AA

Güvercin tedirginliğinde şampiyonluk

Güvercin tedirginliğinde şampiyonluk

12/08/2017 @ 10:51Güncellendi 12/08/2017 @ 19:31

Ramil Guliyev'in tarihi zaferine sevinirken, Türkiye'nin yakın geçmişte yaşadığı doping kâbusu ister istemez akıllara geldi. Zafer anında hissettiklerini editörümüz Sargın Tekşal kaleme aldı.

Urla’da bir yaz akşamı. Terasa açılan pencereyi aralamış iki genç kafadar olacaklardan habersiz, Londra 2012’deki atletizm müsabakalarının akşam seansını izliyor. Kadınlar 1500 metre finalinin başlamasıyla beraber bizde bir kıpırdanma, yanımızdaki mangalın başında duran Kurtuluş Amca henüz olaya vakıf değil. İlk metrelerden itibaren tempoyu belirleyen ve sürekli önde koşan genç Gamze, Aslı ablasının son 300’de yaptığı atağa son 100’de eşlik ediyor ve Türkiye tarihe geçecek(!) bir dubleyle altın-gümüş madalyanın sahibi. Urla’daki üçlü şaşkın gözlerle sevinirken, ‘’Koş Süreyya koş’’ sloganıyla atletizm kahramanlarına alıştırılan gençlik, kendilerine sunulan masalla geceye umutla nokta koyuyor…

Geride kalan yıllarda hikayenin acı gerçekleriyle yüzleşmenin ardından yine televizyonun başındayım. Sahne yeniden yağmurlu ve kasvetli Londra, perdede ise 2017 Dünya Atletizm Şampiyonası var. O geceye kadar 34 sene boyunca üç madalya kazanabilmiş Türkiye’nin istim üstündeki sprinteri Ramil Guliyev, en güzel 200 metresini koşmak için takozun ince ayarlarıyla meşgul. Bir Türk atletin 200 metre finalinde varolmasının kıymetinin farkındayken, podyum şansının da hiç az olmadığının hesaplarındayım. Rio 2016’da kürsüye çıkan üç isim de çeşitli sebeplerle Londra’daki finalde değil. Bolt sadece 100 metreye odaklanmak için yok, Andre De Grasse son gün sakatlığının ardından çekildi, Christophe Lemaitre ise yarı finalde veda etti. Atletizmin yeni popstarı Wayde van Niekerk, sezonun en formda ismi Isaac Makwala ve yarı finalde rakiplerine korku salan Jereem Richards’ın arasından sıyrılırsa madalya çıkaracak Ramil.

" İçimde sonsuz sevinç var ama eski defterlerden dolayı güvercin tedirginliğiyle kutluyorum efsanevi zaferi"

Ve yarış başladı. Harika çıkan Ramil son 100 metreye önde girerken, pisti arşınlamaya başlayan van Niekerk aniden öne fırlıyor. Ancak Ramil pes etmiyor, güçlü bir kapanışla finiş çizgisini ilk sırada geçerek şampiyonanın en büyük sürprizlerinden birine imza atıyor. Tüm Türkiye ile beraber ağzım açık ayaktayım. İçimde sonsuz sevinç var ama eski defterlerden dolayı güvercin tedirginliğiyle kutluyorum efsanevi zaferi. Gözümün önünde bir an doping cezası sebebiyle apoleti sökülmüş Türk atletler geçit töreni yapıyor. Geçen saniyelerle beraber mantık devreye giriyor ve Ramil Guliyev’in buraya nasıl geldiğini düşünüyorum...

L'arrivée du 200m des Mondiaux de Londres avev la victoire de Ramil Guliyev d'un souffle devant Wayde van Niekerk

L'arrivée du 200m des Mondiaux de Londres avev la victoire de Ramil Guliyev d'un souffle devant Wayde van NiekerkGetty Images

Berlin 2009’un mitolojik kahramanı Usain Bolt 19.19 ile uzun yıllar zirvede kalacak 200 metre dünya rekorunu kırarken, Azerbaycan’ın 19 yaşındaki sprinteri Ramil Guliyev o gün tarihe pistte tanıklık edenlerden. 2007’deki Dünya Gençler Şampiyonası’nda 200 metrede gümüş madalya kazanan Guliyev, 2009’daki Avrupa Gençler Şampiyonası’nda ise podyumun zirvesindeydi. Başarılarla dolu gençlik kariyerini 2009’da koştuğu 20.04 ile süsleyen Ramil, o derecesiyle junior kategorisi (20 yaş altı) 200 metrede hâlen Bolt’tan sonraki en iyi zamanın sahibi. Böylesine sağlam bir alt yapıya sahip olan sprinterin kariyerindeki duraklama dönemi ise Azerbaycan’dan Türkiye vatandaşlığına geçerken yaşandı. 2010 yılında Fenerbahçe için yarışmaya başladı ama 2011’de Türkiye vatandaşı olmak için yaptığı başvuru ufak çaplı bir krize sebep oldu. Azerilerin izin vermemesi üzerine Londra 2012 başta olmak üzere önemli organizasyonları kaçıran Ramil Guliyev, sağ ayak bileğinden geçirdiği ciddi sakatlığın etkisiyle doğal olarak ritmini kaybetti ve Nisan 2013’te Türkiye mayosuyla pistlerde boy gösterebildi. Pekin 2015 ve Rio 2016 gibi majör yarışlarda final koşarak Türk atletizminde kısa kulvara yeni bir soluk getiren sporcunun son iki yıldaki istikrarlı çıkışı dikkat çekiyor. Londra’ya gelmeden evvel katıldığı 11 yarışı da kazanan ve 2015’te 200 metreyi 20 saniyenin altında (19.88) koşmayı başaran Guliyev, 6 Temmuz’da ise 100 metreyi 9.97’de koşarak 10 saniye barajının da altına indi. Tarihte 10 ve 20 saniye barajını yıkabilen iki beyaz sprinter var: Christophe Lemaitre ve Ramil Guliyev.

" Yaptığı tespitte haklı çıkarak bizleri utandıran Dobriskey ve Türk atletizmini o olayla tanıyan insanları, Ramil Guliyev gibi ilmek ilmek örülen kariyerlere sahip sporcularla ikna etmek zorundayız"

Bu gösterişli geçmişin ardından Ramil Guliyev’e güven duymak için yeterli doneler elimizde. Ancak bu başarıya yönelen kuşkulu bakışları da anlayışla karşılamamız lazım. Londra 2012’deki Aslı Çakır Alptekin-Gamze Bulut dublesinin ardından yarışın kirli olduğunu ima eden Britanyalı atlet Lisa Dobriskey’e Türk basınının o gün yaptığı hakaretler hafızalardaki yerini koruyor. Sadece birkaç yıl sonra yaptığı tespitte haklı çıkarak bizleri utandıran Dobriskey ve Türk atletizmini o olayla tanıyan insanları, Ramil Guliyev gibi ilmek ilmek örülen kariyerlere sahip sporcularla ikna etmek zorundayız. Atletizm geçmişimizdeki lekeyi silmek ve gelecek zaferleri tereddütsüz kutlamak için bu vazgeçilmez bir şart. Finalden sonraki röportajında ‘’Daha fazla madalyalar kazanabilirim’’ diyen dünya şampiyonu Ramil Guliyev de pistte ve hayattaki sağlam duruşuyla bu ümitlerimize önderlik edeceğe benziyor.

Sargın Tekşal