküyordu ancak işler sonraki sezon tersine döndü. İstanbul’da tarihin en güçlü CSKA Moskova’sını mağlup eden Olympiacos şampiyonluğa ulaştı. 1997’de David Rivers’ın getirdiği şampiyonluktan sonra bir ilkti bu. Aynı sezon ligi de alan Olympiacos 15 yıl sonra ilk defa iki kupayı kazanmış oldu. O sezon sonunda Zeljko, Panathinaikos’tan ayrıldı. Spanoulis ise Londra’daki finalde 2. yarı Real Madrid potasına 22 sayı atarak arka arkaya 2. şampiyonluğunu kazanmış oldu.

" Spanoulis bir anda kıta basketbolundaki tüm dengeleri değiştiren adam oldu"

Panathinaikos’tan ayrılıp Olympiacos’a gittiği ilk sezon karakterinden şüphe edilen Spanoulis, bir anda kıta basketbolundaki tüm dengeleri değiştiren adam oldu. 2013/2014 sezonunda Zeljko, Fenerbahçe ile anlaştı. Her ikisi için de can sıkıcı bir sezon oldu. 2014/2015 sezonunda ikilinin yolları bu sefer Madrid’deki Final Four’da kesişti. Spanoulis 2.’likle yetinirken, Zeljko 4. olarak tamamladı hafta sonunu. 2016’da ise Spanoulis TOP 8 bile yapamazken Zeljko özlediği Euroleague kupasını sadece 1 box out ile kaçırdı.

Kader onları 21 Mayıs 2017’de, efsane oldukları yerde yani İstanbul’da karşı karşıya getiriyor. 21 Haziran 2010’dan beri beklenen o telefon çağrısının hesabı da pazar akşamı görülecek. Bakalım bu hesabı yıllarca Olympiacos’u yenerek kupa kazanan Obradovic mi yoksa Olympiacos’a geçişiyle beraber; Obradovic’in Panathinakios’ta kurduğu hanedanlığı yıkan Spanoulis mi söyleyecek. Sarunas Jasikevicius’un dediği gibi ‘’Asla Zeljko Obradovic’e karşı bahis yapmamalısınız.’’ Ancak eğer biri bu deliliği yaparsa emin olun o isim Spanoulis’ten başkası değildir. Sakal eğer 21 Mayıs akşamı kazanırsa, hem Avrupa basketbol tarihinde Obradovic’e karşı bahis yapıp kazanan tek oyuncu hem de Euroleague tarihinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olacak. Artık söz 1992, 2005 ve 2012’de kupayı gönlünden geçen tarafa hediye eden, iki tarafın da kariyerini şekillendiren İstanbul’un.

Levent Leventçi